Bugünkü sosyal bunalımlarımızın, inanç ile saptırılmış bilim arasındaki kopukluktan kaynaklandığı kesin. Rasyonalist bilimperestlerin aklı mantıkla, nedensellik yasalarıyla sınırlandırmaları insanlık tarihinin en dramatik hatası olmuştur. Çünkü dinlere karşı küçümseyici tavır buradan kaynaklandı. "Kartezyenizm, akılsız olmanın belki de en akıllı şeklidir" diyor, bilim adamı Frithjof Schuon... Dört dörtlük bir tanım. Kâinâtı ve bu kâinâtta olup bitenleri aklın sebep-sonuç mantığıyla, determinizm zorbalığıyla açıklayan bilimsel (!) görüş bugün geçerli değil... Kartezyen aklı göklere çıkaran, tabulaştıran zihniyet sonunda gözle göremediğimiz minicik bir protona yenik düştü.. ¥ ¥¥ Entellektüellerimiz, daha doğrusu entel geçinenlerimiz, gerçeğin azıyla yetinme eğiliminde oldukları için uçarı düşüncelere daha yatkın oluyorlar... Bir konuyu, bir 'izm'i benimsedikleri zaman mutlaka ona inanmak ihtiyacını da duyuyorlar... Bizim aydınımız 100 yıldır gerçeği değil, moderniteyi arayan adamdır; arar bulur ve asrîleşir.. Paris hayatının kopyacıları, Batıyı tanımadan Batılılaştılar.... Batı'da beldeler kâşâneler görür Ziya Paşa; ancak Batı'nın bir tek kütüphanesine uğramamıştır üstad! Sadullah Paşa'nın, Namık Kemal'in, Abdullah Cevdet'in, Emin Bülent'in, Reşit Paşa'nın, Ahmet Rıza'nın, Tevfik Fikret'in, "Batı"ları aynı değil, başka başkadır. ¥ ¥¥ Paris, 200 yıldan bu yana mabedi olmuştur bizim kaytan bıyıklı üstadlarımızın. Aziz kardeşim Mehmet Niyazi'nin "Medeniyetimizin analizi ve geleceği" adlı kitabında rahmetli Prof. Erol Güngör'den naklen şunları anlatır: "Milletvekili seçildiği I. Meclis'te "Ben isbatiye pozitivizm mezhebindenim, yemin etmek istemem diyen filozof (!) Ahmet Rıza'nın kütüphanesinde pozitivizm'in kurucusu August Comte'a ait bir kitabın yalnız önsöz bölümünün açılmış olduğu görülür... Allah'ım bizi sahte bilimcilikten koru!