Meşrutiyet devri ulemamızdan Ali Kemal Bey'in, "Sorbon Dar'ulfünunu'nda Edebiyat-ı Hakikiyye Dersleri" adıyla bilinen, eski harflerle yayınlanmış bir kitabı var... Yine eski harflerle yayınlanmış ikinci bir eseri daha var: "Paris Musahebeleri" İkisi de bizce önemli eserlerdir... Bu iki eser, Meşrutiyet devri aydınlarımızın -Jön Türklerin-, kültürel arka planındaki çağdaşlaşma hevesinin, bilim ve sanat dünyalarının ipuçlarını verir. 900 sayfalık eser, baştan sonuna kadar, Fransa'nın kültür ve sanat dünyasını anlatır; bilimsel gelişmelerin daha ziyade, pozitivist görüşlerin önemine işaret eder. Bu kitaplar, baştan sona kadar, münevverlerimizin, Fransız kültür ve sanat dünyasından başka bir kaynak tanımadıklarını gösteriyor... "Devrimiz, devr-i fünundur." diyor ve fennî şiir denemelerini göklere çıkarıyor... Bir Jön Türk'ün: "İçtiğin a'la suyu terkip eden ecza nedir Hidrojenle oksijendir, oksijenle hidrojen" beyti, fennî şiirin açık bir örneğidir. Burada, ünlü fizikçi Paul Davies'in "Tanrı ve Yeni Fizik" kitabından, bir sözünü hatırlatalım: "Bilim hakkında rastgele bir mizah anlayışı geliştirirler; bu da, onları gülünç olmaktan kurtarırdı..." Bu eseri (Paris Musahabeleri'ni), mutlaka Latin harfleri ile yayınlamak gerekir; ibret-i âlem için... Ali Kemal Bey anlatmaya devam ediyor: "Şiirimiz, ihtiyâc-ı zamana gayr-ı kâfidir... Romantik Mektebi'nin şairleri, şiir ile fenni telif için bir memba aradılar, bunu da asar-ı kaîmenin a'mâk-ı mechûlesinde buldular... Hayaliyyuna karşı gelerek..." Fransa, böyle bir devir yaşar da, bizim san'at ve edebiyat dünyamızın (!) gençleri Jön Türkler bundan geri kalır mı? Saint Germen ve Kartiye Latin'de ne halt yeniyorsa, bu görüşler, fennî san'at, fennî şiir adı altında "Servet-i Fünun" mecmuasında da mutlaka yayınlanmalı... Zaten, bu Servet-i Fünun ismi de, "Fenlerin Serveti", fennî şiir anlayışından kaynaklanır... İşte size çağdaşlaşmamızın 100 küsur yıl önceki perişanlığı...