İstanbul'un su abidesi

A -
A +

Ekonominin dibe vurduğu, büyüme trendinin eksilerde kaldığı şu son yıllarda, nasıl oluyor da İstanbul Belediyesi'ne bağlı İSKİ gibi bir kuruluş inanılması güç başarılara damgasını vurabiliyor ve nasıl oluyor da kısa zaman öncesine kadar İstanbulluların en büyük derdi olan su problemini akıllara durgunluk verecek bir başarı ile çözüveriyor.. İstanbul Belediyesine bağlı kuruluşların başarılı olduğunu kimse inkar edemez. Ancak İSKİ'nin başarısı ve bu başarının mimarı Prof. Dr. Veysel Eroğlu'nun vizyon ve planlama becerisi tarihî bir değer taşıyor.. Büyük Fransız şairi ve düşünürü Paul Valery'nin, "dehâ çalışmaktır" sözü burada somutlaşıyor. Susuzluk, tarih boyunca İstanbul'un en önemli problemi.. Bizans dönemlerinde inşa edilen ve hâlâ ayakta kalan sarnıçlar, Osmanlı öncesi İstanbul halkının suya olan hasretini simgeleyen anıtlar. Fatih Sultan Mehmed Han'ın İstanbul'u fethettikten sonra çıkardığı ilk fermanlardan biri de su ile ilgili..  Bundan sadece 7 yıl öncesine kadar, susuzluk hâlâ İstanbul halkının kâbusu gibiydi. O dönemin Belediye Başkanı ve İSKİ Genel Müdürü, kuraklık nedeni ile sadece 45 günlük su rezervimizin kaldığını feryat-figan anlatıyorlardı. Bizler de, yapılan bu açıklamalar sebebiyle ne yapacağımızı şaşırmış, günlük temizlik ihtiyaçlarımızı bile marketten aldığımız sularla karşılamaya çalışıyorduk. Sonra, 1994 yılında, sanki İstanbul'a sihirli bir el değdi ve o güne kadar hiç kimsenin sözünü bile etmediği, birçoklarının hayallerini bile zorlayan projeler bir bir hayata geçirilmeye başlandı. Önceki dönemin yolsuzlukları ile kamuoyu önünde büyük itibar kaybına uğramış ve 400 milyon doların üzerinde dış borcu bulunan İSKİ, inanılmaz bir şekilde dirilmeye başladı. Sadece 7 yıl gibi bir zaman dilimine öyle işler sığdırıldı ki, anlatırken bile insanın mantığı zorlanıyor. 1933 yılından itibaren, yaklaşık yarım asır İstanbul Sular İdaresi adı ile faaliyet gösteren Kurum, 20 Kasım 1981 tarihinde çıkarılan bir kanunla İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) adını alışının 20'nci yıldönümünü geçtiğimiz günlerde kutladı. Meşhur Ergun Göknel'den kalan tüm pislikleri ve borçları temizledikten sonra, mali hacmi 1.5 katrilyon lirayı bulan 350 adet dev projeyi tamamlayarak hizmete almayı başaran Genel Müdür Veysel Eroğlu'na, millet olarak neler borçlu olduğumuzu düşünmeliyiz Burada sadece birkaç rakamsal bilgiyi dikkatlerinize sunmak istiyorum: 1994'te, yılda sadece 590 milyon metreküp suyu arıtıp şehir su şebekesine verebilen İSKİ, bugün 24 saatte bir 2 milyon 638 bin metreküp içilebilir kalitede suyu şehre veriyor. Bugün yaklaşık 12 milyon insanın yaşadığı İstanbul'un günlük su ihtiyacı ise 2 milyon metreküp. Kısacası, her gün için 638 bin metreküp fazla suyumuz var. Bu, yılda 232 milyon 870 bin metreküp fazla su demektir. Bu arada, şehir içme suyu ve kanalizasyon şebekeleri %90 oranında yenilenmiş, 7 yıl içerisinde 5 bin 437 kilometre şehir içi içme suyu borusu döşenmiş. Şebeke kayıplarının önlenmesiyle yılda 90 milyon metreküp su kazanılmış. Bu, ilave bir baraj demektir. Uzak mesafelerdeki su kaynaklarını şehre bağlayan 2-3 metre çapındaki isale hatları ile, adeta İstanbul'a dört bir yandan yer altı nehirleri akıtılıyor bugün. Sadece, Adalar'a tarihte ilk defa su götüren isale hattını söylememiz bile, bu hizmetin karakterini tüm çıplaklığı ile anlatmak için yeterli olur. Veysel Eroğlu, hazırladıkları Master Plan ile İstanbul'un 2040 yılına kadar su ihtiyacını karşılayacak projelerin hazır olduğunu söylerken, işte bu derece inandırıcı ve güven telkin eden bir kimlikle çıkıyor karşımıza. O, Türkiye nüfusunun %18'inin yaşadığı bu şehre, tüm ülkede üretilen toplam içme suyunun %40'ını sunuyor; hem de, Dünya standartlarında içilebilir kalitede... Bu arada, en küçük su endişesi yaşamadığımız ve belki de suyu hoyratça kullandığımız 2001 yazının, İstanbul ve ülkemiz için, son 50 yılın en kurak dönemi olduğunu hatırlatmak isterim. Sadece bir tanesi bile, bir Genel Müdür için büyük sayılabilecek işleri, kendi hizmet döneminde olağan hale getiren bu mütevazı insan için, bir İstanbullu olarak, teşekkürlerimle birlikte söyleyebileceğim tek bir şey olabilir: İstanbul'un Su Abidesi. 1- ARİF NİHAT ASYA'nın SEVGİ MEKTUPLARI Yavuz Bülent Bakiler 2- HUZURA DOĞRU Osman Ünlü 3- KENDİNİ ARAYAN İNSAN S. Ahmet Arvasî Bab-ı ali Kültür Yayıncılığı tarafından yayınlanan her üç eseri okuyucularıma tavsiye ederim. Evinizin bir köşesinde bulunması ve okunması gereken paha biçilmez eserlerdir bunlar.. Ö.Ö

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.