Bilim anlayışının neresindeyiz?

A -
A +

Modernlik iddiasındaki aydınımızın zihinsel arka planında insansızlaştırılmış bir bilim anlayışı var... İnsanın duygularından, sezgilerinden ve inanç dünyasından koparıldığı, mekanik ölçülerle yorumlandığı, makine-insan karışımı materyalist bir anlayıştır bu.. Rönesansla başlayan bu tarihî olgu 3 asır sonra Türk insanına musallat olmuş, çağdaşlaşma gayretlerimizin ana harcı haline gelmiş... Bu bakış Rönesans sonrası 20. yüzyılın başlarına kadar Batı dünyasında hükmünü sürdürmüşse de bugün itibar edilmeyen bir görüş olarak rafa kaldırılmıştır... Ancak benim aydınım Batı'nın terk ettiği bu materyalist anlayışta ısrarlıdır. 200 yıldan beri yeniden yapılanma ve kalkınma planlarımızın temelinde bu mekanistik insan anlayışı var... Bu anlayış Anadolu insanının kültürel yapısına ve inanç dünyasına ters düştüğü için ruhsal dengesini ve toplum huzurunu bozmuştur... İnsanımız bir ikilem içindedir... İnsansızlaştırılmış bilim anlayışı eğitim sistemimizin temeline oturtulduğu için toplumsal barışı bulamıyoruz... Batı'nın terk ettiği 400 yıllık bilim anlayışını biz neden bu kadar ısrarla sürdürüyoruz anlaşılır gibi değil. Materyalist bilim anlayışından holistik bilim anlayışına geçmek için 400 yıl bekleyen Batı dünyası gibi, bizim de 400 yıl beklememiz mi gerekiyor... "Her gün yeni doğarız, Bizden kim usanası" diyen Yunus'un nesillerine yakışır mı bu...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.