İnsanlık, ruhu gramla ölçen materyalist bir devir yaşadı; kendi kendini aşağılarcasına.. Bilimperest pozitivistler, insanın ölünce 21 gram ağırlık kaybettiğini ileri sürüyorlardı.. Nefis ve ruhun aynı şey olduğu iddia ediliyordu .. Çok geçmeden, beyin cerrahisi branşlara ayrıldı; beyin cerrahları gibi ruh cerrahları ve adına psikolog dedikleri ruh çözücüleri türedi.. Ve bugün, en revaçta olan psikologlar hayatımıza yön verir oldu.. Cinci uzmanlar(!), sanki görevlerini bu ruh çözücülerine bırakmışlardı.. Locke, Hume ve Mill gibi animistler, bütün ruhsal hallerimizi, rüyalarımızı, inanç dünyamızı beyne ve duyumlara bağlayarak materyalist bir psikolojiye zemin hazırladılar.. 21 gramlık ruhu, beynimizin içinde arama hatasına düştüler.. Bu çizgiyi takip eden Freud ise, şuuraltımızı bir mezbele haline getirdi.. Oysa, materyalist psikologların araştırdıkları fenomen ruh değil, nefis idi.. Bizde ruh bilimi olarak telaffuz edilen psikoloji, Arapça'da "nefis bilimi" olarak isimlendirilir: İlm-ün Nefis.. Latin kökenli dillerde ise, ruh ve nefis aynı kelimelerle telaffuz edildiği için, Batı dünyası ruhu da nefsi de insan vücudunun bir köşesinde aramaya kalkışmıştır.. Ve sonunda, ruhun 21 gram ağırlığı olan bilimsel (!) bir sonuca varmışlardır.. Ruhu beyinde arayan bilimperestlerin hataları burada da kalmıyor.. Nefsimizin bütün kötülüklerini ruha mâlettikleri için, yaradılıştaki masumiyetimizi de bir mezbelenin içinde kirletiyorlar.. Nefsin bir mezbele olduğu kesin.. Ruhumuz, onu temizlemezse vay halimize.. Çevrecilere bir tavsiyem var: Önce nefisleri temizlesinler; tasavvufu öğrensinler..