Biliyorsunuz kolay kolay açılışlarda, davetlerde boy göstermiyorum, "Bu çocuk yine şımardı" demesinler diye... Ama bizim İstihbarat Sorumlusu Osman Sağırlı, "Ziya ile Bekir de geliyor, Gültekin'le Hasan da orada olacak... Bizim için farketmez, ama sana iyi malzeme çıkar" deyince "Acaba mı" diye yola koyulduk... Önce benimle yolculuk yapmanın keyifli olacağı için bu kadar arzu edildiğimi düşünüyordum... Taa ki, arabayı kullanacak başka kimse olmadığını ve direksiyondan başka bütün koltukların dolu olduğunu öğreninceye kadar... Arabalı vapurda da; "Eveet... Çaylar kimden" sorusu gelince, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan gibi "zorunlu" bir birliktelik olduğuna emin oldum artık... Üstüne bir de Ziya'nın yol boyunca uyuklaması eklenince, bizim "malzeme" beklentisi de boşa çıktı... Sadece arabalı vapurda, zaman zaman gözlerini açmadan, "Yavaş... Sallama... Kasise dikkat" uyarıları ile yetinmek zorunda kaldık... Bozulan moralim, "Armutlu Tatil Köyü"nün girişinde yerine geldi... Polis; Başbakan geleceğinden dolayı aldığı önlemler çerçevesinde yaptığı kontrollerde arabadaki herkese kimlik ve tanıtım kartı sordu... Benim yüzüme bakarak da "Sana gerek yok" dedi... Tanınmak güzeldi ama arkadaşlara ayıp olmasın, bir ayrıcalık istemem tarzında kimliğime uzanırken, tekrarldı; "-Sana gerek yok sevgili kardeşim... Şoförler arabayı otoparka çekip, tören bitene kadar başında bekleyecek..." Neyse ki Basın Merkezi'ne vardığımızda Eknomi Müdürümü Aziz Cumurcu sarsılan güvenimizi yerine getirdi ve yemek ısmarladı... Son lokmayı yerken söylediği, "Organizasyon iyi gidiyor abi... O kadar çok yemek var ki, kim gelse veriyoruz" sözlerini duymadım bile... Yalnız protokoldeki yerimi aradığım sırada İbrahim Tatlıses'le ufak bir tartışmam oldu...Neyse ki görevli geldi de İbrahim Bey'i benim oturduğum yere alıp, beni de Başbakan'ın helikoptere bineceği pistin yakınlarındaki kapıya yerleştirdi de problem ortadan kalktı... Magazin Sorumlumuz Muharrem Acartürk'ün "Gelirken Seren Serengil senin köşeyi okudu... Fıkraya da çok güldü, ne vardı bugün" demesiyle gaza gelip, sanatçının yanına gittim ve kendimi tanıttım... Bana, "Aaa evet, çok güzel şeyler yazıyorsunuz" dedi, "Yalnız yemek tariflerine biraz daha fazla yer ayırırsanız daha faydalı olur" tavsiyesinde bulundu... Sonra kanallardan biri gelip, "Armutlu Tatil Köyü'nün kaplıca turizmine katkıları konusunda ne düşünüyorsunuz" diye sorunca iyice havaya girdim... "Efendim bugün burada" diye başladığım değerli görüşlerimin, asistan kılıklı bir kız tarafından, "Taci... Taci gel, Armutlu Belediye Başkanı'nı buldum... Yanlış kişiyle konuşuyorsunuz" diye çocuğu çekiştirmesi en çok bozulduğum olay oldu... Açılışın perde arkasında yaşanan bu olaylardı, beni orada ve ekranları başında görüp de; "Ohhh... İşi yok keyif yapıyor" diyenler için yazılmıştır... Yoksa ne olacak... Başbakan istemiş, biz gitmişiz... temelin yeri Yaşlı Temel senelerdir aynı köşede oturup çiçek satıyormuş... Civardaki şirketlerden bir genç her öğlen Temel'in tezgahının önüne gider, hiç konuşmadan bir demet için gereken parayı verir, ancak çiçeği almadan gidermiş... Bu böyle yaklaşık iki sene devam etmiş... Her öğlen genç adam gelmiş, bir demet çiçek parası vermiş, çiçeği almadan gitmiş... İki sene sonra genç adam Temel'in yanına gitmiş, konuşmadan bir demet çiçeğin parasını vermiş, tam gidecekken yaşlı Temel konuşmaya başlamış; "-Beyefendi... Siz çok iyi ve düzenli bir müşterimizsiniz... Ancak bu para yeterli değil... Çiçeğe zam geldi..." bizimkiler Bursa'dan Fehim Ferik, "Bizim çocuğu doğumunu duyursana köşende" diye ricada bulundu... "Yazalım" dedim, "-Ne zaman doğdu..." -Beş yaşından gün aldı... diyAlog (Savaş Ay'ın bu haftaki konuğu Seren Serengil'di... Bakın Savaş Abi'sine neler anlatmış neler...) SAVAŞ ABİ'Sİ: Niye kızıyorsun etrafa ve medyaya?... SEREN SERENGİL: Çünkü beni aptal yerine koyuyorlar... SAVAŞ ABİ'Sİ: Halbuki Fatih Altaylı bile köşesinde 'Seren meğer ne akıllıymış' diye yazdı... Mesela şimdi reiki yapıyorum... Meditasyndan da öte... SAVAŞ ABİ'Sİ: Niye yapıyorsun bunu, rahatlamak mı amacın?... SEREN SERENGİL: Evet... Beynimi boşaltmak için... SAVAŞ ABİ'Sİ: Heh heh hee... SEREN SERENGİL: Niye güldün ki abi?... SAVAŞ ABİ'Sİ: Kızım sana zaten beyni boş diyorlar... Sen gidip bir de mevcudu boşaltıyorsun...