Muhafazakâr çevreler, sosyalistlere ve sosyalizme karşı çıkarken, tıpkı sosyalistlerin muhafazakârlara karşı uluorta sıraladıkları suçlamalara benzer iddialara başvuruyorlar. Buna lüzum yok. Sosyalistler, metafizik boyuttan yoksun dünyalılardır.. Dünyevî bir ahlak anlayışı yetiyor onlara. İnsan eseri dünyevî bir ahlak.. Bu sosyalist ahlakın yaptırımı yok. Yapılan ahlaksızlıklara karşı tek güvencesi polisiye tedbirler.. Ahlak korkusu, ölümden sonra dirilip, hesap verme endişesi olmayan dünyevî bir ahlak anlayışı ile toplumun huzuru sağlanabilir mi? Gizli kalan kötülüklerin, faili meçhul cinayetlerin, hırsızlıkların, soysuzlukların bu dünyada hesabı sorulmayacaksa "yapanın yanına kâr" kalacağına mı inanacağız. Dünün sosyalist anlayışıydı bu. Bugün hâlâ böyle düşünen sosyalistler kalmış olabilir.. Ama bugün sosyalistler de, liberaller gibi inanç özgürlüğüne dinî kurumlara karşı eski tutumlarını terk ettiler, saygı duymaya başladılar.. Bu gelişmelerin ışığında bilimperestlere ve dünyacılara karşı cephe alan sosyal demokratlara da rastlanıyor artık.. Muhafazakârın da sosyal demokratları, liberal demokratları artık daha yumuşak yaklaşımlarla karşılamaları yanlış olmaz. Toplumda huzur arıyorsak Osmanlılığı da kötülememeliyiz, Cumhuriyeti de.. İkisi de bizim tarihimiz.. Eğrisiyle doğrusuyla, günahıyla sevabıyla bizim.. 200 yıldan beri kanımıza giren önyargıları, doğmatik düşünce kalıplarını kafalarımızdan söküp atabilmeliyiz.. Batı'yı yanlış anlamanın, çağdaşlaşmayı çarpık yorumlamanın, cezasını fazlasıyla ödedik yeter.