Bush'a karşı verdiği mücadele, Saddam'ın mücadelesinden sert olan Oscar ödüllü yönetmen Michael Moore, ABD seçimleri için, "Teselli rehberi" buldu... En güzeli, "Bush'un başkanlığa bir kez daha aday olması hukuken mümkün değil" maddesi... E biz de kendimizi bir şekilde kandırmamız lazım; * Bir kere gazetenin arşivinde Bush'un 2 bin 975 fotoğrafı varken, Kerry'nin sadece 115 kare resmi var... * Övünmek gibi olmasın da Türkiye'de gülme adına güzel şeyler yapılıyor... Ama dünya mizahından da örnekler lazım değil mi?... * Erdoğan mecburen Kerry'yle tanışmaya gidecekti ve kendisine bir takım elbise, eşine de Bartın işi gümüş işlemeli bir şal götürecekti... Sırf masraf... * Bush'un İstanbul'u çok sevmesi ve tekrar gelip; bütün sokakları dolaşma ihtimali... El değmedik asfalt kalmaması... * Eğer bizdeki gibiyse, Bush'a karşı olan Amerikan basınının alacağı bir intikam olması... Öyle bir kenarda duruyor... * Yılbaşı yaklaşırken savaş bölgesine tekrar gitme ihtimali var... Belki de bu kez kamyonla... * Mıcır dolu yolda ginger denen alete binme isteği doğabilir... Giderken kapağı takılı dürbünle çevreyi seyrederse değmeyin keyfine... Ya da keyfimize... Tebeşir Tozu..."Toplumun düşüncesi jilet gibidir... Güçsüz ondan korkar, bilgisiz onunla elini keser, akıllı ise kullanmasını bilir..." (John Milton) sağdan soldan (Muğla'da bir köşebaşı tabelası - Betül'den...) "-Hey dur... Çöp dökmeden önce vicdanını dinle..." *** (Antalya'daki bir internetcafenin duvarı - Bennthen'den...) "-Sanal İnternet Cafe... Bilgisayarlarımızda kumar oynamak yasaktır..." *** (Güngören'de hediyelik eşya dükkanı - Ali Koçak'tan...) "-Bir milyoncuda her şey 1 milyon..." *** (K.Maraş Çiçek sinemasının uyarısı - Mustafa Yılmaz'dan...) "-Lütfen mısırınızı gürültüsüz yiyin..." itiraf reyonu (isim: tuana... şehir: istanbul... yaş: yirmidört...) Bu seneki halk koşusuna katıldım... Kız arkadaşım finişte beni bekleyecekti... Yarışı zar zor tamamladım ve kendimi güç bela bizim kızın kollarına bıraktım... İkimiz beraber yere çömeldik, aradan biraz zaman geçtikten sonra kız, "Dinlendin mi" diye sordu... "Hayır, biraz daha oturalım" dedim... "İyi" dedi, "Dinlen de git doğru kişiyi bul"... Abartı gelecek biliyorum ama, ben hayatımda böyle bir ses ve görüntü benzerliği görmedim... Ve hayatımda hiç bu kadar utanmadım... kadınlar & erkekler... * Akrabalarınızın ikiye katlanması demektir... * Eşinizle hısımdan ziyade hasım olmanız demektir... * Pin kodunuzu karınızın da bilmesi demektir... * Kararlarınızı onaylatacağınız bir merci oluşturmanız demektir... * Pilavın iyi demlenmesi demektir... * Artık asla kendinize ait bir yorganınızın olmaması demektir... * 14 Şubat'ı sevgilinizden ayrı geçirmeniz demektir... * Talimat denen şeyin sadece amirden alınmayacağını öğrenmek demektir... * Karınızın müfettişlik ve hafiyelik gibi işlere yatkın olduğunu öğrenmeniz demektir... * Attığınız her adımın size dırdır olarak geri dönmesi demektir... * Sizin değil, onun sevdiği yemekleri yemeniz demektir. * Teslim olmak suretiyle esir olmak demektir... * Eve istediğiniz saatte döndüğünüz günleri özlemle anmanız demektir... * Her şeyi ikiye bölmek, buna karşılık masrafları ikiyle çarpmak demektir... * İki ayrı dünyadan bir ucube dünya kurmak demektir... * Evlendiğiniz gün ölmeniz ve naaşınızın evlilik boyunca ortalarda sürünmesi demektir... bizimkiler Bilgehan basket maçı için Caferağa Spor Salonu'na gidiyormuş... Yalnız salonun yerini bilmiyorlar, sora sora bulacaklar... Şoför, "Ben şuraya bir sorup geleyim" diye inip, birileriyle konuşup geri dönüyormuş... "Az ilerdeymiş", "Bu caddenin arkasıymış", "Şu ikinci sokakmış" derken, "Hah burası" demiş bir yerde... Bilgehan bakmış çıkmaz bir sokak ve tam karşılarında, "Cafe Restourant" yazıyor... ayaküstü Bakmayın siz Hıncal Abi'nin her kanalda programı olmasına... Erman Toroğlu kadar medyayı iyi kullanabilen biri daha yok... "Hormonlu gıda" olayı ile üreticiyi çileden çıkardı, "Ben kabzımalım, bilirim" diyerek... Sonra protestolar, poster yakmalar, adına programlar... Gelsin reytingler... İşte "Her şeye maydanoz olmak" diye buna denir... temelin yeri Temel dağda dolaşıyormuş... Günlerdir susuz kalmış bir halde gezerken, ileride bir kuyu görmüş... İçine bakmış ama dibini görememiş... Yerden büyükçe bir taş almış, derinliği sesten çözmek için kuyuya atmış... Su sesini dinlerken, kuyunun içine hızla bir koyun atlamış... Temel şaşırmış... Derken bir çoban yaklaşmış sormuş; -Kardeş buralarda bir koyun gördün mü?... "-Gördüm... Az önce şu kuyuya atladı" demiş... Çoban şaşırmış; -Bu imkansız, ben onu az evvel büyükçe bir taşa bağlamıştım... diyAlog... BEYAZ: Senin bir şarkın vardı ya; çok beğenilmişti... Biz de çok dinliyorduk, "Liselim"... ÜMİT BESEN: Teşekkür ederim ama o benim değildi, Cengiz'in şarkısıydı... *** MUHABİR: Dümeni bükerek rotayı AB'ye çevirdiniz. Şu anda hava nasıl?... TAYYİP ERDOĞAN: Ha buradan deniz görüniy mi?... Görünmiy ki sana cevap vereyim... *** MUHABİR: Beşiktaş'ın penaltısı için ne diyeceksin?... LEVENT (Konyaspor): Bilmiyorum ki... Yani yazık... Abi valla ne biliim... Ama kesin penaltı değildi.. gündemin kırıntıları Artık sigaranın üzerinde "light" ibaresi bulunmayacakmış... Diğerine "daha sert" ibaresi koyarlar olur biter... sanatik kritik "Derya Tuna bize büyü yaptı... Ama ne yaparsa yapsın, benim için gelinlik giymene engel olamayacak..." (İbrahim Tatlıses) politik kritik "Hükümet, ekonomik problemlerin üstünü Avrupa Birliği şalı ile kapatma çabası içerisine girmiş durumdadır..." (Cihan Paçacı) sportik kritik "F.Bahçe'nin Avrupa maçı olduğu gün benim için akşam televizyonda en sevdiğim komedi dizisi var demektir..." (Fatih Altaylı) Bugünün buluşu Kiraz yenirken eğlence olsun diye çocukların kulağına küpe gibi takıldı... (09.11.1951) Şifa Yemek İftar Sofrası Mercimek Çorba... Piliç Döner... Pilav... Cevizli Kadayıf...