Kavgalı bir toplum

A -
A +

Kavga durmadıkça, tedbirler bekleneni vermez. Biz kavgalı bir toplumuz. Bir yabancı gözlemci gazetelerimizin ilk sayfalarına şöyle kısa bir göz atsa, "Şu Türkler amma da kavgalı ve huzursuz bir toplummuş." demek zorunda kalır. Batılılaşma diyoruz, çağdaşlaşma diyoruz, liberalleşme, demokratikleşme diyoruz, ama bir türlü uzlaşma erdemini edinemiyoruz. Uzlaşma kültürü yerine kutuplaşma kültürü hakim. Batı uygarlığı, İslam'ın emrettiği ama bizim unuttuğumuz, uzlaşma erdemini benimsemiş bir uygarlık. Uzlaşma bizim yitirdiğimiz, Batı'nın da son yüz yılda bulduğu bir değer. Bilmem hiç düşündünüz mü? Tam 100 yıldır bir kelime (Laiklik) üzerinde anlaşamıyoruz, yalnız anlaşmazlıkla kalmıyoruz, kavga ediyoruz, darbeler, ihtilaller yapıyoruz, insan asıyoruz ancak yine de uzlaşamıyoruz; iç barışı bulamıyoruz. İç barışımız, ekonomimiz, kalkınmamız, refahımız her şeyimiz bir kelime üzerinde anlaşmamıza bağlı... Deskartes "Önce tarifler üzerinde anlaşalım." diyordu. Onlar anlaşalı yüzyıllar oldu. Biz hâlâ bocalıyoruz. Alt tarafı bir kelime üzerinde anlaşacağız. Ama olmuyor, olmuyor, olmuyor... En iyisi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden Laikliğin tarifini isteyelim! Millet olarak bu tarifi Anayasa'mızın dibâcesine geçirelim ve kurtulalım bu uzlaşmazlıktan. Yahut, başka konularda olduğu gibi yabancı bilim adamları getirelim, oryantalistleri toplayalım, her tarafa çekilen bu ucube kelimenin ne olduğunu öğretsinler bize. Bakın geçen gün Mehmet Barlas, Oryantalist Bernard Lewis'in bir dost yemeğinde "Fuzuli'nin ünlü Su Kasidesi'ni baştan sona kadar ezbere okuduğunu yazdı." Yani bizim bilmemiz gereken dil ve tabirleri onlar daha iyi anlıyorlar ve anlatabiliyorlar... Hazin bir durum.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.