Türkiye'de nasıl bir kalıba sokulmuşsak, demokrasinin bu boyutunu aklımız almıyor... Bush'un ikinci kez seçilmesini Daily Mirror gazetesi, "59,054,087 kişi nasıl bu kadar budala olabilir" başlığı ile duyuruyor... Ben; Orman Bakanlığı'nın yayın organına yazı yazsam; "Gerzek hayvanlar yine aslanı kral yaptı" bile demem... diyemem... demedik hiç... *** Muhabirlere de standart gelmiş... Ama benim içime pek sinmedi... Muhabirler TSE'ye göre alınırsa, gazete ve televizyonlar çalıştıracak adam bulamaz... Çünkü "konuşabilmeli" falan diyor... *** "Bizi basın ayırdı" demekte biraz haklı galiba İbrahim Tatlıses... Medya İbo'nun aşkını; temiz ve saf bir aşk olarak verse herhalde Türkiye onun arkasında olurdu... Başbakan'ın aracı olduğu Hakan Şükür olayına girmeyeyim de, mesela Caner'le Tülin için yapılmayan kalmamıştı... Medya gereken yönlendirmeyi yapabilseydi, araya gönüllü adamlar girer Asena'yı ikna etmeye çalışırdı... O da baskıya dayanamaz, "kedi kedi" dönerdi eski sevgilisine... Tebeşir Tozu... "Yoksul, dünyanın bazı nimetlerinden, cimri ise bütün nimetlerinden mahrumdur..." (Jean La Bruyere) itiraf reyonu (isim: yiğit barış... şehir: sakarya... yaş: yirmibeş...) Ofis müdürü telefonu açıp bizim sekreter olan arkadaştan kuru istedi... Arkadaş da verilen emri yerine getirdi... Ancak 10 dakika sonra müdür tekrar arkadaşa dönüp sordu; "-Kızım kuru söyleyecektin bana..." Arkadaşın, "Tamam müdür bey, lokantaya söyledim ama halen gelmedi" cevabına müdür sinirlendi; "-Kızım, dolar kuru... Dolaaar..." *** (isim: Abdülhamid karaman... şehir: manisa... yaş: yirmibir...) Yazılı döneminin sonunda her zamanki gibi fırtına öncesi sessizlik yaşanıyordu... Kötü durumun sebebinin futbol ile ilgilenmek olduğunu öğrenen Mehmet Hoca konuyla ilgili ikaz edici bir konuşma yapmak için herkesi topladı ve o veciz konuşmasına başladı: "-Hakan Şükür'müş... Hami'ymiş... Ben onların isimlerini bile bilmem ya... Siz neden takip ediyorsunuz ki?..." Rüştü'nün oynadığı bütün reklamlar... * Gol yemeeem... Sörf tabi ki yerim... * Kulübeye terfi edin, rahat edin... -* Baş döndüren ışıltılı maçlar... * Kale içinden çıkamayacaksınız... * Kirlenmek güzeldir... * Umutları donduğma vağ mı donduğma... * Kokusunda davet var... * Önce hoplat, sonra gümlet... * On yüz bin milyon baloncuk yuttum... * Evet... Çok oluyoruz... * Carew'se koy sepete... * Nazar etme N'olur, gençleri çiğne senin de olur... * Adını unutabilirsiniz, tadını asla... * Beni uyut, gülme sakın halime... * Uçunca da herkes turtarır... Uçmadan kurtaranı yok mu bunun Selo?... * YeSEK, içSEK, büyüSEK... * Bık-tık... tık... tık... Eyi günleeer... Son sözleri... "-Hakim bey ben durun dedim, onlar vurun anlamış... Biliyorsunuz Türkçe esnek bir dil..." (İbrahim Tatlıses - Asena'nın vurulması olayında savunma yaparken...) "-Benim üç yıllık hapis cezası, paraya çevrilmiş de, vezneden mi tahsil edeceğim?..." (Tuğba Özay - Hakaret ettiği için aldığı cezaya verdiği tepki..." "-Uğur'cum oynat pozisyonu bir kez daha görelim... Bak Şansal abi burda..." (Tan Sağtürk - Beşiktaş-F.Bahçe maçından sonra futbol yorumculuğu yaparken...) "-Vurdulu kırdılı rolleri herkes oynar... Kadir İnanır gelsin de benim rolümü oynasın..." (Okan Bayülgen - Kadir İnanır'ı kadın kılığında görmek isteyince...) bizimkiler (Postadan isimsiz gelen mektuptan çıkan, "Çocukluk arkadaşından Bilgehan hatıraları" başlıklı yazı...) Á Modayı takip etmeyi çok severdi... Bir gün yırtık model pantolon aldı... Yalnız yol boyunca "Pedere nasıl söyleyeceğiz" diye söylenip durdu... Ertesi gün, "Yeni pantolonu giymemişsin" diye sorduk... "Sormayın" dedi; "Mahallenin köpekleri mi kovaladı" diyerek iyice yırttı kotu... *** * Lise birinci sınıftayız... Kimya dersinde öğretmen "Isınan maddeler genişler" konusunu anlatırken, "Örneğin pirinç" dedi... Bilgehan atladı; "-Haklısın hocam yaa... İki bardak pirinci ısıtınca koca bir tencere pirinç pilavı çıkıyor" dedi... Hocanın "Oğlum bu yemeklik pirinç değil, metal pirinç" demesiyle gülmekten yıkılmıştık... *** Bir gün de gezmeye gitmek için minibüs bekliyoruz... Bilgehan baktı geleceği yok, "Dur ben şurdan bi sigara alayım bari" dedi... Tam büfeye girecekken "Minibüs geldi" diye geri çağırdım... Apar topar geldi parayı şoföre uzattı, "Bir tane Monte Carlo" dedi... Millet gülmeye başladı, şoför yüzüne baktı, "Aksaray'a kadar götürürüm" dedi... temelin yeri Fadime polise evlerinin soyulduğunu haber vermiş... Polis gelip evin perişan durumunu görünce sormuş; -Neden hemen haber vermediniz?... Dolaplar, eşyalar nerede?... "-Temel'in çoraplarını aradığını sandım"... *** Temel'in adı bir cinayete karışmış... Tüm deliller aleyhineymiş ve tutuklanmış... Ancak yargıç hemşehrisi çıkmış ve Temel'in cezasını hafifletmeye çalışıyor; -Şiddetli tahrik vardı değil mi?... "-Yooo... Durup dudurken vurdum onu..." -Yoluna çıktı öyle ateş ettin değil mi?... "-Hayır... Planladım, tasarladım, pusu kurdum ve vurdum... Haketmişti"... -Ama o sana silah çekti değil mi?... "-Daha neler?... Hiç kımıldayamadı bile..." *** Temel nişanlısı Fadime'yle evlerinde buluşmuş... Ve büyük bir heyecanla; "-Fadime... Işığı söndür, perdeleri kapat, yanıma gel... Fadime utana sıkıla yanaşmış, Temel yeni aldığı fosforlu saati göstermiş... Fadime polise evlerinin soyulduğunu haber vermiş... Polis gelip evin perişan durumunu görünce sormuş; -Neden hemen haber vermediniz?... Dolaplar, eşyalar nerede?... "-Temel'in çoraplarını aradığını sandım"... *** Temel'in adı bir cinayete karışmış... Tüm deliller aleyhineymiş ve tutuklanmış... Ancak yargıç hemşehrisi çıkmış ve Temel'in cezasını hafifletmeye çalışıyor; -Şiddetli tahrik vardı değil mi?... "-Yooo... Durup dudurken vurdum onu..." -Yoluna çıktı öyle ateş ettin değil mi?... "-Hayır... Planladım, tasarladım, pusu kurdum ve vurdum... Haketmişti"... -Ama o sana silah çekti değil mi?... "-Daha neler?... Hiç kımıldayamadı bile..." *** Temel nişanlısı Fadime'yle evlerinde buluşmuş... Ve büyük bir heyecanla; "-Fadime... Işığı söndür, perdeleri kapat, yanıma gel... Fadime utana sıkıla yanaşmış, Temel yeni aldığı fosforlu saati göstermiş... (Yasemin Bozkurt; Kadının Sesi'nde geçim sıkıntısı çeken bir gence yardım etmeye çalışıyor...) YASEMİN BOZKURT: Kaç para kazanıyorsun?... GEÇİNEMEYEN GENÇ: 550 milyon lira... YASEMİN BOZKURT: Günlük mü?... *** (Görme özürlü Halil de başlık parasını denkleştirmek için taa Urfa'dan Yasemin Bozkurt'a gelmiş...) GÖRME ÖZÜRLÜ HALİL: Yasemin Abla; hiçbir çarem kalmayınca sana gelmeye karar verdim... YASEMİN BOZKURT: Tamam Halil tamam... Nasıl da geldin buralara, bu halinle?... GÖRME ÖZÜRLÜ HALİL: Senin programını çoktandır izliyordum abla... Bugünün buluşu Misafirliğe gidilirken hırsıza karşı kapı önüne bir-iki terlik konuldu... (06.11.1961 - Mecit Mican'dan...) sanatik kritik "Kadir İnanır'ın beyanatları genellikle "Şimdi gelirim oraya", ya da "Oraya gelirsem" diye başlıyor... Yalnız unutmasın tabanca taşımakla erkek olunmuyor..." (Okan Bayülgen) politik kritik "Siz sustukça, meydanlar sustukça, hükümet bildiğini okuyor... Unutmayın ağlamayan çocuğa meme vermezler... İktidar sizin efendiliğinizden anlamıyor..." (Deniz Baykal) sportik kritik "Sevdiğim için futbol oynuyorum... İşinizden alacağınız zevk, ondan kazandığınız parayı harcarken alacağınız zevkten fazlaysa, doğru iş yapıyorsunuz demektir..." (Hakan Şükür) Şifa Yemek İftar Sofrası Ezo Gelin Çorba... Etli Kuru Fasulye... Şehriyeli Pilav... Cacık...