Beni sever misin?..

A -
A +

Kapıdan içeri girer girmez neşeyle bağırdı: "-Anne biliyor musun bugün yuvada ne oldu?..." -Görmüyor musun?... Telefonla konuşuyorum... Hiç kimsenin sevdiği şey birbirine benzemiyordu... Annesi telefonu, babası arabayı seviyordu... Herşey erteleniyordu telefon ve araba söz konusu olduğunda... Bir de eve misafir gelecek oldu mu kendisine hiç yer kalmıyordu... Nerelere gitsindi?... Annesi kapattı telefonu... Mutfaktan tencere kaşık sesleri geliyordu. Koşarak yanına gitti... "Sana yardım edeyim mi" dedi en sevimli halini takınarak... Annesi anlamlı anlamlı baktı. -Hayırdır... Bir yaramazlık filan... Bak bir de seninle uğraşmayayım... Çok yorgunum zaten... Bu kelimeden nefret ediyordu... Yorgunum... Yorgun olduğumdan... Böyle yorgun yorgunken... ... "Anneciğim sen yorulma diye..." -Yemekte konuşuruz çocuğum... Bankada işler yetişmedi... Baban gelene kadar bunları bitirmem lazım... Hadi sen oyna biraz... "-Hani siz yoruluyorsunuz ya..." -Eeee?... "-Ben de oynamaktan yoruluyorum..." -Ne yapayım?... "-Bilmem..." Yapılmaması gerekenleri biliyordu da büyükler, yapılması gerekenleri hiç bilmiyorlardı... Işıklar söndü birden... Annesi öfkeyle söylenmeye başladı... "Mum da yok" diye diye karıştırdı dolapları el yordamı... Çocuk sırtüstü yatıp, anneannesinin köyünü düşündü... Gaz lambasının ışığında deli tavşan masalını anlatışını... Deli tavşanın duvardaki aksini getirdi gözlerinin önüne... ... Anneannesi gibi iki ellerini birleştirip işaret parmaklarını yukarı kaldırarak tavşan kafası yaptı... "Bak deli tavşan" diyerek parmaklarını oynattı. Yoldan geçen arabaların farları duvardaki tavşana yol açtı... Tavşan alabildiğine hür dolaştı sağda solda. Otlarla kuşlarla konuştu... Sonra yorgun düştü... Duvardaki görüntü o minik avuçların açılmasıyla kayboldu... Kolu yavaşça kanepeden aşağı sarktı... Neden sonra ışıklar geldi... Kadın çocuğun hiç konuşmadığını akıl etti birden... Kanepeye koştu. Küçücük dizlerini karnına doğru çekerek uykuya dalmıştı... Masanın üstündeki dosyalara baktı iğrenerek... Dindirilmez bir pişmanlık doldurdu içini... Uyandırmaktan korka korka küçük alnına bir öpücük kondurdu... Çocuk sanki bu öpücüğü bekliyormuşçasına; "-İşin bitince beni sever misin anne" dedi... Kadın, sevilmek için randevu alan çocuğuna bakarak sabaha kadar ağladı... (pozitif.nil) bizimkiler Faruk, birkaç iş birden yüklenince sinirlendi; "-Abi yavaş... İki ayağımı bir dama çıkarmayın..." *** Harun Abi, röportajı çözerken kaseti bir ileri, bir geri alırken, Ali çıkan sesleri kuş zannedip akşama kadar nerede olduğunu aradı... *** G.O.R.A'ya giden arkadaşı ses düzeninin bozuk olduğunu söyleyince Hüseyin önemsemedi; "Olsun... Altyazısı var ne de olsa..." *** İHA'da çalışan bir arkadaşın, son günlerin moda deyimini kullanma biçimi; "-İHA falan oldum yani..." Ersun Yanal'ın ajandası... * Hakan Şükür yetmedi, bilgisayarda "adam asma" oynanacak... * Defansta problem var, Alpay hâlâ futbolcu mu, araştırılacak... * Siteye anket sorusu; "Elemelere gitme şansımız var mı?..." a-evet... b-hayır... c-elemeler bize gelsin... Hayata dair... Tükenmek üzere şu kısacık an Yakında yok olacak Ve ister altından yapılmış İsterse acıyla yüklü olsun Bir kez daha aynı kılıkla Karşına çıkmayacak..." - G. Brooks - sağdan soldan (Çarşamba'da bir kamyonun üstünde görülmüştür - Ozan'dan...) "-Yük ve eşya taşır... Hamal bulunur... Kuyu kazılır..." *** (Sefaköy'de bir telefon bayisinin camı - KrizAntep Çiçeği'nden...) "-Satılan mal hayatta geri alınmaz..." *** (Uşak'ta tek katlı bir evin bahçe kapısındaki yazı - Hacıoğlu'ndan...) "-Köpek var... Sessiz durduğuna bakmayın..." Bugünün buluşu İlk kez bir gece kulübünün kapısına yanıp sönen ışıklar konuldu... (21.11.1967) Zamane Bedduaları * CHP'li olasın, ömrün neler olup bittiğine akıl erdirmeye çalışarak geçe... * Ülkeyi yönetmeye aday olurken partini yönetemeyesin... * Mersin'e başkanlığa giderken, eldeki Şişli'den olasın... * Bugün; "Bugün seçim olsa" anketleri yapıla e mi?... ...gündemin kırıntıları... Tayyip Erdoğan'ın Asimo'yla buluşması konuşuluyor... Erdoğan alışıktır... AB için o kadar "robotla" buluştu ki... *** Bir gelin kaynana yarışması daha başlıyormuş... Türkiye'de bir tane daha öyle kaynana mı varmış?... *** En az güzellik salonu İzmir'de varmış... İzmirliler'in en sevineceği haber bu olsa gerek... *** Ebru Şallı'nın çocuğuna aldığı "ana kucağı"nın fiyatı 900 milyonmuş.,.. Eee... Ana manken olunca kucağa bazı "ekstralar" gelecek... *** Erol Köse, yapımcısı olduğu G.O.R.A. için "Film eksik" demiş... İyi ki eksik kalmış... Yoksa daha çok küfür diyecektir... temelin yeri Temel'le Dursun konuşuyormuş... "Kardeş biliyor musun" demiş Dursun; -Bu yörenin toprağı çok verimli... Bire otuz veriyor valla... "-Deme be?... Tüh kahretsin..." -Hayırdır, ne oldu?... "-Biz daha geçen gün şuracığa kayınvaldeyi gömdüydük..." diyAlog... MUHABİR: G.O.R.A'nın açılımı ne?... CEM YILMAZ: Goralı sandviç var ya... *** BEYAZ: Eşiniz ne iş yapıyor?... OYA DURMUŞ (Seyirci): Polis memuru... Ben de öğretmenim... BEYAZ: Meslektaş mısınız?... *** MUHABİR: Türkiye'de artık üretim yapmayacak mısınız?... BESİM TİBUK: İmkanım olsa çay bile içmem... sanatik kritik "Ben püre değilim ki artık kendimi ezdireyim... Kendimi özgürlük savaşçısı gibi görüyorum, bundan sonra hep mücadele ederken görüleceğim..." (Asena) politik kritik "Tencere kaynar, maymun oynarken herkes yanınızdadır... Önemli olan tencere kaynamazken yanınızda olan insanlarla mücadele vermektir..." (Mustafa Sarıgül) sportik kritik "Tarihimiz boyunca hiç mağlup olmadık, uzaydan geldik sanki... Ne yapalım?... En iyisi Taksim meydanında Atatürk heykelinin yanında asalım..." (Rıdvan Dilmen) Tebeşir Tozu... "-Kuvvete dayanmayan adalet aciz, adalete dayanmayan kuvvet zalimdir..." (Pascal) Şifa Yemek Öğle Menüsü: Şehriye Çorba... Sebzeli Kebap... Pilav... Şekerpare...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.