Çocuklar Hepsini Duymasın...

A -
A +

"Çocuklar Duymasın"da beklenen skandallar... * Havuç'un laf attığı kız karateci çıkınca ağzı burnu dağıldı... * Duygu, ailesi tarafından aşırı serbest bırakılınca davulcuya vardı... * Fısfıs İsmail, hiçbir skandala karışmayınca "dizideki rolüne uymuyor" diye kovuldu... * Çaycı Hüseyin, tutturduğu altılı kuponunu yatırmayan komşusunu kesti... * Dominant teyze, dizide olduğunu zannederek eşine karşılık verince komalık oldu... * Senarist Birol Güven "Ne haliniz varsa görün" diyerek diziden ayrıldı... "Çocuklar Duymasın"da oyuncu olma şartları... * Televole, Pazar Keyfi ve Paparazzi programlarından "temiz" kağıdı alacak... * Dizi dışında hiçbir yerde, hiçbir kameraya "motor" dememiş olacak... * Dürüst olacak, insancıl olacak, bir karıncayı bile incitmeyecek... * Beşiktaş'ın yeni kadrosundan en az beş futbolcuyu ezbere sayacak... * Yemeklerde "şap" kullanılmasına razı olacak... "Çocuklar Duymasın" bundan sonra nasıl olacak?... * Olan bütün bu skandalların diziye dahil olduğu açıklanacak... İlk kadro yeniden toplanarak hiçbir şey yokmuş gibi devam edilecek... * Tamer ve Meltem senaryo oyunuyla öldürülecek... Selami ve Dominant Teyze; Duygu ve Havuç'u evlatlık edinerek devam edecek... * Senaryonun kendini tekrarlaması fırsat bilinecek ve diziye son verilecek... Aynı kadro ile, "Hayatın İçinden" isimli bir haber programı yapılacak... * Kadro değişince, "Çocuklar Duymasın" ismi de değişecek... Dizi "Çocuklar Uymasın" ismi ile devam edecek... * bizimkiler Hüseyin bulmacadaki son soruyu çözdükten sonra söylendi; "-Aaa... Bu dünkü gazete... Ben bu bulmacayı çözmüştüm..." Mehmet Fenerbahçe maçında yan hakemin penaltı vermesine şaşırdı; "-Aaa... İşe bak... Penaltıyı yedek hakem çaldı... Ahmet Abi'nin Faik Dükkan'a niye iki kat hesap ödediği ortaya çıktı... Dündar Abi alıp onun ismini yazıyormuş meğer... Mahmut Abi, arabasının çok yaktığını anlatıyor; "Bu devirde ne benzinli, ne de mazotlu araba alınır... En güzeli dizel araba..." * temelin yeri Temel'le Dursun Fransa'ya geyik avına gitmiş... Deniz uçağıyla bir krater gölüne inecekler, dağlarda avlanacaklar sonra dönecekler... Pilot: Beyler göle indik, size iyi avlar. Bir hafta sonra tekrar bu göle sizi almak üzere iniyorum. Ancak şunu peşin söyleyeyim, adam başı bir geyik taşıma hakkınız var. Deniz uçaği daha fazlasını kaldırmıyor... Bizimkiler: Tamam, biz zaten seri avı düşünüyor değiliz, kafamız dağılsın diye buradayız... Pilot: Harika, iyi avlar... Rastgele... Bir hafta sonra deniz uçağı göle inmiş, pilot bakmış bizimkilerin yanında, adam başı bir geyik... Pilot: Adam başı tek geyik demiştik... Bu uçak, bu ağırlığı taşımaz... Bizimkiler: Taşır taşır... Pilot: Beyler bakın burası Avrupa Birliği... Her şeyin bir kuralı var... Nizam var, intizam var... Dört geyikle bu uçak havalanmaz... Bizimkiler: Havalanır havalanır... Geçen yılki pilot havalandı... Pilot: Havalandı mı?... Dört geyikle mi?... Buradan mı?... Bizimkiler: Evet aynen öyle... Geçen yılki pilot, dört geyikle havalandı... Pilot: Madem o pilot yaptı, ben de yaparım... Hayatımda ilk defa böyle bir şey yapıyor olacağım ama kanıma girdiniz. Hadi yükleyin geyikleri, binin, bağlayın kemerlerinizi, kalkalım... Pilot gazı vermiş... Deniz uçağı göl üzerinde süratlenmiş... Süratlenmiş... Kızaklar sudan kesilmiş ama uçak bir türlü ağırlığı kaldırıp yükselmemiş... Ve sonuçta burun üstü ormanın içine çakılmış, bin parçaya ayrılmış... Şans eseri kimsenin burnu kanamadan kurtulmuş... Ormanda, yarı baygın, paramparça olmuş uçağın yanında, Dursun kendine gelmiş, kafayı kaldırmış; "-Ula Temel... Neredeyiz biz?..." Temel şöyle bir etrafa bakmış; "-Hemen hemen.... Geçen yıl düştüğümüz yerin 200 metre kadar gerisinde..."

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.