Kuvantum, kuvantum

A -
A +

Ben "Kuvantum" denilince heyecanlanıyorum.. Geçen hafta Ali Kırca'nın programında, Altan'ların en küçüğü Mehmet Altan, bir ara "Kuvantum Fiziği"nden bahsedecek gibi oldu, ama sözü ağzına tıkadılar, fırsat vermediler.. Oysa Kuvantum fiziği, size belki garip gelecek ama, çağdaşlaşma yolunda ve toplumsal hayatımızı ilgilendiren bütün alanlarda bizi yeni düşüncelere ve yeni gerçeklere kavuşturacak kozmik anahtar değerinde önemli bir konu.. Derinlemesine kavrayabilmiş olsak, toplumsal barıştan uzlaşma kültürüne kadar her konuda imdadımıza yetişecek bir formüller dizisi.. Kuvantum, bilimsel yöntemin ve mantık kurallarının klasik tariflerini kökünden etkilediği kadar, tarihten felsefe ve sosyolojiye, hukuktan ekonomi ve psikolojiye kadar bütün dallarda Batı dünyasının düşünce hayatına ve sosyal yapısına yeni değerler ve enter-disipliner yaklaşımlar getirdi.. Maalesef bizim çoğu bilim adamlarımız ve entellektüel geçinen aydınlarımız, geçmiş yüzyılımızın dinamiği sayılan Kuvantum Fiziğine hâlâ yabancıdırlar.. Evrende başka gerçekler de olduğunu ve olabileceğini kabullenmemekte ısrarlıdırlar.. Geçmiş 20. yüzyılımızın Batılı bilim adamları, atomaltı parçacıklarının düzensiz hareketleri karşısında hayrete düşmüşlerdi.. Proton ve nötronların, haylaz ve şımarık tavırları, Batı'daki güvenilir bilim çevrelerini rahatsız ediyordu.. Ummadıkları bir belâ ile karşılaşmışlardı..  1900'lerden beri Max Planck'ın çalışmalarıyla başlayan Kuvantum Fiziği, atomaltı parçacıklarının hareketlerinde, pozitivizmin gerekircilik (determinizm) ve nedensellik ilkesine uymadıklarını, âdetâ insanoğluna ve bilim dünyasına başkaldırdıklarını, meydan okuduklarını gösteriyordu.. Proton da, nötron da yoldan çıkmışlardı; bir bakıma hürriyetlerini ilân etmişlerdi.. Parçacıklar, bu kadarla da yetinmiyorlardı; basbas bağırıyorlardı: "Bizi yalnız madde olarak düşünmeyin! Biz istediğimiz zaman madde ve anti madde, istediğimiz zaman da enerji olma hürriyetine sahibiz; bizi istediğiniz kalıba sokamazsınız" Gerçekten de bu tavır, Newton Fiziği'ne bir başkaldırı idi.. Hayek'in dediği gibi "Bilimin karşı devrimi" idi. (The Counter-Revolution of Science)  Kuvantum mekaniği bilim dünyasını âdetâ temelinden sarsıyordu.. Materyalist görüşler de çarpılmıştı.. Bu durum bilim dünyasının kısa zamanda klasik anlayışını değiştirmesini ve kâinata yeniden bir başka gözle bakmasını sağladı.. Bilim âdetâ metafiziğin sınırlarına dayanmıştı.. Ogün bugündür, gerçek bilim adamları, din ve inanç olgusuna eskisi kadar katı ve tutarsız yaklaşmıyorlar; bizim ortalama aydınlarımız, şu son zamanlara kadar bilim ile dini kavgaya tutuşturadursunlar, çağdaş Batı dünyası yüz yıldan beri onları barıştırmaya çalışıyor ve barıştırıyor da..  Bilimsel ilkeler ve mantık kuralları atomaltı dünyamızda ve şimdilerde DNA'larımızdaki genlerde geçerliliklerini korumadıkları için Kuvantum, fiziği eşyanın hakikatına ve fizikötesi gerçeklere başka metotlarla yönelmemizi ve düşünmemizi sağladı. En azından istatistiksel mekanik hesaplara daha bir önem vermemize sebep oldu. Burada aklınızı, proton ve nötronların altındaki parçacıklarla; adını James Joyce'un bir romanından alan "kuvark"larla boşuna yormak istemem.. Ancak sağduyulu insanların bu gelişmelerden sonra, parçacıkların çılgınlıklarına (!) bakarak bilimsel kurallara, kartezyen mantık ilkelerine daha bir ihtiyatla yaklaştıklarını kaydetmeliyim... Anlaşılıyor ki, bizim henüz idrak edemediğimiz, bildiklerimizin dışında, atom kuyusunda ve nebülozların ötesinde "çok çeşitli mantıklar", çok başka kurallar ve değerler var..  Bütün bu görüşlerden sonra eğer geçmişteki gibi katı mantık ve bilimsel yöntemlerle yetinir, Newton fiziğinin determinist karakteriyle iktifa edersek, ne çağdaş bilim dünyasının değerlerini yakalarız, ne de Max Weber'in ekonomide ve toplumsal ilişkilerde aradığı ahlakı buluruz.. Bütün bunlarda Newton fiziğini, çekim yasalarının değerini benimsemediğimiz anlamı çıkarılmamalı. Newton ve onun çekim yasaları, bilim tarihinin bir şâhikasıdır; o bir başka dehâdır.. Ancak Kuvantum kuramı da bilim tarihinin bir dönüm noktasıdır.. Elimde olsa Newton ve Kuvantum fiziklerini, tarih, sosyoloji ve diğer sosyal bilim dallarında; evet yanlış anlamadınız, bu dallarda mukayeseli ders olarak okutur, hukukçularımızın, ekonomistlerimizin başucu kitabı haline getirirdim. Sanırım Mehmet Altan'a konuşma fırsatı verilseydi, konuya yeni bakışlar getirecek, Kuvantum'un Batı düşüncesinde açtığı ufukları, yeni yaklaşımları anlatacaktı; maalesef gençler buna fırsat vermediler; konu gürültüye gitti.. Biz zâten hep gerçekleri gürültüye getiren bir toplum olmadık mı?

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.