Batı dünyası, bilim hakkında beslenen pozitivistik inançlara eskisi kadar güvenmiyor. Daha doğrusu pozitivist bilim anlayışı bugün için modernlik sıfatını haketmiyor artık. Modern bilim diye Türk aydınına yutturulan katı Pozitivizm, Marksizm, Freudizm, Darwinizm teorileri bir zamanlar kendi alanlarında olup biten herşeyi açıklayıcı güçte görülüyorlardı. Bu teorilerin her biri o zamana kadar bize kapalı olan bir dünyayı açıyordu sanki.. Hatta bu teorilere inanmayanlar gerçeği görmemekle, dahası inkar etmekle suçlanıyorlardı.. Oysa onların en zayıf noktaları görünürdeki bu güçleri idi.. Dahası var Newton fiziğine bile bugün için modern sıfatı verilemiyor.. Einstein ve kuvantum fiziği keşfedileli beri Newton fiziği bilim tarihinin bir paradigması olarak rafa kaldırılmış bulunuyor.. Büyük Fizikçinin çekim yasaları, evrenselliğini artık koruyamaz oldu.. 20. yüzyılın başına kadar Rasyonalizm ve mantıksal Pozitivizmin evreni ve eşyanın sırrını açıklayabilecek bir güce sahip olduğuna inanılıyordu.. Oysa bugün en çok bahsi geçen ve üzerinde titizlikle çalışılan atom parçacıklarının bile niteliklerini ve aralarındaki ilişkileri tamı tamına öğrenebilmiş değiliz. Bilim atomun dünkü tarifi ile bugünkü tarifi arasında hâlâ tereddüt halinde.. Einstein kâinata açıldıkça fizik yasalarının sürekli değişikliklere maruz kalacağını söylüyordu.. Heisenberg ise "atom fiziğindeki garipliklerin açıklanması ancak eski ve pek benimsenmiş klasik düşüncelerin bırakılmasıyla mümkündür" diyor.. Bu düşüncelerin determinizm yasaları ve nedensellik ilkeleri olduğunu anlatmaya lüzum olmasa gerek.. Türk aydını pozitivizm, Marksizm ve tarihselci yaklaşımların etkisiyle hâlâ geçmişin bilim anlayışında ısrar ediyor, ve modern bilim dünyasını bir türlü yakalayamıyor.. Ama çağdaşlığı da kimseye bırakmıyor..