Buraları yıkılıyo...

A -
A +

bizimkiler (Bizimkiler'in küçük sakarlıkları...) * Dündar Abi: Dizini masanın en sivri köşesine vurmak, acıyla dizine bakmaya eğilirken kafayı masanın üstüne vurmak... * Mehmet Abi: Diaları ışığa tutup bakarken birden uyuyakalmak... Birkaç dakika el havada gözler kapalı durmak ve birden kafayı masanın üstüne vurmak... * Ömer Faruk Abi: Yılan süsü verilmiş telefon kablosu atıldığında havaya sıçrarken çöp sepetini devirmek, onu kaldırmaya eğilirken kafayı masanın üstüne vurmak... * Engin Abi: Ömer Abi'nin bu korkusundan korkmak ve yaklaşık beş dakika sonra "ben de korkayım bari" derken gerçekten kafayı masanın üstüne vurmak... * Bilgehan: Titreşimdeki telefonu masanın ucuna bırakmak... Çalmasıyla yavaş yavaş aşağıya doğru süzülmesi, havada kapmaya çalışırken kafayı masanın üstüne vurmak... * Cem: Koltuğu sonuna kadar geriye yatırıp MSN'de sohbet etmek... Karşı tarafın önemli bir şey yazmasıyla gözlerin büyümesi ve ekrana yakından bakayım derken kafayı masanın üstüne vurmak... * Ercan: Yazı yazarken kimse çay istemesin diye masanın altına doğru kayarken koltuğun altından fırlaması ve kafayı masanın üstüne vurmak... (Irak vatandaşından Bush'a...) Buraları yıkılıyo, kandan bıkılıyo Her gün peşime bombalar atılıyo Saddam'ı aldın, tercihin doğru Yeter artık George Bush'un oğlu... (Baykal'dan Mustafa Sarıgül'e...) CHP yıkılıyo, içten yıkılıyo Her gün peşime partili takılıyo Ben Cem'i seçtim tercihim doğru Çevir okunu hadi Şişli'ye doğru... (Asena'dan İbrahim Tatlıses'e...) Buraları yıkılıyo, benden yıkılıyo Her gün peşime, bıyıklı takılıyo Ben seni sildim, tahminin doğru Gazla hadi artık, "mağara"na doğru... (Yanal'dan Osman Tanburacı'ya...) Buraları yıkılıyo, benden yıkılıyo Her maçta filemize goller takılıyo Hakan'ı attım, tahminin doğru Yasla tanburunu, kelleme doğru... itiraf reyonu (isim: furkan... şehir: amasya... yaş: yirmibir...) Çarşıda çok güzel bir cüzdan gördüm ve aldım... Mahallede biri gördü, "Bana sat" dedi... Aldığım fiyattan çok yüksek bir fiyata sattım... Fakat paralarımı içinde unuttuğum için ban adaha pahalıya geldi... (isim: salih bulut... şehir: bursa... yaş: yirmiüç...) Ayrılmak üzere olduğum kız, tanışmak üzere olduğum kızla beni çarşıda yakaladı... Mecburen selam verdim, yanımdaki "Bu kim" dedi... Ben ne diyeceğimi düşünürken o hayatının en büyük iyiliğini yaptı, "Teyzesinin kızıyım" deyip gitti... (isim: üvey... şehir: sakarya... yaş: yirmiiki...) Cep telefonumla evi aradım, babam çıktı... "Baba annemi verir misin telefona" dedim... Bana; "Sen kimsin" dedi, yıkıldım... diyAlog... CENGİZ SEMERCİOĞLU: Gani Müjde hastanede mi şu anda?... GANİ MÜJDE (Yanında oturuyor): Ben burdayım, sağlığım iyi... CENGİZ SEMERCİOĞLU: Pardon Gazanfer Özcan diyecektim... Gani Müjde bizi andı... LATİF DOĞAN: Sırada; Türkiye'den yurtdışına doğru, yurdun çeşitli yerlerine giden bir gelinin öyküsü var... OKAN BAYÜLGEN: Hilal Cebeci'yi şimdi mi kıskanmaya başladınız, doğuştan mı kıskanıyorsunuz?... SEMA (Seyirci): Ben Doğuş'a ölürüm zaten... ayak üstü... Belki hiçbirimizin işine yaramaz ama, benzetme çok hoşuma gitti, bu alıntıyı yaptım... Eski bir Parti Meclisi Üyesi'nin görüşleri... Partisini de siz bulun artık; ... Parti Meclisi'ndeki konuşmalar mı?... Maksat demokrasi olsun, adet de yerini bulsun... Ne konarsa tabağına onu yiyeceksin... İster beğen istersen beğenme... Bir gün önce lahanayı sevmem diyenler, o gün iştahla yerken görünce anladım ki bu benim işim değil... Yemedik de ne oldu?... Onlar meclise, biz de kapının önüne koyulduk sessiz sedasız... Yok pişman falan olduğumdan söylemiyorum... Dün yemedim, bugün de yemem de, yiyip de yemedim diyenlerle, yemem deyip de yiyenlerle bir daha masaya oturulur mu bilmem?... Oturulursa da sonuç aynı olur nasılsa... O zaman da "benim ne işim var bu masada" diye sormadan edemem?... temelin yeri Kaldırıldığı acil serviste günlerdir ağzına adam gibi bir şey koyamayan Temel' i doktor kontrol etmeye gelmiş ve sormuş; "-Kaç gündür perhizdesin?..." -On günü geçti doktor bey... "-Canın ne yemekler çekmiştir kim bilir?... Söyle bakalım balık sever misin?..." Temel 'in gözleri parlamış; -Sevmem mi doktor bey?... "-İyi o zaman, bunu seveceksin... Hemşire hanım; bu beye perhiz yemeklerinden sonra bir kaşık da balık yağı verilecek..."

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.