1933 yılıydı... Yarım gün çalıştığım işimden çıkarılmıştım, artık aile bütçesine hiç bir katkım olamıyordu... Tek gelirimiz annemin başkalarına elbise dikerek kazandığı paraydı... Sonra, annem bir kaç hafta hastalandı ve çalışamaz oldu... Elektrik idaresinden geldiler ve faturaları ödeyemediğimiz için elektriğimizi kestiler... Sonra da havagazı şirketi geldi ve havagazımızı kestiler. Sonra sular idaresi. Ama Sağlık Bakanlığı, halk sağlığını koruma tedbirleri dahilinde suyumuzu yeniden bağlattı. Dolabımızda yiyecek çok az şeyimiz kalmıştı. Arka bahçemize sebze ekmiştik, bahçede ateş yakıp pişirebildiklerimizi pişiriyor ve yiyorduk... Bir gün küçük kız kardeşim hoplaya zıplaya okuldan geldi ve "Yarın fakirlere vermek üzere okula bir şeyler götürmemiz gerekiyor" dedi. Annem, "Bizden daha fakir olabilecek birilerini tanımıyorum" diyerek söylenmeye başladı... Bizimle yaşayan büyükannem elini annemin koluna koyarak okşadı... "Eva" dedi, " Eğer bu çocuğa bu yaşta fakir olduğu fikrini kabul ettirirsen, o ömrünün geri kalanını öyle olduğunu düşünerek yaşayacaktır... Bir kavanoz evde yaptığımız reçellerden kalmıştı... Bırak onu okula götürsün..." Büyükanne biraz kağıt ve bir parça pembe kurdele buldu... Son reçel kavanozumuzu paketledi... Sis ertesi sabah gururlanarak okula "fakirlere hediyesini" götürdü. Bu olaydan sonra toplulukta bir problem yaşanıyorsa, o kendisini doğal olarak çözümün bir parçası olarak görmeye başladı... (Edgar Bledsoe) Tebeşir Tozu... "Hafif acılar konuşabilir ama, derin acılar dilsizdir..." (Seneca) diyAlog (F.Bahçe kalecisi Volkan, Malatya maçından sonra sürpriz yapıp Beyaz'ın programına katılmış...) VOLKAN: Kupayı da maçtan önce alınca, konsantre olamadım... BEYAZ: Etkiledi değil mi?... VOLKAN: E tabii etkiliyor... Yoksa 4-1 bitmezdi maç... BEYAZ: 4-1 bitmedi zaten, 4-2 bitti maç... VOLKAN: Öyle mi?... Ben karşı kaleyi çok iyi göremedim zaten... Ayaküstü Muhalefet nedir?... * Adı Aysel olup, Turkcell kullanmaktır... * Beşiktaş'ta oturup Fener'i tutmaktır... * G.Saraylı olup, Trabzon'un gollerine sevinmektir... * Şıracı olup, şalgamcıya şahit olmaktır... * Bilgisayar olduğu halde daktiloyla yazmaktır... * YÖK olup, iktidarı en çok hırpalayan olmaktır... Sanatik kritik "Sonunda hayal ettiğim mutluluğu buldum... Benim sevgilim adam gibi adam... Popstar seyretmiyor, odasına girip kitap okuyor..." (Deniz Akkaya) Politik kritik "Biz neyle ilgili yasa getirsek, siz 'Cumhuriyet elden gidiyor' diyorsunuz... Elden giden Cumhuriyet değil, Cumhuriyet Halk Partisi..." (Hüseyin Çelik) Sportik kritik "Lucescu Türkiye'ye gelmiş geçmiş en büyük teknik adam... Önce G.Saray'ı şampiyon yaptı, sonra Beşiktaş'ı, bu sezon da F.Bahçe'yi..." (Christoph Daum) İtiraf Reyonu... (isim: mehmet sevgili... şehir: konya... yaş: 28...) Bir arkadaşımın (Ömer Uçuran) başından geçen olayı anlatacağım... Ömer İstanbul'da küçük bir lokantada çalışıyor... O gün sabah yine erkenden işbaşı yapmak için güzelim uykusunu bırakıp atlamış İETT otobüsüne... Yol uzun, otobüs tıklım tıklım, zaten uykusu da var... Atmış elini kayışlara (ayaktakilerin tutunmaları için olan kayış) ayakta uyuklamaya başlamış... Tam uyuyor da değil, uyanık da... Lokantacı ya; gözlerinin önüne tostlar, dönerler, sucuklar gelmeye başlamış... Tam bu sırada yanına bir kız yaklaşmış, "Bir tane verir misiniz" demiş... Ömer önce afallamış, içinden "Aha içimi okuyor bu" diye geçirmiş... Ama uykuda ya kendinin işyerinde mi, otobüste mi olduğunu tam kestirememiş... Ne olursa olsun müşteri kaçmasın demiş, "Kaşarlı mı olsun, sucuklu mu" diye sormuş... Kız bön bön bakmış Ömer'e "Manyak mısın sen ya... Şu kayışın birini ver"... (osoztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim) Bugünün buluşu "Ne ayaksın" diye soranlara, "Kırkayak" cevabı bulundu... (16.05.1985) Bizimkiler (Şampiyon Fenerbahçe özel bombaları...) * Fenerbahçe-Malatya maçını seyreden Yılmaz Abi'nin yorumu; "-Malatya kesin Trabzon'dan teşvik primi almış..." * Son maçta futbolcuları saçlarını sarıya boyatılmış gören Cem soruyor; "-Daum niye boyatmamış abi?..." * Havai fişek gösterileri için stadın ışıkları kapatılınca Engin Abi güldü; "-Ha haaay... Rezalete bak... Stadın elektrikleri kesildi..." Şifa Yemek Öğlen Menüsü; Mercimek Çorba... Etli Taze Fasulye... Fırın Makarna... Ayran... TRİBÜN Galatasaray cezası sebebiyle son maçını gazeteciler ve yedeklere oynayacakmış... Cimbom, sezonun hasılat rekorunu son maçında kıracak... Temelin yeri Temel, Dursun ve İdris birlikte seyahat ediyorlarmış, ama ceplerinde metelik yok... Acıkınca bir lokantaya girmişler... Yemekten sonra İdris yerinden kalkıp lokantacıya gitmiş ve "Paramın üstünü verir misiniz" demiş... Daha parasını bile almamış olan lokantacı sinirlenmiş, "Bana para vermedin ki üstünü isteyesin" diye bağırmış... Herkes başlarına üşüşmüş... Birisi lokantacıya, "Bir daha düşün. Belki parayı almışsındır" derken Dursun yanlarına gelmiş ve "Ben yemek parasını öderken bu biçare arkadaş da parasını veriyordu" demiş... Lokantacı bu kez Dursun'la da verdiydin vermediydin davasına başlamış... Tam bu sırada Temel'in masada oturmuş ağladığı görülmüş... "Ne oldu?... Niye ağlıyorsun böyle" diye sormuşlar; "-Neden ağlamayayım... Benim paramın da üstüne yatmasından korkuyorum" demiş... Bir sezon böyle geçti... "-Ahmet Asım, golü attın ve Beşiktaş'ı yendiniz. Neler söyleyeceksin?..." (Ömer Güvenç, Lig TV) "-Bir şey söylemeyeceğim. Sadece şunu söyleyeceğim: Benim adım Ahmet Asım değil, Ali Asım... (Adanaspor'un golcüsü Ali Asım - Lig TV) "-Transferle ilgili şu an herhangi bir görüşme yok, sadece görüşmelerimiz sürüyor..." (Sinan Engin, Beşiktaş meneceri) "-Ahmet, ben senin durumun için çok mutlu oldum..." (Turgay Şeren - Telegol) "-Bülent Korkmaz, kendini yunus balığı gibi yerlere atıyor..." (Osman Tanburacı - 3. Devre) "-Sen mi kurtaracaksın bunları dedim kendime..." (Ahmet Çakar - Telegol) "-Ersun Yanal, spor akademisi mezunu, internetbilir bir hoca..." (Kazım Kanat - 3. Devre) "-Olacak iş değil, neredeyse soyunma odasından attı golü..." (TV 8 spikeri, Bochumlu oyuncu için) "-Serhat ile Mustafa arasındaki mücadele, grekoromene mi, serbeste mi giriyor Melih?..." (Deniz Gökçe - Lig TV) "-Çok mutluyuz... Takım olarak iyi oynadık ve 3 puanla sevindik..." (Serkan - Samsunspor) "-Erhan ayakkabısı ile şöyle bir dokundu oyuncuya, tabii içinde ayağı da vardı..." (TRT spikeri) "-İstanbulspor sakat ve cezalı futbolcularla tam kadro Konya'ya geldi... Hiç sakat ve cezalı futbolcusu yok İstanbulspor'un..." (Gökhan Gerçek - NTV muhabiri) "-Küfüre gerek yok ki anasını satayım..." (Fahri, Çaykur Rizespor)