Nobel'e en yakın adayımız

A -
A +

Biz hiç, uzay boşluğunda saniyede 29.78 kilometre hızla giden bir göktaşının üzerinde, karıncalar gibi dolaşıp durduğunuzu düşündünüz mü? Dünyamızı göktaşına, insanları da karıncalara benzetmem belki tuhafınıza gidecek ama, kâinatın sonsuz büyüklüğü karşısında ufacık gezegenimiz ve üstündeki minnacık insanları gördükçe, ne yalan söyleyeyim, başka türlü düşünemiyorum. Ne var ki, Yüce Yaratıcı, bu minnacık insanları, ruh ve akıl gibi iki büyük nimetle donatmış, diğer yaratıklardan daha farklı, daha becerikli ve daha şerefli kılmıştır. İnsanlık tarihi, insanoğlunun ilk günden beri "güç" peşinde koştuğunu ortaya koyuyor. Güçlü olmak, insanın en büyük arzularından biri. Dolayısıyla, insanlar, akıllarını bu gücü elde etmek için kullanmışlar ve böylece bugünkü bilim ve teknoloji çağını idrak etmişlerdir. Hobbes'un dediği gibi, her ne kadar bilimin amacı güç edinmekse de, insanoğlunun bu gücü yararlı işler için kullanması gerekiyor. Yoksa bu güç, günün birinde, Hiroşima ve Nagazaki gibi kaba bir kuvvet olarak yeniden karşımıza çıkabilir. Güç derken, bundan maddî gücü kastettiğimizi, bunun da fosil ve nükleer enerji kaynaklarına dayandığını unutmamalıyız. Bugünkü enerji kaynaklarının, özellikle de fosil enerji kaynaklarının zararlı etkileri gün geçtikçe artmakta ve ülkelerin dışına taşmaktadır. Fosil yakıtların artıkları, canlıların hayat kaynağı olan biyosferi tahrip ederken, özellikle hava kirliliği, asit yağmurları ve kanser yapıcı maddeler yoluyla canlı unsurlara gün geçtikçe daha çok zarar vermeye başlamıştır. Aslında bu zarar, Çernobil gibi herhangi bir nükleer enerji merkezinin yangınından daha tahripkârdır. Ama bir Türk, evet büyük bir Türk, göktaşımızı bu tehlikelerden kurtaracak çalışmalarıyla, yıllardır Dünya kamuoyunun dikkatini çekmekte ve insanlığa daha huzurlu, daha sağlıklı ve daha güvenli yarınlar vaad etmektedir. Yıllar önce, Miami Üniversitesi'nde "Temiz Enerji Araştırma Enstitüsü"nü kurarak, sudan yakıt elde etme sistemini geliştiren Prof. Dr. Nejat Veziroğlu, bu çalışmalarıyla "Uluslararası Hidrojen Enerjisi Ajansı"nın kuruluşunu da gerçekleştirmiştir. Hidrojen enerjisi üzerinde çalışan birçok bilim adamının üye olduğu bu ajans, konvansiyonel enerji kaynaklarının yerine, temiz enerjinin kullanma metotları üzerinde yoğun çalışmalara girişmiştir. Profesör Veziroğlu, yalnız Amerika'da değil, Çin'den Japonya'ya, Rusya'dan Avrupa ülkelerine kadar aranan ve çalışmaları izlenen bir bilim adamımızdır. Böylece, suyu yakıt haline dönüştürecek olan bu çalışmalarla, insanlık daha barışık ve daha huzurlu bir dünyaya kavuşacaktır. Hâlen hidrojenle çalışan motorlar, elektrik türbinleri yapılmış ve bir çok alanda beklenen neticeler alınmıştır. Bilim tarihinde, şüphesiz en büyük devrim olarak anılacak olan böyle bir projenin başında, bir Türk bilim adamının bulunması ve bu alanda dünyadaki çalışmalara da öncülük etmesi, hepimizin gurur duyacağı bir hâdisedir. Prof. Nejat Veziroğlu, uluslararası bilim çevrelerinde, ülkemizin haklı ve en önemli gurur kaynağıdır. Hiç şüphesiz ki, Nobel'e gösterebileceğimiz en yakın aday, Veziroğlu'dur. Evet, bu göktaşının üstünde karıncalar gibi dolaşıp durduğumuza bakmayın, aramızda Veziroğlu gibileri de var.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.