Iraklı Türkmenler'in geleceği ile hangi devlet kuruluşumuz ilgileniyor, bilemiyoruz... Düşünülen yeni Irak Anayasası'nda, Türkmenler'in hangi statü ile yer alacağı kesinlik kazanmış değil. Anlatılan o ki, Türkmenler, sayıları 80 bini bulmayan Asûrîler ve diğer bazı hıristiyan gruplarla aynı potada ve küçük bir azınlık olarak kabul edilen bir satü ile yeni anayasada yer alacaklar. Böyle bir sonucun bütün vebali Türkiye ve Dışişleri'nindir. Bu, 80 yıllık ihmal ve komşu Irak ile dost geçinme pahasına verdiğimiz tavizlerin bir sonucudur... 1926 ve bir bakıma 1928'lere kadar Misak-ı Milli sınırlarımız içinde görülen Musul ve Kerkük, Türkiye'nin âdeta unuttuğu topraklar olmuştur. Türkmenler'in bugünkü sonuçta hiç mi hatası olmamıştır? Belki de en büyük hata, Türkmenler'in, başından beri kendi politikalarını çizmemeleri ve işi Türkiye'nin inisiyatifine bırakmaları olmuştur. Rauf Denktaş, bir avuç insanla bir devlet kurdu ve Türkiye'yi de kendi kurduğu devletin politikasını savunmaya mecbur etti... Lider yokluğu, Iraklı Türkmenler'in en dramatik eksikliği olmuştur... Necdet Koçak gibi liderlik istidadında olan gençlerimiz ise, Saddam tarafından idam edildiğinde Türkiye'nin sessiz kalışı da bir diplomasi ayıbıdır. Rahmetli Koçak'ı, Abdullah Abdurrahman'ı, Rıza Demirci'yi saygı ile anıyorum... Kürtler Kuzey Irak'ta durmadan silahlanırken, katliamlara maruz kalan Türkmenler'in evlerinde, kendilerini koruyacak bir tek silahları dahi bulunamamıştır... Her Türkmen ailesinin evinde bir hafif silah bulunsaydı, 1957 nüfus sayımında Irak nüfusunun %10'una sahip olan Türkmenler, bugün, böylesine küçük bir azınlık gibi gösterilemezlerdi... Türkmenler, 50 yıldan beri ve özellikle Saddam canavarı tarafından katliamlara ve göçlere maruz kalmışlar ve Irak'ın Arap kentlerine dağılmışlar; memur aileleri ve işadamları ise Güney ve Orta Irak'a sürülmüşler... Bugün, yalnız Bağdat'ta 200 bin Türkmen ailesi yaşıyor. Her aileyi 4 kişi kabul etsek, Irak'ın yalnız Başkentinde en az 800 bin Türkmen nüfusu yaşamaktadır... Saddam, Kerkük gibi Türkmen çoğunluğu olan bir kente Arapları yeleştirirken, Barzani de Erbil'i Peşmerge aileleriye doldurdu. Bütün bu olup bitenler karşısında Türkiye sessiz kalmış, Dışişleri'miz en ufak bir refleks dahi gösterememiştir. Son durumda Türk Dışişleri ne yapıyor bilemiyoruz... Haydi hayırlısı...