Üniversitelerimiz ve aydın kadrolarımız 100 küsur yıldan beri bilim ve teknoloji dünyasında Batı standartlarını yakalayamamışsa, ortada bir problem var demektir. Ama bugünkü üniversitelerimiz böyle bir problemi kabullenmiş değil... Bizim bilimsel kurumlarımız hâlâ August Comte'un pozitivist ilmihal kitabıyla oturup kalkıyor... Bugün bir paradigma haline gelmiş Newton fiziğinden ve sonraki devrimlerden habersiz yaşayan, Kuvantum fiziğinden, görecelik teorisinden ve Karl Gustov Jung'un analitik psikolojisinden haberi olmayan, olsa bile derinlemesine araştırma zahmetine katlanmayan üniversitelerimiz var. Batı bilim dünyası bu bilimsel devrimlerle kendi aydınlarını moral ve metafizik değerlerle tanıştırdı ve toplumlarını huzura kavuşturdu. O güne kadar dinsizliğiyle ünlü Bertrand Russel bile "aklın ötesinde de şüphesiz bir bilgi alanı var" demek zorunda kaldı ve inandığı rasyonalizmin tahtını sarstı... *** Bizde bilim tarihini okumadan profesörlük makamına yükselen öğretim üyelerimiz var. İstanbul Üniversitesinde bile Bilim Tarihi kürsüsünün mazisi birkaç yılı geçmiyor... Bilim Tarihi kürsüsü olmayan üniversitelerimiz var. Bilim felsefesi okutan kürsülerimiz var mı? Ben İstanbul, Boğaziçi, Hacettepe, Bilkent ve Ortadoğu Üniversiteleri hariç hiç duymadım... Son yüzyılda bilimsel devrimlerden habersiz prof. unvanlı öğretim üyelerimiz var. Bilim dünyasının 1930'lardan beri temel eseri olan Popper'in "bilimsel araştırmaların mantığı" ve "Yanlışlanabilirlik ilkesi makaleleri" tam 64 yıl sonra Türkçeye tercüme edildi. Yani 5 yıl önce.. O kadar yabancıyız ki Batı bilim standartlarına. Yine geçmiş yüzyılın başlarında yayınlanan Thomas Khun'un "Bilimsel devrimlerin yapısı" eseri ancak bir kaç yıl önce Türkçeye çevrildi. Çevrildi de çok mu okundu, çok mu faydalanıldı? Kartezyen mantığın, kuvantum fiziğiyle sarsılması, bizim hoşumuza gitmemiştir. *** Üniversiteler, topluma huzur getiren, toplumun inanç, etik ve psikolojik hayatını huzura kavuşturan kurumlar olmalı. Bizde huzursuzluğun kaynağı oluyor. Söylenecek çok şey var... "Citation İndex"de kayda geçen ve 10 yıl müddetle yayınlanan "İnsan Ve Kainat Dergisi" okuyucu bulamamaktan kapanma durumunda kalmıştır. Üniversitelerimiz uluslararası bilimsel duyarlılıktan uzak, bilimsel eleştirilere kapalı, mesleki öğretim seviyesinde kalmış kurumlar haline geldi. Zaten eğer üniversite rektörleri Adnan Menderes'in idamını hatırlatarak asker himayesinde üniversiteleri yönetmek istiyorlarsa vay ülkenin haline!..