'İslamcı yazar' tabiri benim hoşuma gitmiyor... Müslüman bir ülkede yazarın İslam'cısı, İslam'sızcısı olmaz.." Bu tabir İslam'ı araştıran bir oryantalisti çağrıştırıyor bana.. Sözgelimi Hıristiyanlığı araştıran bir insana "Hıristiyancı yazar" dememiz uygun olur mu?.. "Yahudici yazar" deyimi komik kaçmaz mı.. Gelin artık kendimizi 'muhafazakâr yazar", "muhafazakâr politikacı", "muhafazakâr parti" deyimlerine alıştıralım.. İslam'ı, İslamcılık gibi politika batağına bulaştırmayalım. Bu ülkede herkes Müslüman. "İslamcı" deyimi, bana biraz da cepheleşmeyi çağrıştırıyor.. Meselâ son günlerde 11 Eylül felâketi ile Afganistan'ın vurulması olaylarında onların deyişiyle "Türkiye'de İslamcılar ile liberalleri" birbirlerine düşürmek isteyenler oldu.. Sanki iki cepheymiş gibi.. Oysa ne İslam'ın liberaller ile bir problemi olabilir, ne de liberallerin İslam ile.. Burada kullanılacak tabir, 'muhafazakâr liberallerle, liberal muhafazakârlar olmalıydı.. Çağımızın en büyük düşünürlerinden biri olan F. A. Hayek, üstüne basa basa "Ben muhafazakâr bir liberalim" diyor.. Sevgili Besim Tibuk da aynı tabiri kullanıyor.. "İslam'cı Yazar" tabiri, sanki Müslümanların azınlıkta olduğu bir ülkede yaşıyormuşuz duygusunu veriyor bana.. Sanki onlar Müslüman bir azınlık, öteki yazarlar da Müslüman olmayan bir çoğunluk.. Oysa hepsi Müslüman; bazıları muhafazakâr liberal, kimileri de liberal muhafazakâr.. Bu da liberal yazar Düne kadar liberal çizgide hak ve hürriyetlerin savunucusu konumunda görünen bir yazarımız, durup dururken, "Müslüman dünyanın sorunlarını irdeleme zamanının gelip de geçmekte olduğunun artık farkına varmak zorundayız" diyor ve Müslümanların kültürel genlerinde 'Sezar'ın hakkı ile Allah'ın hakkını hiçbir zaman ayırt etmemiş olmalarını geri kalmışlığının sebebi olarak gösteriyor.. Bilmem bu çarpık anlayışın neresini düzeltelim: Önce, yeryüzünde yaşayan 1 milyar nüfuslu İslam'ın aydın düşünürleri 200 yıldan beri, geri kalmışlığımızın sebeplerini araştırıyorlar; bu çalışmalardan ve elde edilen sonuçlardan sizin haberiniz yoksa elimizden bir şey gelemez.. Bilimsel metodolojiye muhtaç bahisleri, gazete sütunlarında ceffel kalem tartışmaya kalkarsanız fahiş hatalara düşersiniz.. İslam ülkelerinin geri kalmışlık sebepleri hakkında binlerce araştırma var: Sebepler çoktandır biliniyor.. Ancak bu sebepleri ortadan kaldıracak hür ve demokratik bir ortama kavuşmuş değiliz.. İslam ülkelerinin geri kalmışlığını "Sezar'ın hakkını Sezar'a, Allah'ın hakkını Allah'a" gibilerden bir tekerlemeye bağlamanız, bir sefil düşünce değilse, düşüncenin sefâletidir.. Bilesiniz ki, bu ön yargılar, dogmalar, bu kalıpçı düşünce tarzı, bu klişe takıntılar, bu kuşatıcı mutlak varlık karşıtı düalist ıkınmalar geriletmiştir İslam ülkelerini. Zaten yazınızda bahsettiğiniz "kuşku kültürü"ne sahip olanlar böyle bilim dışı tekerlemelere başvurmazlar.. Laikliği bilimsel metotlarla anlatmak dururken bu tekerlemelere başvurmak doğrusu aydın bir kafaya yakışmıyor.