Mutlaka öleceğiz

A -
A +

İnsanlık tarihinin en büyük en dramatik macerası içinde bulunduğumuz 2000'li yıllarda yaşanacak. Üçüncü bin yılın ilk yüzyılı tamamlanmadan insanoğlu bu dünyadan ayrılmak ve başka bir gezegende yaşamak zorunda kalacak. Önümüzdeki yüzyıl içinde bu dünyada yaşamaya değer birşey kalmamış olacak, daha doğrusu yaşamaya değer birşey bırakmamış olacağız.. Gidiş bunu gösteriyor.. Yapılan hesaplar, yeni enerji kaynakları bulunmuş olsa bile, nükleer sızıntıların, teknoloji atıklarının, kısacası insan tahribatının bu gezegende yaşanacak sağlıklı bir toprak, temiz bir hava bırakmayacağını gösteriyor..  Dahası dünya nüfusu, bu yüzyılın sonlarına varmadan en az 12 milyarı bulacak. Yeraltı ve Yerüstü kaynaklar da tükeneceği için hayat şartları son derece zorlaşacak.. Ne var ki, bir ihtimal, bu aşamada bilim ve teknoloji devreye girmiş olacak, insanoğlu başka gezegenlere açılma fırsatını bulacak.. Daha şimdiden Uzay laboratuarları kuruluyor, insanların uzayda yaşama şartları inceleniyor, su ve atmosferin öteki gezegenlerde nasıl elde edileceği araştırılıyor.. Kısa zamanda bilim ve teknoloji o kadar ilerleyecek ki, soğuk füzyon ve temiz enerji kaynakları ile bir gezegeni suya ve deliksiz atmosfere kavuşturmak fazla zaman almayacak.. 12 milyar insanı kısa zamanda uzaydaki gezegenine postalamak için dev uzay gemileri inşa edilecek. En geç 50 yıl içinde bütün yeryüzü sakinleri yeni dünyalarına varmış olacaklardır. 50 yıl içinde gezegende oluşturulan topraklar, yeşillendirilmiş, denizlendirilmiş, dağlandırılmış, deniz kentler, dağ kentler kurulmuş olacak.. Tabii bu arada tıp ilmi de ilerleyecek, insan ömrü de bin yıla çıkacak (!) ama doyumsuz insan sonunda mutlaka ölecek.. Fütüristler, yani geleceğin falcıları bile, ölümsüzlüğü düşünemiyorlar.. Çünkü insanlar ölecek ve öteki dünyada hesap verecekler.. Ama mutlaka hesap verecekler.. Biz Gürtuna'yı seviyoruz Birkaç gün önce, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı bir iktisadi teşekkül olan İGDAŞ'ın genel müdürü değiştirildi. İSTON Genel Müdürü Süreyya Polat'ın, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna tarafından İGDAŞ'ın başına getirildiğini gazetelerden okuyunca, içimi bir huzur kapladı. Uzun zamandır, Polat'ı size anlatmak istiyordum. Ama, gündemdeki sıcak gelişmeler buna mani oluyordu. Bu tayin ile, benim için de yazma fırsatı çıktı. Süreyya Polat batmış durumda aldığı İSTON'u, 7 yıl içinde Türkiye'nin en büyük 500 sanayi kuruluşu arasına sokmayı başarmış. Bugün, sadece yurt içinde değil, dış ülkelerde de kent mobilyası üretiminde İSTON markası aranır durumdadır. Gerek estetik ve gerekse fonksiyonel dizaynları ile İSTON'un ürettiği kent mobilyaları, şehirlerimizin çehresini değiştiriyor. Başta İtalya, ABD ve Almanya olmak üzere, pek çok ülkeye kent mobilyaları ile beton ve ahşap prefabrik yapı elemanları ihraç eden İSTON, bu yıl 37 trilyon lirayı aşan cirosu ile halka açılmaya hazırlanıyor. Tuzla'daki tesislerde gördüğüm manzara, gerçekten gurur vericiydi. Tüm çalışanlarını adeta tek bir vücut haline getiren, üretimde uluslararası kalite düzeyini yakalayan Süreyya Polat'tan, İSTON'daki bu başarısını İGDAŞ'ta da tekrar etmesini bekliyoruz. Başkan Gürtuna'yı da, bu tasarrufundan dolayı tebrik ediyoruz. Öyle ümid ediyoruz ki, 2.5 milyon aboneye yetecek fiziki alt yapısı ile, sadece 1 milyon 650 bin aboneye hizmet vermekte olan İGDAŞ, bu yeni ekiple daha parlak günlere doğru yol alacaktır.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.