Kimi politikacılar son günlerde "uluslararası meşruiyet" peşine düştüler. Oyunu kullanırken meşruluğu aradılar... Meşruiyet kelimesi lugatte şeriata uygunluk halini anlatır... İlk anlamı bu... Şerea kökünden şer'î, şeriat, meşru, meşruiyyet anlamına gelen kelimeler türetilmiş. Bazı politikacılar, kelimenin bu anlama, "Şeriata uygunluk" anlamına geldiğini bilseler acaba nasıl davranırlardı.. Kimi şeriata uymamak için red (!), kimi de belki şeriata uymak için müsbet oy verirdi... (!) Meşruiyyet kelimesini günümüz Türkçesinde yasalara uygunluk anlamına kullanıyoruz... Herşeyin aslını, asâletini, usulünü unuttuğumuz gibi bu kelimeyi de tarihin akışına bıraktık... Uluslararası meşruiyet... Yani uluslararası hukukîlik... Acaba böyle birşey var mı? Benim memleketimde siyâset etmek siyâset yapmak o kadar kötü algılanmıştır ki, birisine beddua etmek isteyen hanımlar kızdıkları kimselere 'siyâset olası' deyimini kullanırlar.. Bundan daha ağır beddua yoktur bizde; "Siyaset olasın" Şimdi öyle 'Siyâset olmuşlar' var ki kendi halkını kesip biçen Saddam için hak ve hukuk arayışına giriyor.. Bazı büyüklerimiz uluslararası meşruiyete takılırken, çok şükür ki bazıları da Kıbrıs'a, Ege'ye ve Irak'a asker çıkarabilmiş... Meşruiyet aramamışlar... İngiltere Osmanlı topraklarına, Osmanlı petrollerine el koyarken meşruiyet mi aramıştı... Fransa Cezayirlileri öldürürken meşruiyet mi arıyordu... Aksine Fransa Cezayir'e saldırırken Amerika'nın ve diğer büyük ülkelerin desteğine mazhar olmuştu.. Saddam, İran ve Kuveyt'e saldırırken meşruiyet mi aramıştı... Hangi meşruiyet! 170 ülkeden ancak beşine veto hakkı veren Birleşmiş Milletler yasası mı? Yoksa bu ülkelere 'Nükleer silah izni' çıkaran Güvenlik Konseyi'nin Ceberut sultası mı? Entellektüel politikacılarımızın bir büyük ayıbı da önyargılarımıza argüman arayışıdır.. Ne de kolay oluyor "Savaşa hayır" demek!