İlahî orijini olmayan bir ahlakın tabii ki, sabit değerleri de olmaz.. Bu durumda her çağın, her kültürün, hatta her insanın kendine göre bir ahlak anlayışı olacak, bu yüzden de çağ değiştikçe her toplum, her fert birbirlerini ahlaksızlıkla suçlayacak.. Sanırım bu yüzden kanunlara ihtiyaç duyulmuş ve yine bu yüzdendir ki kanunlar sık sık değişmiş, hukukun dayandığı dünyevî adalet duyguları zamanla yıpranır olmuştur. Batı dünyası şimdilik bu batağın içinde dünya cennetine yaklaştığı iddiasındadır. Oysa bu Batı insanı ilahî olmayan ve ilahî ahlaka dayanmayan bir kültürün boşluğunda olduğunun farkında değil. Aslında Batı kültürü dünyanın dışında kalmıştır. Rumen asıllı Amerikalı tarih ve ilahiyatçı Mircea Eliade "Batı kültürü başka kültürlerle bir diyalog kuramazsa, onları küçümserse, eninde sonunda bir taşra düşüncesine dönüşecektir." diyor. Onsekizinci, ondokuzuncu asırlar aklın azgınlığı, yirminci yüzyılımız ise teknolojinin şımarıklığına sahne oldu.. İçinde bulunduğumuz bu yüzyılın da çılgınlık çağı olması ihtimali var.. Rasyonalizm aklı tanrılaştıran insanın azgınlığıdır. Yalnız şu son 250 yıl içinde Batı dünyası yüze yakın felsefe cereyanı, bir o kadar da ahlak, ideoloji ve doktrin tartışmalarına sahne oldu.. Evet şu son üç asır insanlığın bilimsel bir atılım içinde olduğunu gösteriyor.. Ancak metafiziği olmayan bir bilim insan zekâsına hakaret gibi geliyor bana.. O kadar bilimselleştik ki, pozitivist anlayış metafizik düşünceyi neredeyse suç sayacak.. Nitekim, Christian Thomasius'a göre "metafizik havanda su dövmektir" Büyük psikolog Jung ise başka türlü düşünüyor: "Herkeste bir muhite intibak telaşı var. Kimse ruha intibakı düşünmüyor. Binlerce yıldır akıp gelen dinlerin bir davranış, belirli bir iç ve dış adaptasyon tarzı olduğu gerçeği unutuluyor da işler sadece akılla çözülmeye çalışılıyor. Oysa metafizik boyutu olmayan, metafizik boyutuyla insanı tarif etmeyen her düşünce insanlık haysiyetimizi rencide eden tahkir eden bir saçmalık.. Muşamba kafalar, "bu dünyaya nereden geldik, nereye gidiyoruz" diye düşünmezler.. Onlar için herşey bir tesadüften ibaret.. Ancak sonsuzlukla ölçülebilecek bunca tesadüfün biraraya nasıl geldiğini ise akıllarının köşesinden bile geçirmezler. Acınacak bir hal..