Ankara Belediye Başkanı sevgili Melih Gökçek'in, şehrin merkezine Ankara ile ilgili bir şiiri kabartmalı ve süslemeli olarak abideleştirmesi hiç de uzak ihtimal değil artık.. Hele hele, zamanında Eski Belediye Başkanı Vedat Dalokay, Sıhhiye Meydanına Hitit Güneşi'ni dikmişken, bunu istemeye hakkımız olsa gerek.. Çünkü, bu şiir, Ankara'yla ilgili; Ankara'yı merkez alan bir şiir.. Satırları arasında, işaretlerle, rumuzlarla ve gizli gizli Ankara'yı dile getiren bir şiir.. 100 yıl önceden Ankara'nın, başşehir olarak İstanbul'un yerini alacağının bir kerametini ortaya koyan bir şiir.. Müştak Baba namıyla bilinen Anadolu ereninin bu şiirinde, Ankara'nın 1923 senesinde başşehir olacağına dair gizli-açık işaretler vardır. Burada, Müştak Baba'nın, 1834 yılında dâr-ı bekâya irtihal ettiğini söylemeliyim.. Şiire ait beyitlerin her birinde, harfler öyle sıralanır ki, 4 beyitin sonunda Ankara ismi ortaya çıkar. İlk beytinde ise, tüm şiirde rumuzlarla işaret edilen bu beldenin (Ankara'nın) İstanbul ile eşit olacağı söylenir.. Me'vâ-yı nâzenîne kim elf olursa efser Lâ-büdd olur o me'vâ İslâmbol ile hemser Nun ve'l-Kalem başından alınsa nûn-ı Yûnus Oldukda harf-i dîğer olur bu remz izhâr Miftâh-ı sûre-i Kaf ser-hadd-i Kaf-ı tâ kaf Munzam olunmak ister râ-yı resûl-i peygâmber Hâ-yı hevâyla âhir maksûd oldu zâhir Beyt-i veliyyü'l-ekremü'l-hâc îd-i ekber Ama, sadece bununla da kalmaz Müştak Baba.. Şiirinin ilk beytinde beldenin başşehir olma tarihini verir: Elif harfinin ebced hesabıyla karşılığı, "1" rakamıdır.. Efser kelimesinin ebced karşılığı ise "341"dir.. İkisi bir araya getirildiğinde ise, "1341" rakamı meydana gelmektedir.. Hicri 1341 senesinin milâdî karşılığı ise 1922-1923, yani Ankara'nın başşehir olma yılıdır.. Şiir, Ankara'nın manevî önderlerinden Hacı Bayram-ı Veli'yi anarak sona erer: Ey pâdişâh-ı fihâm Sultân Hâcî Bayrâm Rûhânî ister ikrâm Müştâk-ı abd-i çâker Mitolojik arketiplerin patlamasıyla ortaya çıkan, tarih öncesi uygarlıkların sembollerine düşkünlüğü anlamıyor değiliz.. Binlerce yıl sonra bu sembollerin şehir merkezlerini süslemesini de, kollektif bilinçdışının etkisine bağlayabiliriz.. Nedensiz, bir anda ortaya çıkan ve körü körüne yönelimlerde olduğu gibi.. Oysa, Ankara isminin buram buram koktuğu bu beş beyitin, kıymeti ölçüsünde şehrin merkezine asılmasını, Ankara sevdalılarının sağduyusuna bırakmalıyız.. Biz daha çok, Ankara'yı, Hitit güneşinde değil; bu şiirin satırları arasından yükselen mânâlarda görüyoruz..