Bazen insanları hafife almak için "Çocuk gibisin... Çocuk gibi davranıyorsun" denir ya... Bu hikayeden sonra çocuk gözüyle bakmanın basit olmadığını anlayacaksınız... ... Babası İspanya'nın en ağır siyasi cezalarının verildiği bir hapisanede mahkumdu küçük kızın... Fırsat bulduğu her hafta sonu babasını ziyaret için annesiyle birlikte hapisaneye giderdi. Yine bir ziyarete giderken babası için çizdiği resmi yanında götürdü ancak hapisane kurallarına göre özgürlüğü çağrıştıran her türlü şeyin mahkumlara verilmesi yasaktı... Bu sebeple kağıda çizdiği kuş resmini kabul etmemişler ve oracıkta yırtmışlardı... Çok üzülmüştü küçük kız... Babasına söyledi bunu, o da "Üzülme kızım, yine çizersin; bu sefer çizdiklerine dikkat edersin olur mu" dedi... ... Küçük kız diğer ziyaretinde babasına yeni bir resim çizip götürdü. Bu sefer kuş yerine bir ağaç ve üzerine siyah minik benekler çizmişti. Babası keyifle resme baktı ve sordu: "-Hmmm... Ne güzel bir ağaç bu... Üzerindeki benekler ne?... Portakal mı?..." Küçük kız babasına eğilerek, sessizce; "-Hşşşşt... O benekler ağacın içinde saklanan kuşların gözleri..." Tebeşir Tozu... "Denizin kenarında durarak ve suya bakarak denizi aşamazsınız..." (Rabindranath Tagore) Ayaküstü Beşiktaş ligde, 1990 tarihinde F.Bahçe'yi 5-1 yenerek en farklı skorlu galibiyeti elde etmiş... 1987'deki iki maçta da 4-0'lık skorlarla yenmiş... F.Bahçe ise, Beşiktaş'a karşı ligdeki en farklı skorlu galibiyeti 1976'da 3-0'lık sonuçla almış... Bunlar Beşiktaş-F.Bahçe rekabetinin en farklı skorları olarak tarihe geçmiş... Niye yazdığımı söyleyeyim; Bugün ilk kez "1-0 olsun bizim olsun" demiyorum... Çoğunu Beşiktaş yese bile bol gol olsun... Aslında iyi, mantıklı bir taraftarım... Ama öyle olsun istiyorum... Çok gol atılmasını, çoğunu Beşiktaş yese bile gollü bir maç olmasını nasıl bir mantığa sığdırıyorum biliyor musunuz; Bu saatten sonra yarım puanla, bir puanla, averajla olunan şampiyonluk beni tatmin etmeyecek... Skorlara bakılırsa uzak tarihin Beşiktaş'tan yana olduğu görülüyor... Ama bir de yakın tarihe ışık tutan olaylar var... "Yavru Kartal" diye tabir edilen "Beşiktaş'ın eski çocukları" bu sezon siyah-beyazlıların canını çok yaktı... Daum da Beşiktaş'ın çocuğu sayılır mı acaba?... Bugünün buluşu İlk kez beş farını açık unutan birini, beş parmağımızı açıp kapatarak uyardık... (25.04.1975 - İsmail Karasu'dan...) küçük ilan... YELİZ... Yedi ayrı iklimden, yedi çeşit arı getirseler, yedi çeşit arı, yedi ayrı çiçeği dolaşsa, yedi ayrı çiçekten bal yapsa, senin kadar tatlı olamaz... (Cenk - Milliyet Vitrin) diyAlog (Maraton'da bir Erman-Şansal diyaloğu...) ERMAN TOROĞLU: Top derse ki; "Ey çizgi, ben vedalaşıyorum. Artık seni sevmiyorum. Ağlara gidiyorum. Artık sende en ufak parçam dahi yok" derse bu goldür... ŞANSAL BÜYÜKA: Hocam yine yaptın yorumunu... ERMAN TOROĞLU: Benim laflarımı dikkatli dinle... Yemeklerden sonra at bir iki tane... İtiraf Reyonu... (isim: leyla... şehir: istanbul... yaş: 20...) Babam eve geldiğinde binanın dış kapısını açık görmüş. Eve bağıra bağıra girdi (onun şivesiyle); "Siz hepiz delisiz dış kapıyı hep açık koyursuz. Bir gün hırsızlar girecek yukarda saklancak, gece de eve girip neyiz var neyiz yok alacaklar... Başızı da kesip gidecekler. Sabah kalkacaksız ki başız bir yerde, gövdez bir yerde..." *** (isim: akif... Şehir: çorum... yaş: 21) Yolda giderken sevgilim sandığım kıza işaret ettim... Bana bakınca o olmadığını anladım... Köşeyi dönene kadar deli gibi herkese işaret edip durdum... Sanatik kritik "Kim kendini kolay yoldan harcatmak isterse, hemen televizyondan televizyona koşup bütün dizilerde oynasın..." (Cem Yılmaz) Politik kritik "Hürriyet ve egemenlik cüzdana sığmayacak kadar büyük, portakal kasasında taşınmayacak kadar ağırdır..." (Mehmet Ağar) Sportik kritik "Beni şampiyon olup olamayacağımızdan çok, başımız dik olarak sokağa çıkıp çıkamayacağımız ilgilendiriyor..." (Serdar Bilgili) Bizimkiler Lütfü Kırdar'da Zaman Gazetesi'nin "Yılın Sporcusu" ödül töreni var... Milli Takımlar Sorumlusu Selami Özdemir'e neredeyse ikizi kadar benzeyen Mustafa Karagöl de geceye davetli... Kapıda muhabir arkadaşlardan Behram Kılıç, Mustafa Abi'yi karşılamış, "Abi şöyle buyurun" diye protokol masasına oturtmuş... Bir müddet sonra Selami Özdemir gelmiş, Behram onu da Mustafa Abi zannederek yol göstermiş; "-Mustafa Abi sen şöyle ayakta bekle... Herkes yerleştikten sonra ben seni iyi bir yere alacağım..." Şifa Yemek Öğlen Menüsü Telşehriye Çorba... Kuru Köfte... Salata... Fırın Sütlaç... Temelin yeri O yörede ünü çok iyi bilinen yankesici Temel'e araba çarpmış... Etrafında hemen kalabalık toplanmış, Dursun bir telaşla sormuş; "-Temel... Plakasını aldın mı Temel?..." Temel gözünün üstündeki kanları silerek cevaplamış; "-Plakayı göremedim de... Adamın cüzdanıyla ruhsatını aldım..." Tepkili vatandaş... Sizden bir ricamız daha var... Hani bir zamanlar köşenizin çevresine yazılar yazıyordunuz ve biz orayı okumak için gazeteyi şekilden şekile sokarken, insanlar "Deli midir nedir" diye bakıyorlardı ya... Ona tekrar başlar mısınız?... (Müge Durmuş) *** Hattını kapatmışsın galiba, benim babam da orada çalışıyor... Onda da Aycell hat var, numaranı bildirirsen bedava konusuruz... Nasıl olsa bina dışında da bedava... Cevap olarak mail gönderme, cebi ara... 0 505... (Veli) *** Şu Şifa Yemek menüsüne bayılıyorum... Ama ara sıra Karadeniz yemeklerine de yer verseler iyi olurdu... Hani mesela benim menüyü tavsiye ederim size; "Hamsi tava... Korkot Sarması... Hamsili Ekmek... Mısır Ekmeği... Laz Böreği..." (Mehmet Nuri) *** O kadar yazı gönderdik, yalakalık ettik bir kere bile yer vermedin bize... Nerde tanıdık varsa onu yazıyorsun, illa torpil mi lazım... Şaka bir yana öz abim gibi seviyorum seni... Bu sefer olur inşallah... (Ahmet Özkaya) *** Amatör bir site açtım. Ama yazacak doğru dürüst bir şey bulamayınca senin sayfandaki bazı esprileri oraya geçirdim. Eğer kaldırmamı istersen derhal kaldırırım. Yazılar dönüp dolaşıp sana gelirse şaşırma diye bildirdim... (Adem İnceler) *** Her doğum günümde bana istikrarlı olarak baston hediye eden sayın Cüneyt Yıldırım arkadaşımın bu ay doğum günü varmış... Bu vefalı arkadaşıma ben nasıl bir doğum günü hediyesi alsam ona haksızlık etmiş olmam acaba?... (Saliha M...)