Bir bardak sütün hatırı...

A -
A +

Pazar hikayesi Steve Goodier'den... Howard, yoksul bir ailenin çocuğuydu ve okul giderlerini karşılamak için kapı kapı dolaşarak eşyalar satıyordu... O gün, hiçbir şey satamamıştı ve karnı da çok açtı... Bundan sonra çalacağı ilk kapıdan yiyecek birşeyler istemeye karar verdi... Kapıyı açan sevimli genç bayanı görünce utandı... Yiyecek birşeyler yerine, "Affedersiniz, bir bardak su rica edebilir miyim" diyebildi yalnızca... Genç bayan, çocuğun aç olabileceğini düşünerek kocaman bir bardak süt getirdi ona... Çocuk, sütü yavaş yavaş içine sindirerek içtikten sonra, "Çok teşekkür ederim, borcum ne kadar" diye sordu genç bayana... Genç bayan, "Borcunuz yok" diyerek, yüzünde sıcak bir gülümsemeyle devam etti; "-Annem, gösterdiğimiz şefkat ve nezaket karşılığı olarak asla bir bedel ödenmesini beklemememizi öğretti bize" dedi... Çocuk "O halde çok teşekkürler, yürekten teşekkür ederim size" dedi... ... Yıllar sonra genç bayan çok ender rastlanan bir hastalığa yakalanmıştı... Yöredeki doktorlar çaresiz kalınca, hastalığı ile ilgili araştırmalar yapılması için onu büyükşehire gönderdiler... Dr. Howard Kelly, konsültasyon yapması için çağrıldığı hastanın hangi kasabadan geldiğini duyunca heyecanlandı... Artık genç olmasa da yıllar önce kendisine sevgiyle yaklaşan bayanı ilk gördüğü anda tanımıştı ve onun hayatını kurtarmak için elinden geleni yaptı... Uzun süren tedaviden sonra bayan sağlığına kavuştu... Dr. Kelly, denetlemesi için önüne getirilen faturaya şöyle bir baktı ve üstüne birşeyler yazarak zarfın içine koydu ve hasta bayanın odasına gönderdi... Kadın elleri titreyerek aldı zarfı eline... Açmaya korkuyordu... Hastane faturasını asla ödeyemeyeceğini ve geri kalan hayatı boyunca bu faturayı ödemek için çalışacağını biliyordu... Sonunda zarfı açtı ve faturaya iliştirilmiş bir not dikkatini çekti... Kâgıtta şunlar yazılıydı: "-Hastane giderlerinin tamamı bir bardak süt karşılığı ödenmiştir..." temelin yeri Baba Temel, eve girince oğlu ile arkadaşlarını uyuşturucu kullanırken yakalamış... Ertesi gün konuyu arkadaşı Dursun'a açmış... Dursun demiş ki; -Peki ne yapacaksın bu durumda?... "-Ben de onu düşünüyorum" demiş Temel... Aradan bir kaç hafta geçmiş... Dursun yolda Temel'i görünce hemen sormuş; -Temel ne ettin o meseleyi?... "-Hallettim" demiş Temel... -Evlatlıktan mı reddettin?... "-Ula bir insan evladını silebilir mi?..." -Arkadaşlarıyla görüşmesini mi yasakladın?... "-Ula olur mu öyle şey?... Çocuk arkadaşsız ne yapacak?..." -Peki ne ettin?... "-Evi satıp başka bir yere taşındım..." diyAlog... (İlker Yasin'den S.Bükreş-Beşiktaş maçını dinlemek...) 13. dakika - Beşiktaş atağa kalkıyor: "-Atağı başlatan takım, Milli Takım oluyor..." 15. dakika - Top taça çıkıyor: "-Hakem zannediyorum taç verecek..." 18. dakika - Beşiktaş gol yiyor: "-Ne kadar kolay gol yemlemesi lazım..." 32. dakikada - İbrahim hata yapınca: "-İbrahim maça bugün Üzülmez soğuk başladı..." 39. dakika - İlk yarının sonlarına gelince: "-Karşılaşmanın son 5 dakikasına giriyoruz..." 64. dakika - S.Bükreş oyuncu değiştirirken: "-Ve 9 numaralı formayla oyun bir kişi daha giriyor..." 71. dakika - Bir Beşiktaş atağında: "-Juan Fran ortalıyor, top rakibe çarpıyor, aut..." 90. dakika - S.Bükreş lig şampiyonluğunu kutlarken: "-Beşiktaş'ı yenince müthiş seviniyorlar..." Şifa Yemek Öğle Menüsü Kaşarlı Domates Çorba... Fırın Piliç... Sade Pirinç Pilavı... Zerde...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.