Mehmet Okur; resmi sitesi "www.memo13.com"da, Utah Jazz ile anlaşmaya varmasının ardından birçok ünlüden gelen mesajlara yer verdi... Aktüel'in bu haftaki sayısında da yer alan mesajlar şöyle; Cem Uzan; "-Seni Genç Parti'ye delege yazdım... Aidatı hemen gönder..." Kemal Unakıtan; "-Transfer paranı çar-çur etme... Gel sana Telekom'u alalım..." Alaattin Çakıcı; "-Sizin takıma pivot buldum... Detroit Pistons bana vize alsın..." Cem Uzan; "-Hemen itiraz etme... O zaman seni partinin Detroit İl Başkanı yaptım..." Kadir İnanır; "-Türkiye'de bana ekmek kalmadı... ABD'de mentöre ihtiyaç var mı?..." Şahin K.; "-Potaya girdik" adlı yeni filmimde oynar mısın?... Senaryo ekte..." George W. Bush; "-Laura'yla iddiaya girdik... Detroit Kanada'da... Değil mi?..." Selçuk Parsadan; "-Emekli paşaların gecesi için beş bilet gönderdim..." Demet Şener; "-Yeliz'in gelinliğini nereden aldın?..." Şahin K. "-Bari İbrahim Kutluay'la konuş... Belki kabul eder..." Cem Uzan; "-Kontöre ihtiyacın olursa çekinme... Elimde çok var..." İbrahim Kutluay; "-Amerika'ya geldiğim zaman sende kalabilir miyim?..." Modoko Mobilyacılar Çarşısı; "Sipariş ettiğiniz XXL ikiz yatak hakkında..." Şahin K. "-Sende Hidayet'in e-mail'ı var mı?..." Hidayet Türkoğlu "-Müjde... Genç Parti'nin başkan yardımcısı oldum...." bizimkiler (Bizimkiler'in çalışma sırasındaki takıntıları...) Adnan Abi: Masasını beyaz kağıtla kaplıyor... Bir şey düştüğünü görürse (saç, sigara külü, susam vs.) kağıdı değiştiriyor... Erol Abi: Nuh Abi'nin odasında nescafe içmeden işe başlamıyor... Kazım Abi: Başka renk bir kıyafetle gelmişse, siyahları giyiyor... Kupa ile nescafe alıyor... Masasının üstünü tamamen boşaltıyor... Ahmet Abi: Haber sitelerine göz gezdiriyor... Diğer gazetelerdeki tashihleri bile buluyor... Dündar Abi: Yüzüğünü saatine takıyor, saatini masanın üzerine koyuyor... Ayakkabılarını çıkarıp üstüne basıyor... Masa telefonu çalınca önce cep telefonunu açıyor... Hayrettin Abi: Koltuğunu aşağı indirip göbeğini masanın altına sokuyor... Otururken kemeri bir delik genişletiyor... Gördüğü herkese "Beni nasıl buluyorsunuz" diye soruyor... Hayata dair... Mutlu bir yalnızlık, mutsuz bir beraberlikten iyidir... İnsanlar ikiye ayrılır: 1- Ne yaparsa yapsın sevdiklerin... 2- Ne yaparsa yapsın sevmediklerin... Yaşam ikiye ayrılır: 1- Net yaşam... 2- Brüt yaşam... İnsan evlenmez, evlenmek zorunda kalır; aşık olmak zorunda kalmaz, aşık olur... Açların arasında tokluktan ölmek, tokların arasında açlıktan ölmekten daha berbattır... Yönetici yoktur, yöneltici vardır... Aynı insana bir kere aşık olunur... En iyi dostun karşı cinstendir... Kusurunu ilk hemcinsin görür... Sıfır ile bir arasındaki fark, bir ile bin arasındaki farktan daha büyüktür... Otuz güne tamamlanmaya zorlanan beraberlikler, eninde sonunda sıfır güne tamamlanır... Sofradan eksilen tabak, tabaktan eksilen lokmadan daha önemlidir... Sofranızdaki tabakların, gülen suratların hiç eksilmemesi dileğiyle... (düş hekimi) temelin yeri Temel'in baktığı telefon santralini, fabrika bekçisi Dursun her öğlen 12.00 gibi arayıp, saatin tam kaç olduğunu soruyormuş... Gel zaman, git zaman her gün aynı soru ile karşılaşmaktan santral görevlisi Temel'in sabrı tükenmiş... Bir gün Dursun yine arayınca Temel sormuş; "-Niçin her öğlen aynı saatlerde arayarak saatin tam kaç olduğunu öğrenmek istiyorsun?..." -Ben fabrikanın bekçisiyim... Öğle paydosu borusunu tam vaktinde çalmak için soruyorum... Temel kıkırdamış; "-Bu çok komik... Biz de saatlerimizi fabrikanın öğle paydosu düdüğünü duyduğumuzda ayarlıyorduk..."