Masamda çok önemli bir rapor var.. Şu anda Cumhurbaşkanımızın masasında da bulunan bu raporda IMF ve Dünya Bankası'nın bize oynadığı oyunların ve son reçetenin içyüzünü bütün çıplaklığıyla anlatıyor.. Rapor, IMF ve Dünya Bankası ileri gelenlerinin para spekülasyonları yapan dünyaca tanınmış firmalara danışmanlık yaptıkları, tıpkı Malezya, Siyam, Singapur, Güney Kore, Endonezya, Arjantin ve Brezilya'da olduğu gibi, Türkiye'yi de para babalarına soydurduklarını açıklamaktadır.. Türkiye'nin 19-21 Şubat arasında geçen 48 saat zarfında 7.5 milyar doların bankalardan çekilmesi ve doların 1 milyon 300 bin liraya fırlamasının IMF ve Dünya Bankası ileri gelenlerinin Bay Soroz ve birkaç para spekülatörü zengin firmaların işbirliği ile tezgâhlandığı raporda açıkça bildiriliyor.. Raporda ayrıca Türkiye'nin yukarıda adı geçen Uzakdoğu ve Güney Amerika ülkeleri gibi, 20 milyar dolar zarara uğratıldığı ve bundan birinci derecede IMF ve Dünya Bankası'nın sorumlu olduğu, tazminat talebinde bulunabileceğimiz bildiriliyor.. Raporda şu hususlara dikkat çekilmektedir: 1) Türkiye'deki krizin bir benzeri 1997'de Malezya'da yaşandı.. Malezya Başbakanı Mahathir Mohammad, krizin sebebinin büyük çapta para spekülasyonu yapmakla tanınmış Mr. Soros olduğunu açıkladı.. Soros ve firmalarını milletlerarası platformlarda çok sert bir şekilde kınadı.. 2) Mr. Soros ve firmaları hakkında birçok haberler ve makaleler yayınlandı; bu arada IMF ve Dünya Bankası ileri gelenlerinin bu müesseselere danışmanlık yaptıkları açıklandı.. 3) 1999'da Türkiye'nin ekonomik durumu çok iyiydi.. Üretim artıyordu, turizm gelirleri artıyordu ve dış ticaret açığı azalıyordu.. 4) 1999 sonunda IMF Türkiye'deki enflasyonu düşürmek gayesiyle bir reçete kabul ettirdi.. Bu reçetenin ana hattı şuydu: Merkez Bankası sağlam paralara karşı Türk lirasının kıymetini her gün normal piyasa enflasyonunun üstünde olmak üzere çok az bir farkla düşürecekti.. 5) Yukarıda açıklanan tatbikat, Türk ekonomisine iki şekilde zarar verdi: a) İhracatı frenledi, ithalatı teşvik etti ve dış ticaret açığını arttırdı. b) Türk lirasının kıymeti ile enflasyon arasındaki fark gittikçe büyüdü.. 6) 2000 yılı sonlarına doğru Türkiye'de sağlam paralara hücum oldu.. Merkez Bankası Türk lirasının sun'î olarak tutunan yüksek kıymetini koruyamadı.. Bunun üzerine Türk lirasını desteklemek için IMF/Dünya Bankası Türkiye'ye 5 milyar dolar borç verdi.. Bu da ancak birkaç ay daha Türk parasını yüksek seviyede desteklemeye kâfi geldi.. 7) Bankaların söylediğine göre son krizde para spekülasyonu yapan firmalar Türkiye'nin sırtından 20 milyar dolar kazanıp götürmüşler.. Rapor devam ediyor: "Yukarıda görüleceği gibi ortağı bulunduğumuz Dünya Bankası ve IMF yetkilileri menfaat ilişkileri içindedirler.. Bir taraftan para ticareti yapan spekülatör firmalara danışmanlık yapmakta, bir taraftan da bize Türk lirasının kıymetini doğal piyasa kurallarını zorlayıcı bir şekilde yüksek tutturacak, yani spekülatör firmaların çalışması için müsait zemin hazırlayacak bir reçete kabul ettirmektedirler.. Bu demektir ki, IMF/Dünya Bankası bizi bile bile bu krizin içine soktular.. Bundan birinci derecede mes'uldürler." Rapor sonuçta şu tavsiyelerde bulunuyor: "A) 20 milyar olduğu söylenen Türkiye'nin kayıplarının IMF/Dünya Bankası'ndan tahsil edilmesini ve ayrıca Türk milletinin maruz kaldığı çok ciddî ekonomik ve sosyal sıkıntıları karşılayacak bir tazminatın alınmasını; B) Dünya Bankası ve IMF'nin diğer ortaklarıyla (bilhassa Türkiye gibi IMF'zede olan Malezya, Siyam, Singapur, Güney Kore, Endonezya, Arjantin ve Brezilya) ile beraber hareket ederek bu müesseselerde (IMF/Dünya Bankası) çalışanların menfaat ilişkisi içinde olmamalarını sağlayacak tedbirlerin alınmasını ve, C) Madde A ve B'deki işlemlerin süratle yapılabilmesi için Dünya Bankası ve IMF'nin en büyük ortağı ABD'nin haberdar edilmesini ve desteğinin sağlanmasını emirlerinize arz ederim."