İnsanlar doğru bildikleri bir fikrin arkasında durabilmeli.. Geçenlerde bir arkadaşımız "İnsanlar Arasında İletişim" konulu bir konferans verdi.. Ne kadar da güzel anlatıyordu, insanlar arası iletişim ihtiyacını-iletişim kurma becerisini.. Konuşmasını bitirdikten sonra konuşmasında adı geçen kitabı nerede bulabileceğimi sordum.. Ancak tam o sırada bir başkasını görünce "Bir dakika" deyip benden ayrıldı.. İnsanlar arası iletişim konusunda bize talkınlar veren arkadaşımız benimle iletişim kuramamıştı.. Nitekim arkadaşın ismini şimdi hatırlayamadığım için yazamıyorum.. Bildikleri ve gerçek olduklarına inandıkları düşüncelerin arkasında durmayan insanların neden unutulduklarını şimdi daha iyi anlıyorum.. Bugünkü dünyamız iletişim üzerine kurulmuş bir dünya.. İnsanlık hiçbir zaman bugünkü kadar iç içe yaşamamıştır.. Bilimsel bilgi akışında değil, ruhsal iletişim akışında da öyle.. Aynı insandaki genlerin akışkanlığı ve birbirleriyle olan anlamlı iletişimleri yanı sıra iki insan arasındaki genlerin de birbirleriyle haberleştikleri anlaşılıyor.. Kuvamtumcular bu konuda da fikir sahibi olabileceğimizi söylüyorlar. Onlar bunu ruhsal zeka olarak tanımlıyorlar.. Ruhsal zeka insan kaynakları dünyasında en güçlü motif olarak kullanılıyor.. Ruhsal zeka tabiri İslam literatüründe yok.. Bunu feraset diye tercüme etsek belki daha doğru olur.. Mü'minin feraseti.. Mü'minin feraseti bugünkü psikolojiyle izah edilecek bir deyim değildir.. O ancak ruhla izah edilebilir.. Psikolojiyi ruhbilim olarak tercüme etmemiz hatalıdır.. Psikoloji nefis bilimidir.. Nitekim psikoloji Arapçada "İlmün" nefis olarak anlatılır ruhbilim olarak değil.. Psikoloji bizde de nefis bilimi veya nefsaniyet olarak tercüme edilseymiş daha doğru olurdu.