Devleti küçültelim, küçültelim derken, Kıbrıs'ı gözden çıkaracak kadar da küçültmeyelim; lütfen. Bugün Kıbrıs'ı isteyenler, yarın başka yerleri ister. Zaten bir imparatorluğu bağışlamışız, 26 milyon kilometre kare toprak dağıtmışız, yetmez mi? Osmanlı imparatorluğundan ayrılan topraklar üzerinde bugün 50'den fazla devlet kurulmuş, düşünebiliyor musunuz? Adam gayet rahat; Rauf Denktaş'ı susturun diyebiliyor.. "Kıbrıs'ı verelim gitsin" demeye getiriyor.. Bu Kıbrıs nasıl kurtarıldı, Rumların katliamları nasıl durduruldu.. 1963 Kanlı Noel'de Kaymaklı'da öldürülenler, binbaşı Nihat'ın eşi ve 3 çocuğunu banyoda boğup kurşunlayan Rum palikaryalarının vahşet kusan zulümleri ne çabuk unutuldu.. "Kanlı Noel" günlerinde parkası ve kasketiyle mücahit gençlerle omuz omuza Rumların yaylım ateşine göğsünü siper eden genç Denktaş'ın o tarihi duruşunu nasıl unutursunuz.. Aradan iki nesil geçti.. O günleri hatırlayanların çoğu rahmet-i Rahmana kavuştu.. "Kıbrıs'ı verelim" diyenler, 1974 çıkarmasında şehit olan askerlerimizin ruhlarını sızlatırlar.. Otursunlar oturdukları yerde, seslerini çıkarmasınlar.. Yunan basını ve politikacıları bizdeki çatlak sesleri istismar ederek "Türkiye'de Kıbrıs konusunu tartışır hale getirdik" diye övünüyorlar.. Anlamıyor musunuz.. Bugün Kıbrıs, yarın Ege.. Sonra Doğu, sonra Güneydoğu.. İşadamı işadamlığını bilecek, politikaya, hele Kıbrıs gibi Türk milletinin hassasiyetle üzerinde durduğu bir konuya hiç mi hiç karışmayacak.. Denktaş bir avuç insanla, devlet kuran insandır.. Evet devlet kuran..