Haberi duymuşsunuzdur... The New York Times'ın muhabiri Jason Blair, yazdığı 73 haberden 36'sında sahtekarlık yapmış... Gazete yönetimi de adamın işine son vermiş... İtiraf edeyim, 13 yıllık meslek hayatımda (ihtiyar değilim, erken başladım) benim de böyle birkaç haberim yayınlandı... Meselâ; Düşen uçaktan sağ çıktım Uçak kazalarının çok olduğu bir dönemde, okyanusa düşen ve bir daha bulunamayan uçaktan sağ çıktığımı iddia etmiştim... Kimse bir şey demedi... Daha sonra oturduğum yerden maç yorumu yazma ve cinayet haberine gitmeden resim çekme olayları hafif bile gelmişti... Yükselen burç palavrası O dönem sahnede doğumgünü kutlayan sanatçılara sinir oluyordum... Ne o öyle; bir dilim pasta yenilecek diye meşaleler, şarkılar, yalandan gülmeler, şaşırmalar falan... Bu yüzden Koç Burcu olan Harun Koçak için, "Düzgün hareketine dönecek olan merkür, parayla ilgili beklentilerinizi cevap verecek" diye yazmıştım... Borca girdi, battı... Edebiyatı bile kullandım Bir televizyon dizisinde, "Yalnızlığın ülkesi olsaydı, benim yaşadığım şehir başkent olurdu" sözünden esinlenerek bir şiir yazdım... Şiir yaklaşık olarak bu kadardı zaten... Ama bu esere çok kafa yorduğum söylenebilir çünkü şiire, "Yalnızlığın ülkesi" diye başlık çıkardım... TEMA Vakfı tarfından ödül almıştım... Nihat Kahveci röportajı Herkes yapıyordu... Hatta, "Bilmem kim, İspanya'dan bildiriyor" diye imzasını gördüğüm muhabire ertesi gün Ziraat Bankası önünde nema kuyruğunda rastladım... "Üç gündür kuyruktayım" deyince yalan yazdıklarını anladım, geri kalmayayım diye uydurma röportaj yaptım... Nihat çok beğendi... Mozart Günleri yalanı Musica Viva Orkestrası ile ilgili bir derlemeydi... Alexander Rudin, Alexei Lubimov ve Kyrill Rybalov'un eşlik ettiği Mozart Günleri yazısını sırf okuyucu beni kültürlü biri sansın diye yazmıştım... Köşenin ismi bile bana ait değil Bundan 10 yıl önce bu köşe miras kaldığında "Serbest Vuruş" ismi ile devam etmiştik... Daha sonra Yazıişleri Müdürümüz "Serbest Bölge", ardından da Genel Yayın Yönetmenimiz "Antikriz" ismini koydu... Ben hepsini kendim bulmuş gibi lanse ettim, kimse de bir şey anlamadı... Adam köpeği ısırdı yalanı Ustalarımız bize, "Köpek adamı ısırırsa haber değildir, adam köpeği ısırırsa haberdir" gibi bir şey söylemişti... Basın kartı almak uğruna, gazetecilik kurallarını yerine getiriyormuşum süsünü vermek için yazmıştım... Halkubi adamın köpeği ısırması, Çin'deki sıradan bir köpek yeme olayıydı... Yiyerek zayıflama olmaz Bir dönem yapılan araştırmaya göre okuyucularımızın yüzde 60'ının kilo sorunu olduğu söylendi... Ben de hem ilgi çekeyim, hem de hoşlarına girdecek bir diyet programı yazayım dedim ve "Yiyerek zayıflayın" yalanını uydurdum... Çok tuttu ama okuyucumuzun şişmanlık oranı yüzde 80'lere çıktı... Siz üstünüze alınmayın ama... Ecevit'in hakkını yedim Ecevit hükümetinin çökmesinde benim uydurduğum haberlerin etkisi büyüktür... Bir keresinde "gazoz kapağını açamıyor" diye yazmıştım... O gün "Şans Kapıyı Çalınca" programına çıktı ve dişiyle soda şişesinin kapağını açtı... Kimse farketmedi ama... Yazarımız çok hasta Mustafa Abi'ye telefon edip, "Abi çok hastayım, bu stresli iş beni öldürecek" diye yakınmıştım... "Sen bugün gelme" dedi, gazeteye de "Ömer Söztutan yazısını rahatsızlığından dolayı yazamamıştır" diye yazdılar... Halbuki Yeşil Işık filmini izlemeye gitmiştim... Gittiğime de pişman oldum... İşsiz kalan Blair, kendisiyle röportaj yapmak isteyenlerden 1 milyon dolar talep ediyor... Eğer ilgi çekerse diğer hatıralarımı yarı fiyatına anlatabilirim... Temel'uin yeri ! Temel, banka soymak suçundan yargılanıyormuş... Son celsede yargıç kararı okumuş ve Temel'in suçsuz olduğunun anlaşıldığını, tahliyesine karar verildiğini açıklamış... Temel sevinçle ayağa fırlamış; "-Gözünü sevdiğimin hakim beyi... Yani şimdi bu paralar benim oldu değil mi?..." HHH Temel, Dursun'a misafirliğe gitmiş... Gece sağanak yağış başlayınca Dursun misafirseverliğini göstermiş; -Temel, çok yağmur yağıyor... Eve gitme, burada kal... Temel teklifi kabul etmiş ama biraz sonra ortadan kaybolmuş... Aradan epeyce zaman geçtikten sonra, kapı çalmış ve Temel sırılsıklam bir biçimde içeriye girmiş... Dursun çıkışmış; -Nereye kayboldun, merak ettik seni?... "-Eve kadar gidip geldim... Pijamalarımı aldım da..." HHH Temel bir televizyon kanalında yarışmaya katılmış... Kazandığı parayı eksik vermişler... Temel sebebini sorunca, "Vergi kesiyoruz" cevabını vermişler... Bunun üzerine Temel de bir avukata başvurmuş... Avakut Temel'e, "Televizyonu mahkemeye ver" tavsiyesinde bulunmuş... Aradan zaman geçmiş, avukat yolda Temel'i görünce sormuş; -Televizyonu mahkemeye verdin mi?... "-Verdim ama ertesi gün geri aldım onu... İnsan televizyonsuz yapamıyor..." HHH Karadeniz kıyısındaki otele tam pansiyon kalmaya gelen İstanbullu turist iki gün sonra tesislerin sahibi Temel'e feryadı basmış; -Seyahat acentasi bizi buraya yollarken 'yemekte serbest seçim' diye yolladı. Oysa iki gündür yemeklerde hamsiden başka bir şey yok. Nerede serbest seçim?... Temel durum açıklamış; "-İster yersiniz ister yemezsiniz... İşte size serbest seçim..." BİZİMKİLER H Muammer Yaşar Kıbrıs'ta otele yerleşirken resepsiyondaki görevliye, "Burada denize girecek yer var mı" diye sormuş... H Okuldan dilekçe fakslanması istenen Necmettin sordu, "İadeli taahhütlü faks var mı arkadaşlar"... H Bilgehan'ın kızı oldu... Bebeği kucağına alınca "Erkek mi, kız mı" diye soracağına, heyecandan "Adı ne bunun" demiş... H Dündar Abi, Tanju Okan'ın altıncı yıl anma etkinlikleri haberini görünce "Tanju Okan öldü mü" diye sordu... H Televizyonda, "Marmara'da deprem" haberini duyan Ercan merak etti, "Marmara birinci kısımda mı, Marmara ikinci kısımda mı?..." H Göksel, Metro-Gross Market'te akbilin geçip geçmediğini sordu... kadınlar & erkekler... İsim yazmamak şartıyla verilen bir yazı... Altında "Yazarı bilinmiyor" diye yazıyordu... Böyle bir yazıyı kim üstlenmek ister ki?... H Dünyanın en güzel kadını olduklarını bütün erkeklerin idrak etmesini isterler. Kendileri henüz üç dört yaşlarındayken bunu idrak etmişlerdir. H Çok seviliyor olmaları yetmez, adamın yollarında sürünmesini, uğurlarında ölüp gitmesini isterler. "Hadi be, bi kere öldün mü benim için" diyeni kulaklarımla duydum. H Her daim kavga etmek isterler... E haklılar, insan havasız susuz yaşayabilir mi?... H Anlaşılmaz olmayı, aynı zamanda anlaşılmayı isterler. Anlayan varsa beri gelsin... H Bütün kadınlar tarafından kıskanılmak isterler. Zaten bütün kadınlar bütün kadınları kıskandıklarından, lüzumsuz bir istek. H Eğer ilişki bitecekse bitiren tarafın kendileri olmasını isterler. Olurlar da, aksi durumda ne yapar ne eder tekrar bir araya gelir, "terk etme" eylemini gerçekleştirirler. H 24 saat alış veriş etmek isterler. Aslında bu çok önemli bir husus. Kadınların yarısı yokluktan, öteki yarısı dükkanlar 24 saat açık olmadığından bu isteğini gerçekleştiremez. Hal böyle olunca, gelsin bunalım. H Otuzlu yaşlarda kalmak isterler. Nitekim kalırlar da... Tepkili vatandaş... H Temel'in yerine daha duyulmamış fıkralardan, tebeşir tozunu yerli özlü sözlerden, ana yazıyı da daha bilinen olaylardan derlersen süper olursun... (Tuncay - Sokak) H Siz gazetecisiniz, bilirsiniz... Bu bedelli askerlik konusunda bir gelişme var mı?... Bu konuda biraz bastırırsanız çok makbule geçer... (Seyit - Telefon) H Merak ettiğim şey, Temel fıkralarını kendi aklınızdan mı imal ediyorsunuz?... (Zeynep - Mail) H Hayatında ilk kez helikopter gören Temel yanındaki Dursun'a "Ula bu ne" diye sormuş... Dursun cevap vermiş, "Olsa olsa bin yaşında bir sinektir"... Ömer Abi umarım bu fıkrayı tahsis'den Ahmet Abi Görmez. İyi çalışmalar. (Hduru - Mail) LüzumluBilgiler... H Sibel Can'ın çıkardığı kaset sayısı, uyguladığı diyet sayısından iki beden azdır... H Galatasaray'ın matematiksel olarak şampiyon olma şansının, eksik ödenen nemalarla hiçbir ilgisi yoktur... H İpek Tuzcuoğlu'nun "salsa" dansı, basında yer gün yer alan "yoga"dan daha çok tanınmaktadır... H Hasan Şaş'ın ne yapmak istediği, ortalama bir vatandaşın anlayabileceğinden fazladır... H Aynı ortalama vatandaş, Saddam'ın düşüşüne, doların düştüğü kadar sevinmemiştir... H Sıradan bir vatandaşın bugüne kadar yediği kazıklar, Ecevit'in başbakan olduğu dönemde yediği kazıkların yanında hiç kalır... HIYAR "Fener'den bir cacık olmaz" diyen Ümit Davala, sarı-lacivertli takıma yeşil ışık yakmış... Ümit'in katkılarıyla Fener'den cacık olacak galiba... PRESS Cezayir'deki depremden dolayı internetler bir süre çalışmayacakmış... Türkiye'de de gazeteler tam hizmet veremeyecek demek ki... Taşfırın Erkeği Hatun bu ne rezalet?... Bulaşıkları yıka- mamışsın daha... Sonra akşam banyo yap- mam için su ısıtmamışsın... Ayrıca yemek de hazır değil... İyi bir kadın beyinin yemek- lerden ne istediğini bilmeden, ne yapa- cağına böyle karar vermez. Ben seni iyi bilirim. Hep aynı şeyler... Haydi şimdi önlüğü- nü giy, doğru mutfağa... Bana da küllüğü- mü ver de artık esas işime başlayayım. (Şimdi de birer satır atlayarak... Zeynep Aydın'a teşekkürler...) Hastalık hastası... Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün oğlu Ahmet Münir Gül, birinci sayfaları süsledi bu hafta... Bir gazete, "Anneme vebalı muamelesi yaptılar" diye yazdı... Öbürü "Anneme SARS'lı gibi davrandılar" dedi gündeme uygun bir başlıkla... Bir başkası "Özel haber" diye duyurdu, okul gazetesinde bile yer alan haber için ve "Anneme veremli gibi davrandılar" şeklinde yazdı... Ne yazık ki bizde tartışma konularını konuşmak bile tartışma konusu... Tebeşir Tozu ... "Hayat; sen başka planlar peşindeyken karşına çıkandır..." (Knight) UFO İngiliz bilimadamları, SARS virüsünün uzaydan gelmiş olabileceğini söylemiş... Uzaydan gelse bize gelirdi... Çünkü uzaylılarla bizim kadar içli dışlı olan kimse yoktur... SPORTİK KRİTİKLER "Lise yıllarında ben de inek bir öğrenciydim... Derslerden başımı alamazdım..." (Serdar Bilgili) "Görev bırakırsam Ali Şen'den daha sert muhalefet yaparım... Hem de boş konuşmam...." (Aziz Yıldırım) POLİTİK KRİTİKLER "Bundan sonra yiyenin yanına bırakmayacağız... Bostan korkuluğu muyuz burada..." (Kemal Unakıtan) "Sayın AK Partililer, hani parti içi demokrasi yapacaktınız?... Sizi gidi dönerler sizi..." (Necmettin Erbakan) SANATİK KRİTİKLER "Sinema endüstrimiz bile yok. Türkiye'de film yapmak astronot olmak gibi bir şey..." (Okan Bayülgen) "Dört kişiyle daha beraber oldum ama basın yakalayamadı. 4-0 öndeyim..." (Stelyo Pipis) Meçka Engin / İhtiyaç molası... Meçka Engin, seyahatte başından geçen bu olayı anlatınca, "Bu hikakeyi duymuştum, bizi mi kandırıyorsun yoksa" dedim... "Mustafa Ersoy'a anlatmıştım, o da internet sitesine yazmış... Oradan yayıldı" açıklamasını yaptı... Yani duymuşsanız, "Uyarlama veya uydurma yazı" demeyin... Engin Abi'nin kendi ağzından anlatıyoruzı; "-Çok uzun süre araba kullandıktan sonra küçük bir kasabada ihtiyaç molası vermiştim... Şirin, sevecen bir yere benziyordu... Dinlenme tesislerinin tuvaletine girdim... Bütün tuvaletler dolu gibi görünüyordu, sonlara doğru bir tane boş bulup girdim... Tam kapıyı kapatmıştım ki; yandaki tuvaletten bir ses geldi... 'Selam, naaber' diye bir ses duydum... Tuvalette böyle konuşmaların olmayacağını düşünürken, birden bire ağzımdan 'İyilik, senden ne haber' lafı çıkıvermişti... Yandaki ses, 'Neler yapıyorsun' dedi, ben de 'İstanbul'a doğru gidiyorum' dedim... Çok şaşkındım ama ister istemez bir süre adamın sorduğu sorulara cevap verdim... Taa ki; yandaki adamın; '-Tatlım ben telefonu kapatıyorum... yan tuvaletteki salak benim sana sorduklarıma cevap veriyor' dediğini duyana kadar..." * Vatansever, toplum adamı, herkesin yardımına koşan, gerçek insan...