Beş dakika daha...

A -
A +

(Bu haftaki Pazar hikayemiz Selçuk Babür'den...) Güneşli bir gündü... Kadın parkta yanında oturan adama, "Bakın, salıncakta sallanan şu kırmızı kazaklı çocuk benim oğlum" dedi... Adam gülümseyerek, "Güzel bir oğlunuz var" dedi, "Diğer salıncaktaki mavi kazaklı çocuk da benim oğlum"... Sonra saatine baktı ve "Heyyy Todd... Sanırım artık gitme zamanı" diye seslendi oğluna... Çocuk salıncakta yükselirken, "Beş dakika daha baba... Lütfen yalnızca beş dakika daha" diye karşılık verdi babasına... Adam başını "peki" anlamında sallayınca çocuk neşeyle sallanmaya devam etti... Dakikalar sonra adam ayağa kalkarak tekrar seslendi oğluna, "Todd... Artık gidelim mi, ne dersin?..." Çocuk yine gitmeye isteksiz, "Ne olur baba, beş dakika daha... Lütfen, beş dakika daha" diye bağırdı babasına... Adam "Tamam" deyince çocuk kahkahalar atarak sallanmaya devam etti... Sonunda kadın dayanamadı ve sesinde gizli bir hayranlıkla, "Ne kadar sabırlı bir babasınız" dedi... Adam gülümsedi kadına, "Sabır değil yaptığım bayan" dedi; "-Büyük oğlum Tommy'yi geçen yıl burada sarhoş bir sürücünün çarpması sonucu kaybettim... Buraya yakın yolda bisiklet sürüyordu... Tommy'e hiç yeterince zaman ayırmamıştım... Oysa şimdi onunla beş dakika daha fazla birlikte olabilmek için herşeyi yapardım... Todd'la aynı hatayı yapmayacağıma söz verdim kendi kendime... O her, 'Beş dakika daha baba' dediği zaman, oyun oynamak için beş dakika daha kazandığını düşünüyor... Oysa işin gerçeği ne biliyor musunuz?... Ben onu oyun oynarken beş dakika daha fazla izleyebiliyorum... Asıl kazanan benim..." itiraf reyonu... (isim: dahiliye... şehir: sakarya... yaş: 22...) Ablam iki yaşındaki yeğenimin bezini açmamı istedi... Arıyor ve bulamıyordum, sonra bir de baktım ki kumla oynuyorlar... Hemen aldım bezini değiştirmek için... Bezini açtığımda ne göreyim; bir sürü kum tanesi... Hemen bir muziplik geldi aklıma; "Abla... Bu çocuk taş döküyor..." (osoztutan@tg.com.tr itiraf edin, rezil edelim...) Bugünün buluşu Esmer çocukları kızdırmak için, "baban seni kömürcüden almış" denildi... (19.09.1969) Hayata dair... İçten olmalısınız. Yapmacık olmayın. Olduğunuz gibi görünün. Dünyanın en güç işi, olmadığınız bir kişi olmaktır. Gerçek benliğinize doğru yaklaştıkça o kişiliği benimseyin ve her zaman öyle kalın. Bunun kolay bir yaşama yolu olduğunu göreceksiniz. En zor şey başkalarının olmanızı istediğiniz kişi olmaya çalışmaktır. Onların sizi bu duruma getirmesine izin vermeyin. "Kendinizi" kim olduğunuzu bulun, olduğunuz gibi görünün. O zaman sade bir yaşam sürebilirsiniz. Richard Albert'in deyimiyle "karabasanları kovmak için" gerekli enerjiyi bu yolda kullanabilirsiniz. Kovalanacak karabasan da kalmayacaktır artık. Artık oyun oynamayacaksınız. Hepsini bir kenara itip "İşte ben buyum... Beni güçsüz yanımla, aptal yanımla, olduğum gibi benimseyin. Benimseyemezseniz, rahat bırakın" deyin... - Leo Buscaglia - ...gündemin kırıntısı... Yeni yasada hastaya bakmayan doktor hapse girecekmiş... Doktor, iyi olacak hastanın ayağına koşarak gelir... ayaküstü Mesut Yılmaz, "Mecbur kalmadıkça siyasete dönmeyeceğini" açıkladı... Bence helal olsun... Kendisinin siyasete mecbur kalma ihtimali olduğunu biliyor... Ya başkaları gibi, "Siyaset bana mecbur kalırsa dönerim" deseydi... bizimkiler (İhlas Aydın bölge yetkili servisine gelen bir müşteri telefonu...) Müşteri: Ömer Bey, Ben Mustafa Özünüseven... Servis: Buyrun efendim... Müşteri: Benim klimada problem var... Servis: Şikayetiniz nedir efendim?... Müşteri: Klimamın soğutması eskisi gibi değil, lütfen ilgilenin... Servis: Bu kanaate nasıl vardınız efendim?... Müşteri: Geçen yıl çalıştırdığımız zaman eşimin omuzları tutuluyordu... Servis: Eeee... Müşteri: Bu yıl tutulmuyor da... sağdan - soldan... (Televizonların SMS kuşağında dönen bir bant... Erhan Dalcı yolladı...) "-Zeka yaz, 2890 gönder... Ne kadar zeki olduğunu öğren..." *** (Ankara'da bir kafenin camındaki reklam... Fatih Düzgün görmüş...) "-Manita Cafe'de buluşalım... Ölümsüz aşklar, bu kafede başlar..." *** (Kral TV'nin SMS kuşağında yayınlanan ilan... Burcu Saygın'dan...) "-Senin sevgin beni resmen Demet Şener yaptı Burhan... Sultanahmet'ten Burcu...) diyAlog (Star muhabiri; F.Bahçe-S.Prag maçında kırmızı kart gören Servet'e soruyor...) ERSİN: Servet... Büyük bir ihtimalle Manchester maçında forma giyemeyeceksin... *** (Bir gün evli kalabilen Hande Ataizi, suskunluğunu Televole için bozmuş...) HANDE: Bunlar her kadının başına gelen şeyler... *** (Seray Sever, motoru arkada bir arabada seyahat ederken kaput açılınca ciyaklıyor...) SERAY: Aaa... Bu arabanın motoru çalınmış... *** (Star'da Serhat Ulueren, Ata Aksu'yu tufaya düşürmüş, onun savunmasını yapıyor...) SERHAT: Biz gizli çekim yapmadık... Belki Ata Aksu'nun haberi yok ama biz gizli çekim yapmadık... temelin yeri Sandal kiralama servisinin sorumlu müdürü Temel, gölün kenarına kadar gelerek megafonu ile gölün ortasındaki sandala doğru bağırmaya başlamış... "-99 numaralı sandal... Zamanınız doldu iskeleye dönün..." Aradan dakikalar geçtiği halde sandal geri dönmeyince anonsu tekrarlamış; "-99 numaralı sandal... Hemen geri dönün yoksa saat farkı ödemek zorunda kalacaksınız..." "Anormal bir şey var patron" demiş yardımcısı Dursun; "-Bizim 75 sandalımız var, 99 numaralı sandalımız hiç olmadı ki..." Şapkasının altndan başını kaşıyarak "kahretsin" demiş Temel ve megafonu eline almış; "-66 numaralı sandal... Paniklemeyin, birazdan kurtarma motoru yanınıza geliyor..." * sanatik kritik "Her kadın çorap ve bulaşık yıkamayı bilir... Seren hayatı Ünlüler Çiftliği'nde değil evinde öğrensin..." (Cengiz İmren) * politik kritik "Hızlı tren adını ilgi çeksin diye koymuştuk... Aslında hızında bir artış olmadı, sadece ara durakları kaldırdık..." (Binali Yıldırım) * sportik kritik "Ben her hafta oynatmadığım futbolcuların hesabını verirsem işimi yapamam... Basın da sadece kendi işini yapsın..." (Del Bosque) Tebeşir Tozu... "Bir ara kadınları anladığımı sandım; sonra sandığımı anladım..." (Sigmund Freud) Şifa Yemek Öğle Menüsü Kaşarlı Domates Çorbası... Orman Kebabı... Bulgur Pilavı... Meyve...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.