Bizde bilimi ve bilimsel bilgiyi sorgulamak, bilimsel olguları irdelemek ve eleştirmek tehlikeli bir iştir.. Dokunulmazlığı vardır bilimsel paradigmaların.. Oysa Batı bilim dünyası, bilimi ve onun dayandığı pozitivizmi, rasyonalizmi eleştirmek, bilimsel bilginin ve bilimsel paradigmaların mutlaklık iddialarını çürütmekle geçirdi koca bir yüzyılı.. Newton fiziği kâinatta olup bitenleri açıklamamıza yetmiyordu artık.. Kuvantum fiziği bütün hesapları altüst etmişti.. Bilimsel araştırmaların klasik mantığı, atom altı dünyasında olup bitenleri açıklayamıyordu; ya da yanlış açıklıyordu.. Kuvantum fiziği, bilimde karşı bir devrimdi.. Atom kuyusundaki parçacıklar aynı zamanda dalga olarak görünüyorlardı.. Bu hal, bilimsel-pozitivist mantığın, "bir şey ne ise odur, başka bir şey olamaz" özdeşlik-ayniyet ilkesini çürütüyordu.. Bu durumda pozitivist mantığın, mutlaklık ve kesinlik iddiası sarsılıyor, atomaltı hesapları artık Kuvantum fiziğiyle yapılıyordu.. Bilimsel sosyalizm, tarihi materyalizm ve Marksizm, 20. yüzyılın başlarında, Batı bilim dünyasının efsâne olarak arka-plana attığı bir konu iken, bizim aydınlarımız ancak Sovyetler Birliği'nin yıkılışından sonra ayılabildi.. Arkamızda 3 çeyrek asrı geride bırakarak.. Türk aydını, koca bir yüzyıl boyunca âdetâ uyutulmuş, afyonlanmış, Batı bilim odaklarının bilimde yaptıkları karşı devrimlerden pek nasibini alamamış; bilimsel sosyalizm (!), başka bir tabirle Marksizm, kültür ve bilim çevrelerimizin gündemine oturmuştur. Bugün bile pek az bilim adamımız Kuvantum fiziğinden haberdar.. Birçoğu hâlâ pozitivizm dogmasından kurtulamamıştır.. Onlar hâlâ pozitivist bilimin bizi mutlak hakikatlere götüreceğine inanmaktadırlar. Oysa bugün Kuvantum öncesi klasik bilim anlayışı bir zamanların paradigması olarak anılıyor. Benim aydınım ve bilim adamım ise o paradigmayı öyle dogmalaştırmış ki, eleştiriye bile tahammülü yok.. Nasıl olsun ki, 1934'te yayınlanan Karl Popper'in "Bilimsal Araştırmanın Mantığı" 1998'de Türkçe'ye çevrilmiş. Buna karşılık bizim aydınımız bilim alanında hâlâ pozitivist mantığın peşinde arıyor gerçeği. Bunun içindir ki, Einstein'ın izafiyet teorisi bile bizde bir fantezi olarak karşılanır.. Son olarak şunu söyleyebiliriz: Yeni teoriler bazen eski teorileri içerse bile, pozitivistlerin iddia ettikleri gibi bilim tüme varımsal metotlarla değil daha çok tümden gelimli metotlarla ve bazen de metafizik önermelerle sıçrayabiliyor.. Eskiden ışığın dalga veya parçacıklardan oluştuğunu bildiren metafizik önermeler artık bilimsel olarak ispatlanabiliyor. Bunun içindir ki bilimsel dogmatizm, artık eskisi kadar metafizik olgulara karşı çıkamıyor.. Zaten bilimsel araştırmaların bizi en son götüreceği yer de fizik ötesi olgular değil mi?