100 yıl uyutulmuş olmak ve hâlâ uyanamamak anlaşılır şey değil.. Bizim bilim adamlarımız, geçen 20. asrın başlarında Batı bilim dünyasında ard arda yer alan bilimsel devrimlerden habersiz kaldılar; 200 yıl önce Saint Simon'la başlayan ve Auguste Comte ile şiddetlenen pozitivist bilim anlayışından kopamadılar. Oysa "Pozitivizm" ile başlayan, doğruyu arayışta, sosyal hareketlerin izahını da içeren ve aklı ilahlaştıran determinist görüşler, 20. yüzyılın başında karşıt bilimsel devrimlerle üstüste darbeler yedi, bilimsel sonuçların kesin ve mutlak doğrular olmadıkları, her an yanlışlanabileceği ispatlandı. Ancak bizim bilim dünyamızın 20. yüzyılın başlarında yeralan bu devrimlerden haberi bile olmuyor. Kuvantum Fiziği, Newton fiziğini rafa kaldırıyor. Teorik fizik ve bilim felsefesi alanındaki bu yeni görüşlerde imzası olan düşünürlerin 20. yüzyılın başlarında yayınladıkları eserlerin birçoğu 100 yıl, bir kısmı da 70-80 yıl gecikmeyle dilimize tercüme ediliyor.. Birçoğu hâlâ tercüme edilmiş değil. Popper'in "Bilimsel Araştırmanın Mantığı" kitabı 1934'te yayınlandığı halde, Türkçeye ancak 3 yıl önce tercüme edildi. Bilim dünyasını kaç yıl geriden takip ettiğimizi artık anlayabiliriz. Birilerinin bizi uyuttuğu müzmin bir gerçek. *** Müceddid-i Elf-i Sâlis'ler "Müceddid-i Elif-i Sâlis" demek "Üçüncü Bin Yılın Yenileyicisi" demektir. Şimdi bizde böyle iddialı yenileyiciler var.. İslamiyeti sorgulayalım derken, arada bir İslamı sorgulama hatasına da düşüyorlar.. Aman bu müceddidlere (!) dikkat edelim..