Dikkat... Kapı çarpar...

A -
A +

(Bunlar; makinistlerin Londra metro istasyonunda yaptığı anonslar...) "Sayın yolcularımız... Gecikme için hepinizden özür diliyoruz... Biliyorum akşamın bu saatinde hepiniz biran önce evinize gitmek için sabırsızlanıyorsunuz... Tabii benim eski karımla evli değilseniz...Öyle olsaydınız zaten şu anda evin tam ters istikametine giden Westbound trenine binmiş olurdunuz..." "Sayın yolcularımız... Tren durduğu zaman duyduğunuz zil sesinin anlamı, 'Kapılar az sonra açılacak' demektir... 'Çantanızı kaptığınız gibi sağı solu iterek deli gibi kapılardan fırlayın' değil..." "İkinci bölüme geçmeye çalışan; uzun boylu kır saçlı, bıyıklı ve gri pardesülü beyefendi... 'KAPILARDAN UZAK DURUN' cümlesinde anlayamadığınız nokta nedir?..." "Şu anda Baker Street'e yaklaşıyoruz... Gördüğünüz gibi Baker Street kapalı... Şunu önceden haber verseler iyi olmaz mıydı diyeceğim ama, tabii biz adam değiliz ki; biz alt tarafı bir makinistiz... Bizim ne haddimize önceden bilgi istemek..." "Sayın yolcularımız... Önce iyi haberi mi duymak istersiniz, kötu haberi mi?... İyi haber, dün benim doğumgünümdü ve arkadaşlarım sürpriz bir parti hazırlamışlar... Hayatımda hiç bu kadar duygulandığımı hatırlamıyorum... Kötü haber, Stratford-East Ham hattında bir sorun yaşadığımız için ne yazık ki gideceğiniz yere 3 saat gecikeceksiniz..." "Maalesef hareket edemiyoruz... Çünkü bir adet söylemeye dilim varmayanın yolcusu elini kapıya sıkıştırdı... Size 50 kere söylüyoruz, 'Kapılara dikkat edin' diye... Ama hayııır, kim dinleyecek... Tabii burada eşek bağırıyor di mi... Sersemliğinin cezasını çek bakalım şimdi..." bizimkiler (Bizimkiler'in en çok kullandığı sözler...) Adnan Taşdizen: Evet... Sekiz kimde çocuklar... Kazım Çeliker: Nerde bu Devlet, nerde bu İsmail... Necmettin Öksüz: Bu seneee de bekar gezelim... Ömer Faruk Bingöl: Manyak bir alet, kaç yapıyor?... Şirin Berber: Dört dünya kupası gördüm, üçünde oynadım, böyle bir şey görmedim... Faik Dağlı: Haydiii... Fırından yeni çıktı... Tayze tayze... Mesut Yağmurcu: Saat dört... Hadi gidelim son çayımızı içelim... Dündar Abi: Pazartesi izine çıkıyorum... Mehmet Akbal: Yeni bir fıkra var... Temel muz kabuğu görmüş... Turgay Sakarya: İspanya'ya gidiyorum... Muharrem Acartürk: Bizim takım elbise ne oldu?... Tahir Kum: Yarı fiyatına olmaz mı?... Ömer Faruk Ünal: Ben böyle bir şey görmedim... Şekip Hazar: Aziz Yıldırım önümüzdeki kongrede kesin gidiyor... Engin Atay: Şu internet bankacılığını bir daha anlatsana... Mustafa Karagöl: Tamam abi, onu hallederiz... İtiraf Reyonu... (İsim: naciye battal... şehir: kdz.ereğli... yaş: 22...) Bir gün gönüllü çalıştığım SSK hastahanesinde ultrason odasındayız... Bir hastayı içeriye aldım... Oradaki hemşire aldı elindeki kağıdı "Siz dışarıda bekleyin, ben sizi çağıracağım" dedi... Adamcağız, "Tamam kapıda beklerim" dedi ve çıktı... Akşama doğru "Beni çağırmadınız ama" diye geldi... "Neredeydin" diye sorduk... İki kat aşağı inip, dış kapıda haber beklemiş meğer... (isim: yeşim yılmaz... şehir: istanbul... yaş: 25...) Geçen gün, yemek yiyecektik... Tam masaya oturduk. Abimin oğlu Rıdvan başladı konuşmaya; "-Nefes borusu nasıl bir şey, ben hiç yemek borumu görmedim..." Annem baktı konu uzadıkça uzuyor; "-Sus otur şimdi yemeğini ye... Sonra görürsün" dedi... (isim: kemal deveci... şehir: istanbul... yaş: 19...) Geçenlerde bizim okulda veli toplantısı yapıldı... Bütün hocalar sınıfa girmiş anlatmışlar öğrencilerin durumunu... Neyse toplantı bitmiş veliler ayrılmışlar... Daha sonra sınıfa bizim bilgisayar hocası gelmiş ama kimse yok... Geç kalma sebebi de şu; öğretmenler odasında uyuyakalmış... Bir rezillik daha var, bizim Türkçe hocası derste devamlı geğiriyor... (osoztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim)

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.