Toplu cinnet mi geçiriyoruz ?

A -
A +

Laik devletin ortadan kaldırılacağı ve yerine dini esaslara göre bir devlet kurulacağı korkusu o derece ileri götürüldü ki, milleti korkutur hale geldi... Laiklikten değil, laiklik korkusundan korkar olduk.. Toplumsal hayatımız iki zıt hassasiyet arasında gelip gidiyor, gidip geliyor.. Bütün devlet işleri eğitim, öğretim, sanat ve medya hayatımız bu iki zıt hassasiyetin dayatıcı baskısı altında şekilleniyor.. Bir tarafta laikliğin her an çiğnenebileceği ve devletin şeriat esasına göre değiştirilebileceğine inanan veya inanmış gibi görünen bir azınlık, diğer tarafta böyle bir ihtimali aklından dahi geçirmeyen bir çoğunluk.. ¥¥¥ Bir toplu cinnet mi geçiriyoruz? 21. yüzyılda her gün laikliği tartışan başka bir millet yok.. Geri zekâlı bir toplum olmadığımıza göre, gelin herkesin anlaşabileceği bir laiklik tanımı üzerinde duralım.. Biz batının kültürü ile batılılaşmağa çalıştığımız için hâlâ Saint Simont, hâlâ August Comte, hâlâ Raine diyor aydınımız. "Osmanlı bitmiştir, her hakikat Avrupa'dadır" diyen büyük mason Vedat Nedim Örs'ün irşatlarıyla yetişir kimi kuşaklar. Batıda doğruyu, gerçeği haykıran kafalar yok mu.. Elbette var. Broglie "İnsanlık bilgisinin gelişmesinde hem mantıksal gelişmenin hem de saygı ve sevginin ayrı ayrı rolleri vardır" diyor. Leonardo de Vinci "Bilgi sevgiden doğar" demiştir.. Alain nazarında bütün deliller şerefsizdir -veya değersizdir- derken bilimperestlerin mutlaklık iddialarını reddediyordu.. Pozitivizmin, batılı insanı bir yere kadar getirdiği inkar edilemez. Bilimsel buluşları kim inkar edebilir ki.. Ancak birçok büyük buluşların tesadüfen öğrenildiği de bir gerçek.. Sonuçta batı bilim dünyasını tam anlamıyla eleştiremediğimiz için pozitivizm, Osmanlı gençlerini batılı zevklerle tanıştıran bilimsel (!) bir maske olmuştur...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.