Hiçbir insan yanılmazlık ayrıcalığına sahip değil.. Ancak dogmatik kafa yapılı bazı aydınların böyle bir yanılmazlık ayrıcalığına sahiplenmeleri sizi şaşırtmasın. Toplumdaki kargaşalığın, uzlaşmazlığın, huzursuzluğun başlıca sebebi de budur.. Hele bu bağnazlık, ülkenin bilim ve üniversite çevrelerine de yayılmışsa -ki yayılması kaçınılmaz bir olgudur- böyle bir toplumun uzlaşma kültürüne kavuşması imkansız demektir.. Kavgalı bir toplum oluşumuz da bundan, fakirleşmemiz de.. Gürültü koparmamız da bundan, vurdumduymazlığımız da.. Binlerce masterli, doktoralı ekonomistimiz var, bürokratımız, politikacımız var, ama bir türlü şu enflasyon perişanlığından, şu geri kalmışlıktan kurtulamıyoruz. Neden? Çünkü ülke kalkınmasının tek başına ekonomiye bağlı olduğu noktasından hareket ediyoruz da ondan.. Dogmatik kafalar böyle emrediyor da ondan.. Toplumsal psikolojiden, felsefeden yoksun, tarih ve hukuku dikkate almayan politikalarla çıplak borsa hesapları ve para akışlarıyla ekonomiyi ayağa kaldıracağımıza inanıyoruz.. Felsefe, metafizik düşüncenin yeşerdiği bir iklimdir.. Soyutlamalar, zihnî tırmanışlar başlar o iklimde.. Aklın ruhsal olgularla donandığı öte yolculuğudur bu.. İnanç hürriyeti de bu yolculukta yeşeriyor, hürriyet inancı da.. Ruhsal tecrübeler yaşayan bir insan değil, insanî tecrübeler yaşayan bir ruh olduğumuzu anlarız. Metafizik ürpertiler, ruhsal varlıklar olduğumuzu hissettirir bize. Yüce Allah, "Ben Sizin Rabbiniz değil miyim" sorusunu ruhlarımıza yöneltmedi mi? "Evet demedik mi" Gelin insanlık tecrübesinden geçerken de "evet" diyelim.. Kavga biter.. Dogmalar dünya çöplüğüne atılır.. Asıl çevre temizliği, aklın dogmalardan, ön yargılardan arınmasıyla başlar.. Ve başladığı gün, enflasyon düşer (!)