Bir şey yapmak...

A -
A +

(Sabancı Üniversitesi'nden Sinan'ın, "Gönlünün zenginliği, cebinin zenginliğinden kat kat fazla olan Sakıp Sabancı'ya" diye gönderdiği yazı...) ... Güzel bir şey yap kardeşim... Dünyaya kırk kere gelinmez... Madem yaşıyorsun, sıhhatli nefesler alıyorsun.. Bir şey yap... Bir şey yap... Güzel olsun... Çok mu zor? O vakit güzel bir şey söyle. Dilin mi dönmüyor? Güzel bir şey gör. Veya; Güzel bir şey yaz. Beceremez misin? Öyleyse; Güzel bir şeye başla... ... Herkesin üstesinden geleceği bir şey mutlaka olmalı. O gayretten uzak duramayız. Vakit geçiyor. Vaktin geçiş ömrün beşinci vitese takılı olduğunu gösterir, unutma. Bir dergiden okuduğum beynimi sarsan o cümleyi bir türlü unutamadım... Şöyle diyordu: "Her insan ölecek yaştadır..." Buyrun biraz da sizler sarsılın. "Her insan ölecek yaşta..." Bir de kalkar savaşırız. Kavgalaşır, kuyular kazarız... Az sonra ölecek olan bizler... Ne kadar da cahiliz... Bu cümleyi gördükten sonra içimde "Büyük Patlama"yı duydum. Edecek iki çift sözüm olmalıydı. İnsanlara, insanlığa bir şeyler demeliydim. Sonunda ard arda ve şimşek hızıyla bağırdım. Beynimden yüreğime doğru bir haykırıştı bu. Yüreğimden dalga dalga cevap yetişti: ... Bir şey yap. Zor ise: Bir şey söyle. Beceremiyorsan: Bir şeyler gör. Bir şeyler yaz. O da mı güç? Bir şeylere başla. Ama hep güzel şeyler olsun. Çünkü "Her insan ölecek yaşta"... Geç kalmayasın! Koca Mimar Sinan... Yapmış da gitmiş.. Yunus Emre... Söylemiş de gitmiş.. Şeyh Edebali... Görmüş de gitmiş. Fuzulî, Nedim, Şeyh Galip... Yazmış da gitmiş. Nene Hatun, Sütçü İmam, Antepli Şahin Bey... Başlamış da gitmiş... ... Kimse kimseden eksik değil. Büyük değil, küçük değil, farklı hiç değil. Düşünebilen kişinin, üstesinden geleceği görevler mutlaka vardır. Tekrarlıyorum: Güzel bir şey yap! Güzel bir şey söyle! Güzel bir şey gör! O da mı güç? Bir şeylere başla. Ama hep güzel şeyler olsun. Çünkü: "Her insan ölecek yaşta..." Geç kalmayasın... bizimkiler (Haftanın olayları...) * Dündar Abi, magazin servisine gelen mankeni Sevcan zannedip sırtına vurdu ve "Kalk şurdan iki çay kap da içelim" dedi... * Alış veriş yapmak için giderken, kaza yapan ve ağzı burnu kan içinde kalan Erol Abi, "Biz şimdi nasıl yola devam edeceğiz" diye söylendi... * Bilgehan, Hawaii Adaları'nın resmini görünce, "Çok güzel, ben buraya gittim... Miniatürk di mi burası" diye sordu... * Kasım Abi, geçtiğimiz Kurban Bayramı için terziye verdiği takım elbise kumaşından, "Haftaya hazır" şeklinde söz aldı... Gözleri yaşardı... * Ömer Abi'yle Tahir radyolu telefon aldı... Tahir soruyor, "Kitapçığa baksana, konuşurken radyo dinleyebiliyor muyuz?..." ayaküstü Bir insan niye hakem olur anlamıyorum... Çok büyük para kazanılan meslek değil... İtibar kazanılan bir meslek değil.. Karizma, kariyer, başarı, gelişim, değişim, kazanılan bir meslek değil... Bir insan niye böyle bir acımasız mesleği seçer?... Küfür, hakaret, dayak, sıkıntı, stres... Hakem Odası'nın yazarı Ömer Abi dahil herkese sordum, en geçerli sebep olarak "maç başına 700 milyon temiz kalıyor" dediler... Peki bir işadamı niye hakem olur?... Eğer iyi bir sebep biliyorsanız, benim merakımı giderin ne olur?... Bu düşüncelerden dolayı her hakemi "fedakarlık örneği" olarak görürüm... Hele Ali Aydın'ı... "İş kazası" dendiği zaman ilk 5 sırayı dolduracak hatalar yapsa da, Türkiye'nin en büyük hakemi... Merhabam bile olmayan bir adamın gidişine üzüldüm... Öbür türlüsünü herkes yapar... Başlığı "kına" mı yapsaydım acaba?... temelin yeri Yardımsever ailenin küçük oğlu Temel gelmiş ve annesine; "-Anne bana para versene..." -Ne yapacaksın oğlum parayı?... "-Yaşlı bir amcaya vereceğim anne..." -Ooo... Afferim oğlum, nerde bu yaşlı amca göster bakayım bana... "-İşte anne orada... Dondurma satıyor..." diyAlog (Kenan İmirzalıoğlu, jön konusundaki spekülasyonları cevaplıyor...) MUHABİR: Efendim Hülya Avşar 'Türkiye'de jön yok' diyor... KENAN: Hülya Hanım'a göre jön bulmak zor... Yaşıtları hep öldü çünkü... BOTOX Cep telefonları, yaydıkları radyasyonla kanı büzüştürüyormuş... Bence en çok cilde zararlı... Faturası ile yüzü buruşturuyor... küçük ilan... (Dünkü Konya Yeni Meram Gazetesi'ndeki başsağlığı ilanı... Noktasına dokunmadan...) Kurtlar Vadisi'nin vazgeçilmez karakteri Süleyman Çakır'ı kaybetmenin üzüntüsü içerisindeyiz... Merhuma Allah'tan rahmet, Kurtlar Vadisi'ne, Polar Alemdar'a, Memati'ye, Dayı'ya, yakın arkadaşlarına, ayrıca hayranlarına başsağlığı dileriz... Başımız sağolsun... (Ali Serdar Çam) politik kritik "CHP'de liderliğe soyunmayacağı garanti tek kişi benim... Seçim otobüsünün üzerinde avaz avaz nutuk atarken düşünebiliyor musunuz beni?..." (Kemal Derviş) sanatik kritik "Cem Özer, sürekli yanımda taşımak zorunda kaldığım bir adam... Ama çok da umursadığım biri değil... İşini çok seviyor ve iyi yapıyor, o da bana yeter..." (Cem Özer) sportik kritik "Ecevit'in asansörle başbakanlığa çıktığı, konuşurken zorluk çektiği ve liderliği bırakmadığı ülkede, bir hakemin formsuz olduğu için bırakması önemli olaydır..."(Erman Toroğlu) günün buluşu İçini açınca müzik çalan tebrik kartları üretildi... (12.04.1978) Şifa Yemek Öğlen Menüsü Mercimek Çorba... Fırın Piliç... Pilav... Salata...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.