G.Saray'ı rakipten koruyacak polis timi kurulsun... G.Saray'ı polisten korumak için polis timi kurulsun... Polisten ve rakipten korunmak için maç sonrası hendek kasılsın... İdmanlarda yat-kalk-sürün eğitimi yapılsın... Futbolcular formaların altına çelik yelek giysin... Maç forması sarı ağırlıklı olsun... (Kırmızı boğaları azdırıyor) Maça "Türk'ün Türk'ten başka dostu yok" pankartı ile çıkılsın... Daha yırtıcı bir santrfor alınsın... (El-Kaidespor'dan) G.Saray'a gazi ünvanı verilsin, otobüslerdeki harp malullerine ayrılan yerlere oturtulsun... Roma İstanbul'a gelecek olursa kılıç-kalkan ekibi karşılasın... Maçın biletleri Biletix firması tarafından özellikle Karagümrük ve Kasımpaşa'da ücretsiz dağıtılsın... Bu ne perhiz? -Damlaya damlaya göl olur -Taşıma suyla değirmen dönmez ... -İyi insan lafın üstüne gelir -İti an çomağı hazırla ... -Fazla mal göz çıkarmaz -Azıcık aşım ağrısız başım ... -Bülbülün çektiği dili belası -Bilmemek ayıp değil sormamak ayıp ... -Eğri otur doğru söyle -Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar ... -Düşenin dostu olmaz -Dost kara günde belli olur ... Ava giden avlanır Atın ölümü arpadan olsun ... -Erken kalkan yol alır -Acele işe şeytan karışır ... -Birlikten kuvvet doğar -Körler sağırlar, birbirlerini ağırlar ... -Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır -Lafla peynir gemisi yürümez -Gün ola harman ola -Perşembe'nin gelişi Çarşamba'dan bellidir ... -İyilik yap denize at -Merhametten maraz doğar ... -Yüzü güzel olanın huyu da güzel olur -Yüzü güzel olanı değil huyu güzel olanı sev ... -Akıl akıldan üstündür -Aklın yolu birdir ... -Acı patlıcanı kırağı çalmaz -Kurunun yanında yaş da yanar ... -İşleyen demir ışıldar -İnsan yedisinde neyse yetmişinde de odur ... -Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al -Beş parmağın beşi birbirine benzemez ... -Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz -İş olacağına varır ... -Zorla güzellik olmaz -Zora dağlar dayanmaz Shakira'nın not defteri Havaalanına iner inmez Türkçe öğrenmeye başladım... Televizyoncular selam vermeyi öğrettiler; "Maraba Televole"... "Tavuk manken" olayındaki fikirlerimi sordular... Bilemeyince çok utandım... Kitaplara baktım, bulamadım... Kulise İbo diye biri geldi, "Tatlıses Radyo"da çalışmayı teklif etti. Kabul etmedim tabii... İsmail Türüt diye bir adamla tanıştım... "Türk olsaydın senin adın Shakira değil, Şhakiriye olurdu" dedi... O güldü, ben bir şey anlamadım... TEMEL'İN YERİ Müşteri Temel markete girdi ve yumurta tezgahının önünde durdu; "-Kaç para yumurta?..." -Yirmi beş bin... Fakat şurada beş tane kırık var, onların tanesi on bin lira... "-Tamam... Bu beş taneyi alıyorum, bana yirmi tane daha kır..." Temel'in annesi oğlunun odasına girdi ve onu uyandırdı. "-Haydi oğlum, uyan artık... Okula geç kalacaksın..." Temel, yarı açık gözlerle annesine baktı ve uykulu bir sesle; "Fakat anne, bugün okula gitmek istemiyorum" dedi. Anne, oğlunun isteğine karşı çıktı: "Okula neden gitmek istemiyormuşsun bakayım" dedi, "İki ciddi neden söyle bana..." Temel bir yandan esnerken, bir yandan da cevap verdi; "-Okuldaki tüm öğretmenler benden nefret ediyorlar biiir... Tüm öğrenciler de benden nefret ediyorlar ikiii... Yeter mi, anne?..." Annesi Temel'in nedenlerini geçerli bulmadı: "-Bunlar okula gitmemen için neden olamaz" dedi, "Şimdi hemen kalk ve çabuk hazırlan..." Bu kez Temel iki ciddi neden göstermesini istedi annesinden: "-Sen de bana, okula kesinlikle gitmemi gerektirecek iki ciddi neden gösterebilir misin, anne" diye sordu... Sabrı tükenme noktasına gelen anne, oğlunun üstündeki yorganı hızla çekti; "-Birinci ciddi neden, 52 yaşında koskoca adamsın... İkinci ciddi neden ise, sen okulun müdürüsün oğlum..." Nikah memuru nikahı kıyacak ama damat Temel'in ayakta duracak hali yok... Kızıyor tabii; -Size bir hafta sonrasına yeniden gün veriyorum. Ayılın, öyle gelin... Ertesi hafta Temel yine aynı... Nikah memuru bu kez gelin adayına dönüyor; "-Bu ne hâl gelin hanım?... Müstakbel kocanız yine kendinde değil" deyince gelin savunmaya geçmiş; "-Ne yapayım memur bey, uyku ilacı vermeden getiremiyorum..."