Bilimperestlik

A -
A +

Ortalama aydınımızın bilimperest görünme zaafı var.. Bu aydın bazen bir profesör de olabilir, herhangi bir üniversite mezunu da.. Bilimin bizzat kendisinden daha bilimcidir bunlar.. O kadar ki, bilim bazen kendi doğrularının yanlışlığını ortaya koysa bile, bu aydınlar (!) bilimin yanılacağını kabullenemezler; aşırı bir yobazlık gösterirler. Bilimperestlerin bu hali, aslında şuuraltında yatan Avrupaperestliğin acınacak bir görüntüsüdür.. Oysa atomaltı dünyası hemen hemen yüz yıldan beri bilimin, bilimsel araştırmaların yanılabileceğini öğretti bize.. Protonlar, nötronlar, bilimin temeline dinamit koymuş gibi, bilimsel mantığın -metodolojinin- özdeşlik ve çelişmezlik ilkelerini yıkmadılar ama çürüttüler.. Bir şey aynı zamanda hem kendisi hem de başka bir şey olabiliyordu.. Bir şey aynı zamanda iki yerde görünebiliyordu.. Bu durum bilime karşı güveni sarsmıştı.. Epstemolojik alanda yeni problemlerle karşılaşabilecektik.. Ancak, bilim yanılabiliyordu ama, bize bu yanılgıları bildiren de yine bilimdi, bilimsel araştırmalardı.. Bu yüzden, bilimin bize ilk tavsiyesi, "bana inanın ama bilimperest olmayın, çünkü ben yanılabilirim, yanıldığımı, yanılgılarımı doğrulasam bile yine yanılabilirim, ama yine doğrularım.." Eski insanlar, ışığın gözden eşyaya yansıdığına inanıyorlardı; bilim daha sonraları bunun aksini ispatladı ışık gözden eşyaya değil, eşyadan göze yansıyordu.. Bilim bu optik yasayı düzeltmişti ama, bu sefer de ışığın hızında yanılmıştı.. Düne kadar ışık hızını 300 bin kilometre olarak hesaplayan bilim, şimdilerde yanıldığını, 300 binden 300 defa daha hızlı hareket ettiğini ortaya koydu.. Princeton Üniversitesi'nin NEC Enstitüsü bilim adamlarından Dr. Lijun Wang, bu çalışmasıyla fizik kurallarını altüst etti.. Bu buluş onu, bir olgunun başlamadan önce bitmesinin mümkün olabileceği düşüncesine inandırdı.. Bir olgunun sonunun başlamadan önce meydana gelebileceğini ve bilinen zaman kavramının çökeceğini ispatladı.. Wang'ın bu buluşu, zamanın ileri-geri gittiğinin ipuçlarını veriyor bize.. Yoksa zaman mutasavvuflarımızın dedikleri gibi bir vehim miydi?  Şimdi bilimin yanıldığı noktaları burada sıralamak uzun sürer.. Dün ispatlandığı iddia edilen bilimsel gerçeklerin bugün mitolojik bir değeri bile yok.. Ne var ki bilimsel düşünce yanılsa bile sonunda kendisini düzeltici bir özelliğe sahip.. Biz bilimin gerçekçilik iddiasını da seviyoruz, yanılgısını da.. Ama mutlaklık iddiasına her zaman karşı geleceğiz.. Çünkü bilimin kendisi de itiraf ediyor ki, her zaman yanılabilir.. Mutlak hakikatı bulmanın yolu, mutlak hakikatın varlığına inanmaktan geçer.. Bizce bilim, eğrisiyle doğrusuyla, hatta bâtıl inançlarıyla gelişme çağında olan ayrı bir değerler yumağı.. Yumağı. Bilim zaman ve mekan kavramları içinde ister gerçek, ister vehim olsun düşe kalka da olsa bizi bilinçli bir şekilde bilmediğimiz bir yerlere doğru götürüyor.. Zamansızlaştırılmış, mekansızlaştırılmış oluşlara kadar.. Ama ondan ötesi de var.. O buradaki bilgilerimizin, buradaki birikimlerimizin ancak bir hatıra olarak kalacağını umuyoruz..  Bilime güvenimizi yitirmeyeceğiz, her bilimsel buluşu da kesin bir gerçekmiş gibi kabul etmeyeceğiz.. Çünkü matematikte bile tam bir kesinlik yok.. Kuvantum fiziği nasıl Newton fiziğini sarstıysa yarın başka bir sistem de Kuvantum fiziğini sarsabilir.. İnsanlık daha birçok sistemlerle karşılaşacak bilimperestliğin bilime ters düştüğü anlaşılacak.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.