Chirac son jakoben

A -
A +

Fransa'daki son jakoben Jacques Chirac'ın, bazı orta dereceli devlet okullarına öğrenci ve öğretmenlerin "dini sembollerle" girmesini yasaklaması, bizdeki malum çevrelere "mal bulmuş Mağribî" gibi sevinç çığlıkları attırıyor. Dünyaya laiklik ilkesini armağan (!) eden Fransa'da, Cumhurbakanı Chirac tarafından, özellikle oradaki 5 milyon Müslümana karşı alındığı aşikar olan böyle bir karar, nedense demokrasi ve insan hakları bakımından sorun teşkil etmiyor bizimkiler için... Chirac'ın bu uygulaması, her ne kadar Musevi çocuklarının kafalarında "kippa" ve Hıristiyan çocuklarının da boyunlarında "haç" ile okula girmelerine izin vermiyor olsa bile, asıl hedefin Müslümanlar olduğu besbelli. 1789 İhtilali'nden sonra 1793 yılında, parlamentoda gerçekleştirdikleri bir darbe ile Fransa'da yönetimi ele geçiren Maximilien Robespierre, Jean-Paul Marat ve Gracchus Babeuf öncülüğündeki jakobenler gibi, Chirac da halkın inançlarını karşısına alıyor. Geçen günkü bir yazısında sevgili Nazlı Ilıcak'ın da belirttiği gibi, Chirac, bu kararı ile Fransız İhtilali'nin, "hürriyet, adalet ve eşitlik" ilkelerini halka anlatan ve benimseten yazar ve fikir adamlarına sırtını dönerek, burjuva kökenli Robespierre ile Marat'nın dayatmacı yoluna giriyor... Fransa'da dini yasaklayarak, yerine Auguste Comte'un pozitivist dinine benzer sun'i bir inanç sistemini getirmek isteyen jakobenler, Paris'teki Saint Pierre Katedralini de bu dinin merkez mabedi olarak ilan etmişlerdi... Ne var ki, "cumhuriyeti kurma ve koruma" bahanesiyle onbinlerce insanı giyotinlerde idam eden jakobenler, kendilerini de aynı akıbetten kurtaramazken, Saint Pierre Katedrali bugün Hıristiyan Katolik inancının abidevi mabedi olarak, adeta "Jakobenizm"e meydan okumaya devam ediyor. Aslında bu jakoben ruhun kökeni, sanki Fransa yöneticilerinin tarihi derinliklerinde bulunan bir arketip gibidir. Zaman zaman böyle su yüzüne çıkar... Ancak, her seferinde halkın ve uluslararası toplumun sağduyusu galip gelir ve muhtemel yanlışlardan dönülür. Bundan 8-10 yıl önce de François Mitterrand, bizdeki "Tevhid-i Tedrisat"a benzer bir kanunla Kilise okullarını kapatmak istemişti... Ancak halk Mitterrand'a, yaptığının yanlış olduğunu anlatmayı başarmış, o da bu kararından vaz geçmişti. Şimdi ise sanki Jacques Chirac, kendi halkını, ama bu sefer daha yumuşak bir noktadan test ediyor gibidir. Burada bizdeki jakobenlere de bir çift lafımız olacak: Artık tüm dünyada olduğu gibi, sizin de halkın gücünün önünde durulmayacağını öğrenmeniz gerekiyor... Çünkü, "Cahil halk, doğruyu ve çıkarlarını bilmez.." diye düşünen jakoben anlayışlar tarihin çok gerisinde kaldı... "Bir başkasına en küçük müdahale anlamı taşımayan" bireysel özgürlükleri neden garanti altına alamıyor ve bu özgürlüklere yönelik her türlü tehdide karşı birlik olamıyoruz? Yoksa biz, kendi doğrularımızı Chirac gibilerinin yanlışlarında mı arıyoruz?

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.