Türkiye gerçeklerle yüzleşmeli

A -
A +

Daha çok kısa bir süre önce dünyanın kendi kendine yeterli yedi ülkesinden biri olmakla iftihar ediyorduk. Ne oldu bize peki? Daha önemlisi tabii ki ne olacağı. Bizim bir Devlet Planlama Teşkilatımız var, elbette ki bir kalkınma planımız da vardır. Lakin gün geçmiyor ki gazetelerde, dünya gerçekleriyle hiç örtüşmeyen bir "yarın" karamsarlığı okuyoruz. Sanayi toplumu olacağımızı umuyorduk. Bir de baktık ki Çin, Hindistan bu konuda bizden çok ileri bir aşamada. En basit bir projeksiyonla bizim bu ülkelerin seviyesine ulaşmak ve bu ülkelerle yarışmak imkanımız çok düşük. Bilgi toplumu olmak içinse yine biraz geç kaldık. Bu alandaki rakiplerimizin araştırma geliştirmeye yaptıkları yatırımlar bizim maddi imkanlarımızı aşan bir seviyeye gelmiştir. Bu gerçeklerle yüzleşmeliyiz Nerede rekabet avantajımız varsa o alanlara yönelmeliyiz. Bunlar tarım, turizm, denizcilik ve yer altı kaynakları... Biz maalesef son yıllarda tarımı çok ihmal ettik. Oysa gerek Avrupa ve gerek öteki komşularımızın gıda deposu olabilirdik. Bu imkan hâlâ kaybedilmiş değil. Turizmdeki başarılı çalışmalarımız yoluna girmiş gibi. Önümüzdeki yıllar otuz-kırk milyon kadar turistin geleceği umuluyor. Tedbirlerimizi zamanında alırsak bu hayal değil. Denizcilikte Yunanistan'a yetişmemiz çok zor. Ancak; denizlerle çevrili bir ülke olmamız hasebiyle, ister istemez denizciliğe ve büyük bir deniz ticaret filosuna sahip olmamız gerekiyor. Silah sanayiinde başarılı bir yolda olduğumuzu dünya alem biliyor. Ancak; yer altı servetlerimizi iyi ve başarılı bir şekilde değerlendirdiğimiz söylenemez.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.