Eskiler, "galat-ı meşhur, lugat-ı fasih hükmündedir." demişler.. Yani, yaygın yanlışlıklar, doğru sözler gibi karşılanır anlamına gelen bir söz.. Biz, daha doğrusu aydınlarımız, 200 küsur yıldan beri bu galat-ı meşhuru yaşıyoruz.. Yalnız yaşamakla da kalmıyoruz, millete de yaşatıyoruz.. Yaygın yanlışlıklarla yaşamak adeta kaderimiz.. Bu topraklarda yaşayan insanlarımızın çilesi.. Akla tapınmak, Avrupa'nın ve özellikle ansiklopedistlerin bir galatı idi.. Bu galatı hazırlayan bilimsel pozitivizm ise, o derece meşhur olmuştu ki, mugalata, yani laf cambazlığı haline dönüşmüştü.. Marksizm, bizim aydınımızı tam yüzyıl baştan çıkarmayı beceren bir başka galat-ı meşhur idi.. Bu Marksizm'in ayrıca illüzyonu da vardı.. Bir dünya cenneti vaadediyordu bu galat.. O da Paris'teki kafalar gibi kardeşlik, eşitlik ve adalet vaadediyordu.. Herkesin eşit, herkesin hür, herkesin adâletle yönetileceği bir dünya cennetiydi bu..(!) Ama, galattı.. Sonra, başka alıştığımız yanlışlar vardı: Freudizm, Darwinizm gibi.. Ne var ki, bu galat-ı meşhurlar, beraberlerinde kâzip şöhretleri de getiriyordu.. İnsanlar, şöhrete kavuşuyor, kâzip mevki sahibi oluyorlardı.. Karl Popper'ın tabiriyle "sahte bilimciler", sahte şöhretleriyle bizi idare edip bir sağa, bir sola çekiştirip duruyorlardı.. Böylece zamanla hem aydınlanıyor, hem modernleşiyor, hem de çağdaşlaşıyorduk..(!) Ancak bir de arkamıza baktık ki, biz bu galat-ı meşhurları yuta yuta yüz yıl geride kalmış, yerimizde patinaj yapar hale gelmişiz.. Allah'ım, bizi galat-ı meşhurlardan, kâzip şöhretlerden, kaza ve belalardan koru...