* Bush'un havaalanından alınıp kalacağı otele bırakılması sırasında yağan yoğun yağmur, yolları felç etti... Amerikan Başkanı'nın Limuzin'i, Yenikapı'dan geçerken tavanına kadar suya gömüldü... Bir müddet arabanın üstünde bağdaş kurarak oturan Bush, çevredeki balıkçıların büyük yeğenleri ile kurtarılabildi... * Bush'un konferansta yaptığı konuşma sırasında 5.2 şiddetinde bir sarsıntı oldu... Salondaki herkes masaların altına girerken, Amerikan Başkanı'nın soğukkanlılığı dikkat çekti... Konuşmasını bölmeyen Bush yardımcılarına; "Irak'taki askerlere söyleyin, zirve bitene kadar ateşi kessinler" dedi... * Gazetecilerin sorularını cevaplarken kalabalığı yararak arkalardan gelip Bush'a mikrofon dayayan bir muhabir, "Pazar Keyfi'nin Uçankuş adlı bölümünden geliyorum" demesi güvenlik güçlerini harekete geçirdi... Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, ekiplere, "Hani kuş uçrtmayacaktınız" diye fırça attı... * Bütün güvenlik önlemlerinin alınmasına rağmen Lütfi Kırdar'ın karşısındaki sazlıklarda uyuyan tinercilerin farkedilmedi... Zirve günü kalabalığa dalan 14-16 yaşlarındaki tinerciler Bush'tan ekmek parası istedi... Buna karşı çıkan Amerikan başkanı bacağından şişlendi... Bush, Amerika'ya döndükten sonra yardımcılarından Türkiye için geniş bir rapor istedi ve "Çocuklar kokusundan kimyasal silah sezdim... Türkiye'ye özgürlük harekatını başlatıyoruz" diyerek istihbarat birimlerini harekete geçirdi... Temelin yeri Kadın parkta dolaşırken tekerlekli sandalyede oturan yaşlı Temel'i görmüş... Yanına giderek; "-Gözlerinizdeki mutluluk parıltılarını görünce dayanamayıp yanınıza gelmeye karar verdim... Nasıl bu kadar mutlu olabiliyorsunuz?... Bunun sırrı nedir?..." -Günde üç paket sigara içiyorum... Devamlı yağlı yiyecekler tüketiyorum... Ayrıca hiç spor yapmam... "-İnanılmaz bir şey... Kaç yaşındasınız?..." -Yirmi altı... Rakamlarla futbol (Penaltı kaçıran futbolcular, hangi ruh haline bürünüyor?...) % 5: Başını önüne eğip, futbolu bırakmayı düşünüyor... % 5: "Acaba hakem penaltıyı tekrarlatır mı" diye bir düdük sesi bekliyor... % 5: Üzülmüş gibi yaparak formasını kafasına geçirip, hocaya bakıyor... % 85: "Ayağım takıldı" süsü vermek için topa vurduğu noktaya bakıyor... Bugünün buluşu İlk kez bakkal ve eczanelerde kolonya şişesi dolduruldu.... (27.07.1977) Tebeşir Tozu... "Tembellik; iki çocuklu bir anadır... Kızının adı açlık, oğlunun adı hırsızlıktır..." (Victor Hugo) diyAlog (Hülya Avşar'ın Emrah'la konuştuğu, ancak yayına sokmadığı diyalog...) EMRAH: Diyarbakır'da zihinsel engelliler okulu açtım... HÜLYA: Niye?... Onlarla bir yakınlığın mı var?... EMRAH: Bu sözünden dolayı o çocuklardan özür dilemelisin... HÜLYA: Hayır ben normal insanlar daha geri zekalı olabilir demek istedim... İtiraf reyonu (isim: emin's... şehir: istanbul... yaş: 31...) Geçen günkü telefon itirafını okuyunca aklıma geldi... O ne ki?... Muziplik olsun diye işyerindeki arkadaşlarla telefona, kaynanam aradığı zamanlar, "Ben baş belanız... Açsana şu telefonu alçak dâmât" diyen papağan sesi yüklemiştim... Üstelik ekranda, o aradığı zaman çirkin bir papağan logosu çıkıyordu... Altıncı evlilik yıldönümümüzü kutlarken tebrik etmek için aradı... Hanımla 15 gün konuşmadık... kadınlar erkekler Bir grup erkek ve kadın, bir yazarın evinde toplanmış, sohbet ediyorlarmış... Misafirlerden biri, kadınla ayna arasındaki farkın ne olduğunu sormuş... Kimse cevap vermeyince soruyu kendisi cevaplamış; "-Ayna, konuşmadan yansıtır... Kadın ise hiçbir şey yansıtmadan konuşur..." Bunun üzerine bir hanım dayanamamış ve hemen atlamış; "-Peki ben size bir soru sorayım bu defa... Erkekle kristal ayna arasındaki fark nedir?..." Kimse cevap veremeyince kadın devam etmiş; "-Ayna yontulmuştur..." Bizimkiler Cem, federasyondan gelen, "Genel Kurul ertelendi" faksını aldıktan sonra aradı, "Aloo... Sema Hanım... Gönderdiğiniz faksın altı boş çıktı... Tekrar çeker misiniz?..." *** Sırrı'nın evlilik yemeği vip salonunda yapıldı... Koca salonda yemek fişi getiren tek kişi Talip oldu... *** 20 günlük evli Hüseyin, 2 günlük evli Sırrı'ya nasihat veriyor; "Oğlum unutma... Evlilikte sabır çok önemli..." Şifa Yemek Öğlen Menüsü; Kremalı Mantar Çorba... Sebzeli Kebap... Şehriyeli Pilav... Meyve... Hayata dair... Bir yaz günü, plajda oturuyor, kumlarla oynayan iki çocuğu seyrediyordum. Her ikisi de, deniz kıyısında, kapılarıyla, kuleleriyle, tünelleriyle kocaman bir kale yapmak için beraberce harıl harıl çalışıyorlardı... Kale neredeyse tamamlanmışken, büyük bir dalga gelip kaleyi bozdu... Her şey, bir anda ıslak bir kum yığınına dönüşmüştü... Bütün uğraşlarının bir anda gözlerinin önünde yok olduğunu gören çocukların göz yaşlarına boğulmalarını bekliyordum... Ama çocuklar beni şaşırttı... Ağlamak yerine, ikisi de kalkıp el ele tutuştular ve gülerek kıyıdan biraz daha uzaklaşıp yeni bir kale yapmaya giriştiler... Çocukların, o anda bana önemli bir ders öğrettiklerini farkettim... Hayatımızdaki her şey, yapmak için üstünde çok zaman ve enerji sarfettiğimiz her karmaşık yapı, aslında kumdan yapılmışlardır... Sadece başka insanlarla kurduğumuz ilişkiler ayakta sağlam kalabilir... Er ya da geç, bir dalga gelip, kurmak için yoğun çaba sarfettiğimiz çalışmaları anında yıkabilir... Böyle bir durum karşısında, sadece yanında tutacak bir eli olan insan gülümseyebilir... (Rabi Harold Kushner'den...) Ayaküstü Genetik özellikleri çözülmesin, kişiye özel zehir üretilmesin ve çeşitli hastalık spekülasyonları yapılmasın diye Bush için tuvalet de getirildi... Adamın yattığı yere saçının kılı düşse, alınıp götürülecekmiş... Bence de çok iyi bir davranış... Çünkü Ortadoğu'da zaten Bush'un yeterince pisliği var... Sanatik kritik "Biz Asena'nın iyiliğini istiyoruz... Yetiştirdiğimiz meyvenin kurtlar tarafından toplanmasını istemiyoruz..." (İbrahim Tatlıses) Politik kritik "Bunun tartışacak bir tarafı yok... Lüks otomobili olan, lüks vergi verecek kardeşim... İki kere iki dört..." (Kemal Unakıtan) Sportik kritik "G.Saray'ın adı yeter... Avrupa Kupaları'nda olmamamıza rağmen transferi olan herkes bize gelmek istiyor..." (Ergun Gürsoy)