Fransa nerede biz neredeyiz?

A -
A +

Fransa Devlet Başkanı Mitterrand'ın 15 yıl önce söylediği şu sözlere dikkat edin: "Bilimsel araştırma çalışmalarında geri kalırsak dehşet verici bir duruma düşeriz, bağımsızlığımız bile tehlikeye girer" Mitterrand bunu ne zaman söylüyor biliyor musunuz? Fert başına düşen millî geliri 15 bin dolar, ithalatı 180, ihracatı 160 milyar dolar, turizmden elde ettiği gelir ise 30 milyar doları aştığı bir devirde "bağımsızlığımız bile tehlikeye düşer" diyebiliyor. Bugün ise dış ticaret hacmi 800 milyar doları aşmış bir Fransa var biraz ötemizde.. İhracatı 430 milyar, ithalatı 370 milyar ve millî geliri fert başına 26.000 dolar.. Mitterrand'ın 15 yıl önceki sözlerini dikkate alırsak pek iç açıcı durumda olmadığımız anlaşılır.. IMF'nin bize para yardımı yaparken bizim bazı şartları kabullenmemiz bağımsızlığımızla ilgili tehlikeli düşünceler getiriyor aklımıza.. Bu konuda açık oturumlar bile yapıldığına göre işi ciddiye almamız gerekiyor. Fransa gibi bir gelişmiş ülke daha 10-15 yıl gibi dün denebilecek bir tarihte bilimsel çalışmalarının yetersizliğinden şikayetçi olmuşsa, bizim bugünkü bilim ve teknoloji alanındaki geriliğimizin tam bağımsızlığımızı etkilemese bile ekonomik bağımlılığa sebep olacağı kesin..  Alınan tedbirlere bakınca bunlar, ülkemizi ve fakir halkımızı öyle üç beş senede rahata kavuşturacak cinsten işler değil.. Yeni kaynaklara, yeni buluşlara ve yeni atılımlara ihtiyaç var.. Hazine arazilerinin değerlendirilmesi tedbirine diyecek yok.. Ancak Hükümetin spekülasyon amacıyla ellerinde kıymetli arsa ve arazi tutan şirketleri, bu arsa ve arazileri satarak oluşacak kaynaklarla yeni teknoloji yatırımlarına, bilim ve araştırma amaçlı kuruluşlara harcamayı da planlaması gerekir.. Bu görüşün liberal ekonomi ile bağdaşıp bağdaşmayacağı tartışılabilir.. Ancak bu konuyu teşvik etmek için hükümetin bazı yaptırımlara başvurması gerekecektir.. Bu arsa ve arazileri yatırımlara dönük işlerde kullanmayan veya elden çıkarmayan şirketlerin, bankaların, özel ve tüzel kişilerin hem kredi kısıtlamalarıyla, hem de ağır vergilerle cezalandırılmaları düşünülebilir. Böylece hükumet ellerinde fazla ve âtıl arsa ve arazi bulunan şirketlerin bu yolla elde edecekleri gelirleri ülke ekonomisine kazandırmış olur. Bu tedbir aynı zamanda konut sıkıntısının da çözümünü kolaylaştırır. Türkiye'nin 8300 kilometre tutan sahil şeridinin, evet sadece sahil şeridinin hemen hemen üçte ikisi hazinenin, kamu kuruluşlarının, KİT'lerin, kooperatiflerin, bankaların ve özel şirketlerin elinde.. Turizm amaçlı da olsa bu şeridin üçte biri dahi kullanılmamaktadır. Trilyon dolarlarla ölçülemeyecek atıl bir servet.. Hazine arsa ve arazilerinin, bankaların ve şirketlerin sahil şeridinin dışında sahip oldukları arsa ve arazilerinin kıymeti de trilyonlar eder. Türkiye'nin yalnız ekonomik geleceği değil, bilim ve teknolojideki ilerlemesinin geleceği de sahil ve kara topraklarımızdaki bu gömülü servetlerin değerlendirilmesine bağlıdır.. Bu âtıl serveti akılcı bir şekilde kullanabilsek, yeraltındaki madenlerimizi de işletme imkanı doğacak ve işte o zaman belki bugünkü sıkıntılardan kurtulacağız. Şimdi bazı aklı evveller, "yahu, bu demokrasi devrinde, bu liberal ekonomi sisteminde devletçiliğe mi döneceğiz" diye gevelemeye başlarlar.. Hani ortada demokrasi olsa, liberal ekonomi olsa bu aklı evvellere hak veririm ama, elinizi vicdanınıza koyun, bu ülkede demokrasinin D'si, liberalizmin L'si var mı Allah aşkına söyleyin.. Hazır, demokrasi ve liberalizm yokken yukarıda söylediğim icraatı da bu arada uygulayıp ülkeye nefes aldırsak fena mı olur (!) ..

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.