Başıboş özgürlüğe hayır.. Ancak manevi temellere dayanan bir iç özgürlük kavramı geliştirmedikçe ne kadar iyi niyetle düşünürsek düşünelim, her türlü özgürlük anlayışı anarşi ve terörü de içinde barındırır.. Sağlıklı bir toplum için anarşi ve terörü dizginlemek yetmez, onları kökünden reddeden bir hürriyet anlayışına ihtiyaç vardır!... İç özgürlük kavramına bunun için muhtacız.. Ateistler özgürlüğü kendi ömürleri ile sınırlandıran bir anlayış içindedirler.. (Buna anlayış demek ne kadar caiz ise...) *** Yüce Allah daha bu dünyaya gelmeden önce ruhlarımıza soruyor "Elestü Birabbikum" ben sizin rabbiniz değil miyim?" ruhlarımız cevap veriyor. (Kalubela) "Evet" sen rabbimizsin ancak ruhları "Evet" deme hürriyetine sahip ateistler dünyada hayır diyebiliyorlar... Hesap gününe kadar evet de diyebilirsiniz, hayır da.. Rabbimizin verdiği bundan öte bir hürriyet anlayışı olabilir mi? Cenab-ı Hak kafirlere kendisini tanımama hürriyetini bile veriyor "Elestü Birabbikum" sorusunu sormakla!.. Merhum Elmalılı Hamdi Yazır, Yüce Allah'ın "Elestü Birabbikum" sorusuna "Evet" demiş olmamızı doğal bir sözleşme olarak yorumluyor.. Ne güzel.. *** Bizim bilim adamlarımız gerçeğin azıyla yetindikleri için mutlak gerçeği kavramakta zorlanırlar. Toplumun öncüleri böyle olunca aşkın (Transendantal) düşünceler havada kalır.. Hürriyetin mavera boyutuna uzanamadıkça bu dünyada yaşadığınız özgürlüğün de kıymetini anlayamazsınız. Tabii yalnız hürriyeti de değil bu dünyayı da anlamlandıramazsınız. Rahmetli Mehmet Emin abimizin tabiriyle "Boru gibi gelir, ot gibi gidersiniz" Bence insanın en büyük trajedisi de budur..