Hayek, ekonomik sorunların çözümü için uğraşan uzmanların, mutlaka, felsefe, psikoloji, sosyoloji, tarih, hukuk gibi sosyal bilimlerden de biraz nasibini almış olmaları gereğini anlatır.. Kavgalı bir toplumda ekonominin düzgün gitmesi diğer sosyal faktörlere bağlı.. Her gün yeni bir parti kuruluyor. Bu da toplumun parçalanmışlık halini gözler önüne seriyor.. Ekonomisti bu kadar bol olan ülkenin bu perişanlığı sizi şaşırtmıyor mu? Profesöründen işadamına, bürokratından sendikacısına, siyasetçisinden çarşı pazar insanına kadar herkes ekonomist. Buna rağmen halimiz perişan.. Boşuna mı yetiştirmişiz bu kadar ekonomisti. Binlerce, onbinlerce diplomalı, masterli, doktoralı ekonomistimiz var.. Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. Sonuç yok.. Sonunda Derviş'i bulduk.. Derviş kortizon gibi; her derde deva.. Ama belli ki, o da Hayek'i okumamış.. O da Türk insanının sosyal yapısından, inanç dünyasından, kültürel geçmişinden nasibini alamamış bir ekonomist.. Ekonomimizi uçurumdan kurtardı diye ödüller aldı. Oysa yaptığı IMF'nin reçetelerini uygulamaktan ibaret.. Uygulandı da ne oldu? Bir şey olacağı yok.. Her şeyden önce toplumsal barışı kuramamışız.. Hep kavgalı; hep anlaşmazlık hakim.. Bilim dünyamız patinaj halinde.. Araştırma ve geliştirme gücümüz yetersiz mi yetersiz. Sırası gelen profesör oluyor.. Türkiye dogmaların, önyargıların çarpıştığı bir ülke.. Aydın geçinenler birbirlerini vatan hainliği ile suçlayabilecek kadar pervasız.. Her kuruluş, öteki kuruluşların, her sivil örgüt öteki sivil örgütlerin kendileri gibi düşünmedikleri için birbirine düşman.. Körler dövüşü.. Dünya denilen bu yuvarlak gezegende 100 yıl laikliği tartışıp da tarifini yapamayan başka bir millet yok.. Hâlâ hukukun üstünlüğünü, inanç özgürlüğünü, düşünce özgürlüğünü, serbest teşebbüsü tartışıyoruz..