"-Saddam'ın ayağı kayıp düşünce Tayyip hemen oradan uzaklaşmış?..." -Düşenin dostu olmaz diye... HHH "-Bush'un en çok şikayet ettiği şey baş ağrısıymış, neden?..." -Hastalıklar insanın en zayıf yerinde olduğu için... HHH "-Tayyip Erdoğan Amerikan bayrağını buzdolabında saklıyormuş, neden?..." -İlişkilerimiz bozulmasın diye... HHH "-Saddam kafasını kaşırken birden parmağında bir acı duymuş, ne olmuş?..." -Parmağına kıymık batmış... HHH "-Bush'un kellesini istediğini öğrenen Saddam, tedbir için ne yapmış?..." -Hayat sigortası yaptırmış... HHH "-Bush yeni doğan bir Iraklı çocuğu evlatlık almış, niçin?..." -Irak'ı iyi tanıyor diye, büyüyünce savaşta kullanacakmış... "-Irak'ta başarılı olamayan Bush, ilan vererek nasıl özür dilemiş?..." -Yenisini vuracağımdan, eskisinin hükmü yoktur... HHH "-Tayyip futbolu neden bırakmış?..." -Son vuruşlarda etkisizmiş... HHH "-Tayyip üst düzey Amerikalı yetkililerle neden anlaşamadı?" -Yükseklik korkusu olduğu için... HHH "-Sabah berbere giden Saddam, berberden koltuğunu ters çevirerek aynayı görmeyeceği şekilde tıraş etmesini istemiş, neden?..." -Sabah sabah morali bozulmasın diye... Temel'in yeri Temel'le Dursun gece bekçisiymiş... Tam konservatuarın önünden geçerken ölü bir adamın yerde yattığını görmüşler... Temel telsizi açmış, durumu polise bildirecekken; "-Dursun konservatuar nasıl hecelenir?..." -İnan bilmiyorum... "-O zaman bu ölüyü eczanenin önüne çekelim..." HHH Büyük bir banka soygunundan sonra çalıntı otomobille yol alan Temel, Dursun ve İdris şehir dışında arabadan inip tarlaların arasından geldikleri yöne doğru hızla ilerlediler... İdris, "Haydi sayalım artık" dedi, "Kaç para kaldırdığımızı merak ediyorum..." Dursun elini şöyle bir salladı, "Yorgunluktan öldük yahu" dedi, "Şimdi o kadar parayı saymakla ne diye uğraşalım? Yarın gazetelerde okur, öğreniriz kaç para kaldırdığımızı..." Temel kızarak yerinden fırladı; "-Deli misin be... Yarın her gazete ayrı bir rakam verir, biz de birbirimize gireriz..." HHH Hakim, mağaza soygunu yapan Temel'e sordu; -Oğlum hırsızlık yaparken karını ve çocuklarını düşünmedin mi?... "-Düşünmez olur muyum hakim bey?... Ama girdiğim mağazada yalnız erkek elbiseleri satılıyordu..." HHH Cimri ve yaşlı Temel'le karısı Fadime kasabadaki panayıra gezmeye gitmiş... Panayırda en çok uçak yolculuğu dikkatlerini çekmiş ve pilotla pazarlığa başlamışlar; "-Bir saati ne kadar?..." -Beş milyon lira... -Olmaz çok fazla... Gel Fadime gidelim... Müşteriyi kaçırmak istemeyen pilot; -Gelin sizinle bir anlaşma yapalım. Eğer uçak havadayken korkmazsanız para almam. Ama tersi olursa beş milyonu alırım... Anlaşma hoşlarına gitmiş ve binmişler uçağa. Bir saat hiç ses çıkarmadan uçmuşlar. Uçak yere indiğinde pilot; -Bravo size... Hiç sesinizi çıkarmadınız... "-Oh oğlum sorma... Fadime uçaktan düştüğünde az daha bağıracaktım..."