Tabloları ile ün yapmş bir ressam, günün birinde en güzel eserini yapmaya karar vermiş... Konu bulmak için şehir dışında dolaşmaya çıkmış... Ressamı tanıyan biri, "Böyle nereye gidiyorsun dostum" diye sormuş... Ressam, "Bilmiyorum... Dünyanın en güzel şeyinin resmini yapmak istiyorum" diye cevap vermiş; "-Belki siz dünyanın en güzel şeyinin ne olduğunu söyleyebilirsiniz..." Adam biraz düşündükten sonra, "Kolay" demiş; "-Dünyanın neresine giderseniz gidin, en güzel şeyin inanç olduğunu göreceksiniz..." ... Ressam cevap vermeden yoluna devam etmiş... Daha sonra çok saygı duyduğu bir adama rastlamış... Ona dünyanın en güzel şeyinin ne olabileceğini sormuş... İkinci adam da bir süre düşündükten sonra şunları söylemiş; "-Dünyanın en güzel şeyi aşktır... Yoksulları zenginleştiren, gözyaşlarını tatlılaştıran, azı çok yapan o değil midir?... Aşksız hiçbir şey güzel olamaz..." ... Ressam dünyanın en güzel şeyini aramaya devam etmiş... Yolda giderken rastladığı yorgun bir askere de aynı şeyi sormuş... Asker kendisine şunları söylemiş; "-Dünyanın en güzel şeyi barıştır... En çirkin şeyi de savaş... Barış olan yerde her zaman güzellik bulabilirsiniz..." ... O zaman ressam şöyle düşünmeye başlamış... "-Dünyanın en güzel şeyleri; inanç, aşk ve barış ise onların resmini nasıl bulabilirim?..." Başını sallayarak evine dönmüş... Kapıdan içeri girince dünyanın en güzel şeyini bulmuş... Çocukların gözünde inanç, eşinin gözünde aşk, evinde barış ve mutluluk hüküm sürüyormuş... ... Bunlardan ilham alan ressam dünyanın en güzel şeyinin resmini yapmış... İşi bitince boyalarını ve fırçalarını toplamış... Daha sonra tuvalin örtüsünü kaldırarak, uzun uzun seyretmiş yaptığını... Kendine güvenen bir aile reisi, mutlu bir kadın ve böyle mutlu bir ortamda yüzleri pırıl pırıl parlayan çocuklar, ışık oyunlarıyla dolu sıcak bir ortamda resmedilmişler... Ressam, daha sonra tablosuna "Evim" adını vermiş... (John Minum - Resim Dünyası'ndan...) Hayata dair... O'na kızgın olduğunu biliyorum... Neden şunu denemeyesin; O'na bir mektup yaz... Bütün duygularını dök... Öfkeni ve hayal kırıklığını anlat... Hiçbir şeyi gizleme... Sonra mektubu bir çekmeceye koy... İki gün sonra oku... Hâlâ yollamak isteyecek misin?... Ben öfkenin ve pasta kıtırının iki gün sonra yumuşadığını öğrendim... H.Jackson Brown Sağdan-sola... (Aksaray'dan Taksim istikametine gitmekte olan bir halk otobüsündeki not ... Ela-Turka yolladı...) "-Arkaya doğru ilerleme yasasına uyalım, uymayanları uyaralım..." *** (İkitelli'deki bir kahvehanenin "girilmez" yazısının altındaki not... Zahit ordaymış...) "-18 yaşından küçük çocuklar ve 98 yaşından büyük bunaklar giremez..." *** (Fındıkzade'de Doğan marka arabanın arka camındaki büyük not... Hanife görmüş...) "-Bekir araba bugün bana lazım... Geç yattım beni uyandırma... Notu oku git..." Tebeşir Tozu... "Karakterinize şöhretinizden daha çok önem verin... Çünkü karakteriniz; aslında ne iseniz odur, oysa şöhretiniz, başkaları sizi ne sanıyorsa odur..." (John Wooden) diyAlog (Serap Ezgü, içinden çıkılası zor bir hikaye ile karşı karşıya...) YETER HANIM (Mustafa Bey'in amcasının kızı): Eski eşiyle görüşüyor Mustafa Bey... Hatta iki yaşında çocuğu var Mustafa Bey'den... HANİFE HANIM (Mustafa Bey'in ikinci eşi): Tamam çocuğu kabul ediyorum... Ama benimle tanıştıktan sonra 10 yıldır hiç görüşmediler... SERAP EZGÜ: 10 yıldır görüşmüyorlar, iki yaşında çocuğu var öyle mi?... HANİFE HANIM (Mustafa Bey'in ikinci eşi): Evet Serap Hanım... *** (Adet yerini bulsun diye Savaş Ay'ın Nilay Dorsa röportajı...) SAVAŞ AY: Çalışıp geldin demek... Şaşırtmaca sorayım o zaman, Tayyip Bey'den önceki Başbakan kimdi?... NİLAY DORSA: Eee... Ecevit'ti... Ama ismine dikkat etmemişim, ne Ecevit'ti?... SAVAŞ AY: Biri daha vardı, ondan da önce... Gözlüklü hani?... NİLAY DORSA: Cem Boyner'di galiba... Ama az kaldı Başbakan olarak başımızda... Rakamlarla sigara... (İnsanımızın başına sigarayla ilgili en berbat hangi hatıralar geliyor...) % 25: Bitmemiş kutu kolanın içine sigara izmariti atmak ve bir müddet sonra unutup koladan bir fırt çekmek... (Ağız tadı bozulur, elma yenip kendine gelinir...) % 25: Sigarayı ters yakmak ve yanmış pamuk kokusu ile karşılaşmak... (Zayi etmemek için makasla yanan yer kesilir, yine aynı tat bulunamaz...) % 25: Topluluk içinde sigarası yanarken, başka bir sigara yakmak... ("Aşık mısın olum" diye gülüşmelere engel olunamaz... Bitmek üzere olan söndürülür...) % 25: Canı sigara çekmek ve başkasının yeni yaktığı sigaraya atlamak ve dudaklara değdirince ıslaklığı hissetmek... (Çok samimiyet yoksa çaktırılmaz...) Bugünün buluşu İlk kez sahnede assolistin başına gül yaprakları döküldü... (26.09.1969) bizimkiler Akşam çatkapı Mustafa Abi'ye gittik... Bir müddet sonra kapıyı açan küçük kızına "Babanı çağır" dedik... Çocuk içeriye gidip geldi; "-Babam diyo ki, evde yokmuş..." *** Ordan çıktık, Ahmet Abi'ye gittik... Bu kez, "Bizim yaptığımız da ayıp... Ev müsait değildir, alıp dışarı çıkalım" dedik... Gelmemek için kapıda, "Eşofmanlarımı giydim", "Uykusuzum", "Soğan kokuyorum" gibi bahaneler uydurdu... Tam ayrılacakken oğlu içerden bağırdı, "-Baba... Reklamlar bitti..." temelin yeri Kuyuya düşen adama ip atarak kurtaran Temel, aynı yöntemi binanın tepesinde kalan adama da uygulamış... "Ne yaptın Temel" diye kızmışlar... "-Daha beş dakika önce böyle bir adam kurtardım... Galiba binanın tepesindeki ipi sıkı tutmadı..." *** Dursun yeni bir araba almış... Temel'le araba hakkında konuşurken, "Bu araba klimalı" demiş... Temel sormuş; "-Nereli nereli?..." *** Temel'le Dursun ava çıkmış... Dursun birkaç saçmayı karavana sallayınca Temel; "Bana nişan al, bana nişan al" diye tutturmuş... Dursun anlam veremeyince açıklamış; "-Kurşunlar hedeften başka her yeri vuruyor da..." sanatik kritik "Değişim sözü bana çok çiğ geliyor... Sanki sahip olmadığım bir şeye sonradan sahip olmuşum gibi..." (Özcan Deniz) politik kritik "Gizli ajanda kullanmayı sevmeyen bir liderim... Aksine gizli ajandaları olanlara da farklı bakarım..." (Tayyip Erdoğan) sportik kritik "Hep böyle Ankara'daki gibi stresli maçlar oynarsak, hem biz, hem de taraftar sağlık sorunları yaşar..." (Christoph Daum) Şifa Yemek Öğle Menüsü Mantar Çorbası... Ispanaklı Köfte... Bulgur Pilavı... Meşrubat...