Psikolojik hastalıklarımın tıp'taki isimlerini öğrendim... "Fobofobi" ve "Pantofobi"... Siz de beğenin kendinize birkaç tane... ... agirofobi: caddelerde karşıdan karşıya geçmekten korkma arakibutirofobi: Fıstık ezmesi yerken, damağa yapışmasından korkma... eisoptrofobi: aynalardan korkma... filofobi: sevmekten, aşık olmaktan korkma... fobofobi: korkmaktan korkma... gametofobi: evlenmekten korkma... glossofobi: topluluk önünde konuşmaktan korkma... haptofobi: dokunulmaktan korkma... hipofobi: atlardan korkma... kakorafiyafobi: başarısız olma korkusu... katagelofobi: dalga geçilmekten korkma... keymafobi: kıştan ve soğuktan korkma... klimakofobi: merdivenden düşmekten korkma... koulrofobi: palyaçolardan korkma... manyofobi: delirmekten korkma... mikrobiyofobi: mikroplardan korkma... mizofobi: kirlilikten korkma... monofobi: yalnızlıktan korkma... obesofobi: şişmanlamaktan korkma... pantofobi: her şeyden korkma... peladofobi: kel insanlardan korkma... penyafobi: fakirlikten korkma... politikofobi: politikacılardan korkma... porfirofobi: mor renkten korkma... skiofobi: gölgelerden korkma... soteriofobi: başkalarına muhtaç olmaktan korkma... takofobi: yüksek hızdan korkma... venüstrafobi: güzel kadınlardan korkma... zelofobi: kıskançlıktan korkma... Tebeşir Tozu... "Moda denilen şey o kadar çirkindir ki, onu her altı ayda bir değiştirirler..." (Oscar Wilde) İtiraf reyonu... (Adı: Uğurböceği... Şehir: İstanbul... Yaş: 24...) Arkadaşlarla Antalya'dan Kemer'e doğru gidiyorduk. O zamanlar Serçe marka bir arabam vardı. Kemer yolunun bazı kesimleri dar ve virajlıdır. Tam dar bir yerde önümüze bir tur otobüsü denk geldi. Bir türlü geçemedik. Arkadaşım cebinden otobüsün arkasındaki araç telefonunu aradı. "Abi ben arkadaki Serçe'den arıyorum. Bir yol versen de geçsek'' dedi. Ben de o sıra selektör yapıp el sallıyordum. Adam, "Tabii abim" demiş. Otobüs sağa yanaşınca geçmiştik. (Adı: Kara43... Şehir: İzmir... Yaş: 18...) Bir itiraf daha: Arkadaşım bir otobüs şirketinde host olarak çalışıyor... E tabii haliyle uyku düzeni bozuk... Bir gün bizde kaldı, ben de "kalk oğlum, öğlen odu" dedim... Bana aynen şöyle söyledi; "Kaptan kek kalmadı..." RAKAMLARLA KIŞ (Buzda kayıp, yere çakılınca tepkimiz ne oluyor?...) % 14; Kimse bakmasa bile tanıdık tanımadık herkesin o an bizi seyrettiğini düşünüyoruz ve çocukların her yeri buz yaptığından yüksek sesle yakınıyoruz... % 21; Ani bir refleksle kalkıp, etrafa bakıyoruz ve köşeyi biran önce dönmek için adımlarımızı sıklaştırıyoruz... % 19; Ani bir refleksle kalkıp, etrafa bakıyoruz ve camdan bakanı görünce anlamsız bir şekilde ayakkabılarımızın altını kontrol ediyoruz... % 46; Ani bir refleksle kalkıp, etrafa bakıyoruz ve kimsenin bizi seyretmediğini görünce mutlu oluyoruz... Sanatik kritik "Bu yıl dönme dolap sevgi hikayelerini bitirip, kendime sakin bir hayat seçeceğim..." (Deniz Seki) Politik kritik "Şaşırtıcı olan enflasyonun düşmesi değil, 30 yıldır bu enflasyonla nasıl yaşadığımız..." (Süreyya Serdengeçti) Sportik kritik "Alex'in kayınpederinden girip, kulübünden çıktık, ama yine de karısı ağır bastı..." (Aziz Yıldırım) TEDAVİ İstanbulspor Kulübü, çaycıların üzerineymiş... Çaycı maycı... Galatasaray'dan iyi yönetiliyor... Bizimkiler * Sevcan, Körler Federasyonu Başkanı Hale Bacakoğlu'nu aramış... Telesekreter çıkınca not bırakmış; "Efendim ekranda çıkan numaradan beni arar mısınız?..." * Ankara'da; çok eskilerde yaşanmış, bizim kulağımıza yeni gelmiş bir olay... Latif Abi, gittiği haberden dönmüş... Film artınca makineyi arkadaşlara verip, kendi resmini çektirmiş... Daha sonra haberi ve resimleri yollamış... Ertesi gün gazeteyi açmış, kendi resmi suçlunun yerinde... Başlık; "Sapık yakalandı..." * Faruk bilgisayara kolon almış... Çetin Abi, "Ne güzel, kaça aldın" diye sormuş... "Fişsiz beş milyon" deyince şaşırmış Çetin Abi, "Aaa... Fişsiz mi çalışıyor bunlar?..." ... Şifa Yemek Öğle Menüsü; Naneli Yayla Çorba... Etli Taze Fasulye... Soslu Makarna... Meyve... TOKAT Bayhan, daha önce dövdüğü Elena'ya yine fırça atmış... Kız dilimizi öğrendi, kültürümüzü de öğrensin değil mi?... Son sözleri... "-Muazzez Hanım; arabayı verdiniz ama, biraz yardımcı olsanız da şu halı yıkama makinesinden de alsak..." (Bir Seyirci - Çarkıfelek'te abartınca) ... "-Bundan sonraki hedefim, marka olmak ve Bayhan Kolonyaları'nı tanıtmak... (Bayhan -Popstar olur olmaz) ... "-Söylenecek pek bir şey yok... Ağzına, yüreğine sağlık Ayşe... Yolun açık olsun..." (Ercan Saatçi - Ayşe Hatun Önal'ı dinlediğinde) ... "-Sörf yeriiiim... Gol tabii ki yemeeeeem..." (Rüştü - Maç bitiminde reklamı yayınlanınca) Temelin yeri Temel, Afrika'ya gitmiş ve "Hazır gelmişken deveye bineyim" demiş... Deve kiralayan bir yer bulmuş, sahibine nasıl sürüldüğünü sormuş; "-Oh deyince gider... Oh Oh deyince koştura koştura gitmeye başlar..." -Eeee... Nasıl durduracağım... "-Yuh deyince de durur..." Binmiş Temel ve "Oh" deyince deve yavaş yavaş gitmeye başlamış... Alışınca, "Oh Oh" demiş, deve koşturmaya başlamış... Biraz gittikten sonra bakmış karşısında bir uçurum var... Heyecandan ne söyleyeceğini unutmuş ve kendi kendine hayıflanmaya başlamış; "Böyle önemli bir şey unutulur mu... Yuh..." Deve zınk diye durmuş uçurumun tam kenarında... Temel, kurtulmanın verdiği rahatlıkla derin bir nefes almış; "-Ohhh beee..." Bugünün buluşu Midesini üşütenin karnına tuğla ısıtılıp konuldu... (10.10.1941)